Okuma süresi: 3 dakika

Teminatör serisinde insanlığın sonunu getiren dev makine programı olarak hayatımıza giren Skynet’in, gerçek hayatta ABD hükümetinin ellerinde büyüyen bir gizli bir proje olduğu anlaşıldı. Syknet’i yürüten kurumun adı ise hiç şaşırtıcı değil: NSA

İnsan beynini taklit edebilen mikroçiplere kavuştuktan sonra ne kadar salak ve işe yaramaz olduğumuzu anlayıp bizi yok edecek olan robotların hikayesi, farklı bir senaryoyla Terminatör serisinde çok başarılı bir şekilde anlatıldı. Tıpkı Matrix’te olduğu gibi geride bencillikten ve çıkardan uzak, temiz bir insan kitlesi kalıyor ve mücadeleye devam ediyordu. Görünüşe bakılırsa vaktinin yarısını sigara-kahve içmek ve selfie çekmekle geçirmeyen uyanıkların dikkatini çekecek bir durum söz konusu.

Intercept dergisinde yayımlanan habere göre, Skynet, 1984’ün ana müteahhiti ABD Ulusal Güvenlik Bakanlığı’nın (NSA) programlarından bir tanesi. Ancak Terminatör’de insanlığın kafasına nükleer bomba yağdıran acımasız robotlar geliştirmekten çok, NSA’den bekleneceği gibi bir casusluk programını temsil ediyor.

NSA’in kirli çamaşırlarını ortaya çıkaran Edward Snowden’ın sağladığı bilgilere göre, Skynet akıllı telefonlardaki meta veriyi analiz ederek şüpheli kişilerin bulunduğu konumu ve hareketlerini takip etmeyi sağlıyor. Telefon konuşmalarından alınan verilerle, şüphelinin fiziksel hareketleri ve iletişim alışkanlıkları (ne sıklıkla telefo ettiği vs.) tespit ediliyor.

Snowden Skynet hakkındaki bilgileri 2012’de yapılan bir sunumdan elde etmiş.

Şüpheli haritası çıkarma oyunu

Teröristleri takip etmek için geliştirilen Skynet ile takip edilen isimlerden biri, Al Jazeera İslamabad ofisinde görevli gazeteci Ahmed Muaffık Zaidan.

Suriye vatandaşı olan ve geçmişte El Kaide liderleriyle gerçekleştirdiği röportajlarla bilinen Zaidan, ABD istihbaratı tarafından terör şüphelisi listesine yerleştirilmesinin ardından Skynet ile takip edilmeye başlanmış.

ABD’nin El Kaide ve Taliban faaliyetleri nedeniyle en çok gözetlediği ülkelerden biri olan Pakistan, muhtemelen Skynet’in en fazla kullanıldığı hedefi temsil ediyor. Skynet, Zaidan ve diğer şüphelilerin teröristlerle bağlantısı olup olmadığını, topladığı verileri filtreden geçirerek belirliyor.

NSA'in Skynet arayüzü böyle olabilir. [Wiki]
NSA’in Skynet arayüzü böyle olabilir. [Wiki]
Örneğin, ‘Son bir ayda Peşavar’dan Faysalabad veya Lahore’ye kim gitti’ veya ‘Seyahet eden kişi gittiği yere varınca kimi arıyor’ gibi sorular değerlendiriliyor ve birden fazla SIM kartı kullanan, şüpheli bir şekilde telefon değiştiren veya sadece gelen çağrıları cevaplayan kişiler tespit edilebiliyor.

Amaç, El Kaide liderleriyle yer ve zaman olarak benzer şekilde seyahat eden ve iletişim kuran isimlerin tespit edilmesi. Zaidan’ın hareketlerini şüpheli bulan NSA, daha sonradan fark etmiş ki El Kaide ve Taliban liderleriyle röportaj yapan birçok gazetecinin kayıt altına alınan faaliyetleri kendisininkiyle fazlasıyla örtüşüyor.

Skynet’in temelleri de atıldı

Ekranlardan okumak ve popüler kültürün hafızamıza kazandırdığı görüntülerle aklımızda canlandırmak, insanın karıncadan küçük kaldığı ölçeklerde yapılan casusluğu anlamaya bence pek yeterli değil.

Robotlar nükleer savaşla insanlığı yok etse doğayı tekrar canlandırmak için uğraşır mıydı?

Body of Lies filminin ardından Edward Snowden hikayesinin nasıl başladığını ve yaşadıklarını anlattığı Citizenfour belgeselinin art arda izlenmesini, genel görüş elde etmek açısından tavsiye ederim.

Öyle ki, Washington Post’un Temmuz 2010’da yer verdiği ve bir milyona yakın devlet çalışanının yer aldığı dev casusluk programı, tek bir Skynet’in çok fazlasını yapabilecek kapasiteye sahip.

Snowden’ın geçtiğimiz yıl WIRED ve James Bamford’a verdiği röportajda ifşa ettiği ‘MonsterMind’ (Canavar Zihin diyebiliriz), yapısıyla Syknet’e çok daha fazla benzerlik gösteren ayrı bir program.

MonsterMind’ın amacı, ABD’yi hedefleyen siber saldırıları tarayarak tespit etmek ve etkisiz hale getirmek. Misilleme saldırılar için de kullanılabilen MonsterMind’ın özellikle Çin için düşünüldüğü tahmini pek yanlış olmaz.

MonsterMind adını ise internetin tümünü taramasını sağlayan ‘korkunç gücünden’ alıyor. Algoritmalar internetteki tüm ağ trafiğini tarıyor ve zararlı yazılımları, saldırıları tespit edebiliyor. Böylece, NSA dış ülkelerden gelebilecek bir saldırıyı anında tespit ve bloke etme gücüne sahip. MonsterMind’ın ne kadar başarılı olduğu ve interneti ne kadar etkilediği araştırılması gereken ayrı bir konu. Özellikle Heartbleed gibi ABD’yi etkileyen ciddi saldırılar, bu programın ne tür tehditleri ne boyutta engellediği konusunda soru işaretleri sunuyor.

MonsterMind’in Skynet’e benzerlik gösteren kısmı, insan müdahalesi olmadan karşı saldırıya geçebileceği. Snowden, programın ‘otonom saldırı için tasarlandığını ve hedef kendisini ne kadar iyi korursa o kadar şiddetli bir misilleme yaptığını’ belirtmişti. Belki de bir gün Çin’den gelecek son derece güçlü şifrelerle korunan saldırılar nükleer denizaltılardaki füzelerin ateşlenmesiyle sonuçlanacak.

Bunun için, War Games (1983) filminde bahsedildiği gibi son tuşa basanın insan değil, makine olması gerekiyor…

NSA, Skynet adının neden seçildiği konusunda da doğal olarak açıklama yapmış değil.