Okuma süresi: 4 dakika

NASA’nın beş yıl süren analizler sonunda Mars’ta sıvı su bulunduğunu kesinleştirmesi, insanlığın kurtuluşunu temsil eden proje için birçok kritik anlam taşıyor.

Güneş Sistemi’nin tek yaşanabilir ve doğal olarak en güzel yerini Dünya olarak kabul ediyoruz. İçinde yaşadığımız zaman diliminde bu düşünce savaşlar ve bencillik nedeniyle kısmen doğru da olsa, ardı ardına gelen Mars keşifleri milyarlarca yıldır karanlıkta kalan bir tabloyu yeniden canlandırıyor.

Mars’ın çok uzun zaman önce en az Dünya kadar güzel bir yer olduğunu, hatta tek bir okyanusunun kuzey yarımküresinin üçte ikisini doldurduğunu biliyoruz. Ancak ne tür olduğunu bilmediğimiz bir kıyamet insanlığın var olmadığı dönemde su dünyasını yok etti ve geriye atmosferini neredeyse kaybetmiş, radyasyondan kavrulan, kuru bir gezegen kaldı.

MRO uydusu.
MRO uydusu.

İnsanlığın 20’nci yüzyılın başından bu yana büyük merak duyduğu Mars, Mariner-4 ile 1964’ten başlayan keşiflerinde gökbilimcilerin beklentilerini boşa çıkaran bir yer olarak görüldü. Ancak gizemini 85 yıl sakladıktan sonra büyük sürprizle ve koca kalbiyle ortaya çıkan Plüton gibi Mars da on yıllar içinde astronomi dünyasını fazlasıyla şaşırttı.

NASA bütçesinin ve uluslararası işbirliğinin tavan yaptığı günlerde, uzay keşfinin altın çağına büyük bir hızla ilerlediğimiz söyleyebiliriz. Uzay keşfinin 21’inci yüzyıldaki ana hedefi olan Mars, rutin sorunlardan bunalmış olan milyonlarca insanın geleceğe ait en büyük ümidi ve heyecanını temsil ediyor. Georgia Teknoloji Enstitüsü’nde (GTI) doktora yapan 25 yaşındaki bir bilim yaptığı keşif, Mars için sakladığımız heyecanı yeni bir boyuta taşıdı: Kızıl Gezegen’de su var.

Keşfi yıllar sürdü

Bilim editörlüğü yapmaya çalıştığım yıllarda yazdığım yüzlerce Mars haberinden en yenileri, Kızıl Gezegen’deki yaşam olasılığının her geçen gün daha da güçlendiği yönünde oldu. Mars Yörünge Kaşifi’nin (MRO) görüntü analiz ekibinde yer alan Lujendra Ojha’nın 2010 yılında keşfettiği ve recurring slope lineae (RSL) adı verilen yapılar, yaptığım haberler arasındaydı.

Ojha  MRO’nun elde ettiği fotoğraflarda ‘yeniden beliren çizgiler’ anlamına gelen yapıları keşfettiğinde henüz 20 yaşındaydı. Ne olduğu konusunda emin olmadığı yapıları, MRO’nun yüksek çözünürlüklü kamerasından elde edilen fotoğrafları inceleyen ekibin başında yer alan Alfred McEwen ile incelemeye başladılar. Bulgular, öldüğü sanılan gezegenin aslında hiç de ölmeye niyeti olmadığının yeni bir kanıtıydı. Dahası, Mars’ın yüzeyi altında sakladıklarına dair ipucunu temsil ediyordu.

Mars’ın kumlarında gezinen ve yörüngesinde turlayan uydular, Kızıl Gezegen’in kutup bölgelerindeki buzullar dışında su kaynakları içerdiğine dair birçok delil etmişti. Bu alanda öne çıkan nükleer keşif robotu Curiosity, ilk olarak 2012’de antik nehir yatağı keşfetti, kısa bir süre önce de ekvator bölgesinde büyük miktarda buzul tespit etti. En son olarak, geceleri sıvı su oluşumuna dair önemli bulgular yakaladı.

Mevsimsel akıntıların tespit edildiği noktalardan biri Hale krateri. [NASA]
Mevsimsel akıntıların tespit edildiği noktalardan biri Hale krateri. [NASA]
Ancak Mars’ta sıvı halde su bulunduğunu kesinleştirmek için kimyasal analizler yapılması gerekiyordu. Ojha ve içinde yer aldığı ekip, MRO’dan elde edilen bilgilerle kimyasal analizleri tamamladı ve Nature Geoscience dergisinde Mars’ta suyun varlığını doğruladı.

Su nasıl tespit edildi?

Ojha’nın verdiği bilgiye göre Mars’ın ekvator ve orta enlemlerindeki eğimli bölgelerde beliren RSL’ler, bahar ve yaz aylarında tuzlu su akışına tanık oluyor, sonbahar ve kış aylarında ise donuyor.

Karanlık çizgileri andıran ve yüzlerce metreye ulaşabilen akıntılardan bir tepede yüzlerce oluşabiliyor. Çizgileri beş yıl boyunca esrarengiz kılan ise görüntülerinden çok kimyasal özellikleri oldu. MRO’nun görünür ve kızılötesi spektroskopi cihazı CRISM ile yaptığı analizler, RSL’lerin bulunduğu bölgelerde yoğun miktarda perklorat (sulu tuz) olduğunu tespit etti.

Garni kraterinde tespit edilen akıntılar MRO'nun HiRISE kamerasıyla görüntülendi. [NASA]
Garni kraterinde tespit edilen akıntılar MRO’nun HiRISE kamerasıyla görüntülendi. [NASA]
Atmosferi gezegenimizin sadece yüzde 1’i kalınlığında olan Mars’ta bir bardak suyun 10 derecede kaynayacağını düşünürsek, elde edilen bulgu doğal olarak şaşırtıcıydı. Perklorat Mars’ta sıvı suyun donma noktasını da -70 dereceye kadar düşürüyordu.

Ojha, “MRO Mars’ı her gün 15.00 sularında gözlemliyor. Bu saatte gezegen en kuru halinde oluyor… Ancak tuzun moleküler yapısındaki su yapısını koruyor” ifadesini kullandı.

Peki RSL’lerdeki suyun kaynağı ne? Bu sorunun cevabı için iki olasılık bulunuyor. Birincisi ve en düşük olanı perklorat’ın Mars atmosferindeki sıvıyı emmesi. İkinci ve en yüksek olasılık da Mars’ın yüzeyi altında su kaynakları bulunması. Yeraltı akıntıları muhtemelen kışın donuyor ve sıcaklığın arttığı aylarda çözülüyor.

Asıl mesele Mars’ta bakteri olması değil

NASA’dan yapılan canlı yayında MRO ekibinde yer alan Jim Green, “Mevcut şartlar altında Mars’ta sıvı su bulduk” ifadesini kullandı. Açıklamanın gelen soruların büyük kısmı, Mars’ta tahmin edildiği gibi mikroorganizma seviyesinde hayat bulunma ihtimalinin ne olduğu yönündeydi.

GTI ve NASA Ames Araştırma Merkezi’nden Mary Beth Williams, ‘Dünya’da yaşayabilen bakterilerin Mars’ta hayatta kalıp kalmayacağı konusunda emin olmadıklarını, bu konuda perkloratların ısısını belirlemek zorunda olduklarını belirtti.

Horowitz kraterinde görüntülenen çiziklerin uzunluğu bir futbol sahası kadar. [NASA]
Horowitz kraterinde görüntülenen çiziklerin uzunluğu bir futbol sahası kadar. [NASA]
Ancak birçoğumuzun tahmin ettiği gibi Mars’ta yaşanmış olan nükleer savaşın ardından geride bakteri kalıp kalmadığı çok önemli değil. Ne de olsa insanların ayak basmasıyla Dünya’dan getireceğimiz birçok bakteri türü Mars’ta çoğalma şansı bulacak ve NASA bunu şimdiden test ediyor.

Sıvı su bulunmasıyla elde edilen en büyük sonuç, insanlık için Mars’a yapılacak yolculuk için artık geri dönüş olmadığı. Hatta, Mars insanların kızıl kumları üzerinde hayatta kalması için elinden gelen çabayı gösteriyor. Sadece kutup bölgelerinden alınıp eritilmesi gereken buz değil, ekvator bölgelerinde sıvı su olduğunu ortaya koyuyor. Ancak son yıllarda yapılan keşiflerden anladığım, kurak ve cansız olduğunu sandığımız gezegenin aslında bizi fazlasıyla kandırdığı yönünde.

Uzay keşfinde uluslararası işbirliğinin en büyük projelerinden birisi olacak Mars 2020, taşıyacağı radar ile Mars’ın yüzeyi altında neler sakladığını ortaya çıkaracak. MRO’nun yörüngeden verdiği onayı, Mars 2020 gezegenin yüzeyinde doğrulayacak. Ortaya çıkacak sonuçlar, yüz milyarca dolar ve on binlerce saat eğitim-araştırma gerektiren Mars yolculuğuna katılan herkesi fazlasıyla sevindirecek diye umuyorum.