Okuma süresi: 3 dakika

‘Gezegen Avcısı’ Kepler teleskobunun kısa süre önce keşfettiği ‘en Dünya benzeri gezegen’ Kepler-186f, her gün üzerine bir yenisi eklenen uzay keşfi macerasında heyecan verici en son gelişme oldu. Görevinde 24 yılı dolduran Hubble Uzay Teleskobu gibi uzayın derinliklerini inceleyen çok sayıda keşif aracı ve teleskop bugüne kadar sayısız başarı elde etse de, NASA’nın 2018’de ateşlemeyi planladığı James Webb Uzay Teleskobu (JWST), insanlık için yepyeni bir sayfa açacak. James Webb sahip olduğu özelliklerle, yeni gezegenler bir yana, belki uzaylıları bile görecek.

Yerden yaklaşık 570 kilometre yükseklikte gezinen Hubble teleskobu, Güneş Sistemi ve Samanyolu Galaksisi hakkında bilim dünyasına çok değerli bilgiler sundu. Defalarca bakımdan geçirilen Hubble, bu uzun sürenin ardından 2014’te arka plana çekilerek yerini JWST’a bırakmaya hazırlanıyordu. Ancak NASA, Avrupa Uzay Ajansı (ESA) ve Kanada Uzay Ajansı (CSA) tarafından yürütülen 5 milyar dolarlık proje için bugün en erken tarih, 2018.

17 ülkeden binden fazla mühendis ve bilim insanının yer aldığı JWST projesinin giderek uzaması, teleskobun sahip olduğu benzersiz özelliklerde saklı. Çelik grisi renge sahip berilyumun mükemmel bir şekilde işlenmesiyle hazırlanan 6.5 metre genişliğindeki ana aynası, Hubble’ın 2.4 metrelik aynasından altı kat daha fazla ışın toplama yeteneğine sahip olan JSWT, aynı zamanda Hubble’ın tam 15 katı daha fazla alanı inceleyebilecek. JWST, kızılötesi gözlemevi Spitzer Uzay Teleskobu’ndan da çok daha yüksek bir çözünürlüğe sahip olacak.

18 parçaya bölünmüş 705 kg ağırlığındaki dev bir altıgen olan ana aynanın doğal ısı kalkanı, 25 metrekarelik yüzeyini örten altın. Dev teleskobu güneş ışınlarından koruyacak asıl donanım ise 21 metrelik ısı kalkanı. Uzayda tek bir ayna oluşturacak parçaların konumlandırıldığı hiza, bir saç telinin 10 binde 1’ine denk geliyor. Ana aynadan yükselen 7 metrelik tripod yapı üzerinde yer alacak 75 cm genişliğindeki bir diğer ayna, ışığın veri toplayan donanımlara yansıtılmasını sağlayacak.

Büyük Patlama’nın ardından oluşan ilk galaksileri ve onlardan gelen ışığı tespit etmeye çalışacak JWST, sıcaklığın -218 dereceye ulaştığı bölgelerde ısı kalkanının oluşturduğu soğuk gölge sayesinde Güneş, Dünya ve Ay’dan gelen radyasyon ve ısıdan korunacak, böylece 13 milyar yıl öncesine uzanan kızılötesi sinyalleri de tespit edebilecek.

Curiosity’nin ardından en zorlu görev

JWST, Hubble gibi Dünya’nın tepesinde gezinmeyecek, tersine, ısı kalkanının oluşturacağı soğuk gölgenin en faydalı olacağı L2 noktasına yollanacak. Burası, Dünya’dan 1.5 milyon km uzaklıkta yer alan ve Dünya, Güneş ve Ay’ın aynı yönde konumlandıkları en iyi yörüngelerden birini temsil ediyor. Dünya’dan bu kadar uzakta kalacak olması, Hubble’ın aksine JWST’un defalarca bakımdan geçirilemeyeceği anlamına geliyor.

Scientific American dergisine Ekim 2010’da açıklama yapan NASA Goddard Uzay Uçuş Merkezi’nden Mark Clampin, adını NASA’nın eski başkanlarından James E. Webb’den alan teleskobun, origamiyi çağrıştırdığını belirtmişti. Sebebi, 6.2 tonluk taşıma yükü halinde Ariane 5 ECA  roketine katlanarak yerleştirilecek teleskobun, L2’ye ulaştığı zaman ısı kalkanını ve üç parça halindeki aynasını sorunsuz bir şekilde açması, ardından teleskobun en doğru sıcaklıkta en doğru konuma getirilmesine gerektiği. Bu aşamalar sorunsuz gerçekleşirse, JWST, Yıldız Savaşları’ndaki Yıldız Destroyerlerini anımsatan görüntüsüne bürünerek Dünya’nın Evren’e bakan gözü olarak faaliyete geçecek.

“Medeniyete en büyük katkılarımızdan biri”

JWST, 2.5 milyar dolarlık Curiosity projesinden bu yana astronominin en zor görevi. Curiosity, 6 Ağustos 2012’de Mars atmosferine 20 bin kilometre hızla girmiş, dev paraşütü onu serbest bıraktıktan sonra iniş motorlarıyla Gale Krateri’ndeki belirlenen noktaya iniş yapmıştı. NASA’nın ölüm sessizliğiyle takip ettiği 7 dakikalık inişin bir benzeri, 2018’de tekrar yaşanacak. Yeni görev, James Webb’in sorunsuz bir şekilde açılması ve konumlanması olacak.

James Webb hedeflenen noktaya ulaştıktan sonra onu durdurabilecek bir etkenin ortaya çıkması zor. Zira en hafif ikinci metal olmasına rağmen en sert elementlerden biri olan berilyumdan yapılma 2.5 milimetre kalınlığındaki aynalar, son derece sağlam. Grafit bileşikler, nikel çelik alaşım ve titanyum kullanılan gövdesiyle, JWST’un esneme payı ise maksimum ’32 nanometre.’

James Webb’in L2 noktasında 5-10 sene görev yapması bekleniyor. Ancak tahminleri fazlasıyla aşan Mars keşif robotu Opportunity, Güneş Sistemi dışına çıkan ilk uzay aracı olan Voyager-1 ve görevine yorulmadan devam eden Hubble gibi James’in de ne yapacağı belli olmaz. Teleskobun henüz aynalarının hazırlandığı günlerde Scientific American’a konuşan JWST element yöneticisi Lee Feinberg, beklentilerini şu şekilde özetlemişti: “James Webb, neslimizin medeniyete olan bir katkısı. Sonsuza dek gönderildiği yerde kalmayacak. Ama belki de bir gün gelecek nesiller büyük teleskoplarla onu gözleyebilecek.”

Belki de, James Webb’in uzay tozuyla kaplanan ve radyasyonla hırpalanan dev altın aynası, bir gün Dünya dışı yaşama dair ilk delili elde edecek?

Not: Bu yazının orijinali Turkcell Blog’da yayımlanmıştır.