Okuma süresi: 4 dakika

Mars keşif aracı Curiosity’nin keşiflerine başladığı 2012’de ortaya çıkardığı antik nehir yatağıyla başlayan keşifler, sonraki yıllarda ekvator bölgesindeki buzullar ve mikrobiyolojik yaşam izleriyle devam etti. Mars Yörünge Kaşifi’nin (MRO) sıvı su tespiti öncesinde bu bulguya dair ilk izleri de elde eden Curiosity, en son olarak Mars’ın bir zamanlar Dünya’dan farksız olduğunu gösteren bilgiler sundu.

NASA tarafından yapılan açıklamaya göre, Kızıl Gezegen büyük olasılıkla hayatın oluşması ve gelişmesi için yeterli zaman sunacak şartlara sahipti. Sıcak iklim ve okyanus, göl ve akarsular uzun süre Mars’ın yüzeyini kapladı ve sadece az gelişmiş yaşam formları için değil, ileri yaşam formlarının oluşması için de yeterli bir süre sundu.

Science dergisinde yayımlanan araştırma, milyonlarca yıl önce okyanuslarla kaplı olduğumuz Mars hakkında tek ve çok önemli bir bilgi sunuyor. Akarsular, büyük çarpışma kraterlerinin uzun süre dolu kalmasını sağlayacak kapasiteye sahipti. Mars Bilim Laboratuvarı ekibi, yörüngedeki uyduların aksine Mars havzalarında jeolog gibi araştırma yapan Curiosity’nin elde ettiği bilgilerle Kızıl Gezegen’in antik zamanlarda ‘canlı olabileceğine’ dair çok daha güçlü veriler sunmuş oldu.

Curosity’nin elde ettiği güçlü veriler, clinoform olarak adlandırılan havza yüzeylerinden toplanan örneklerden geliyor. Mars’ın antik zamanlarına ait izler taşıyan Gale Krateri’nin Sharp Dağı eteklerinde yer alan Curiosity, fosil ve mikroskobik kalıntı içerme olasılığı bulunan milyonlarca yıllık katmanları inceleyerek örnek topluyor.

En yeni bilgiler, yaşanan erozyonlara rağmen, havza yüzeylerinin yükseldiğine işaret etti. Bu bulgu, jeolojide birikme/tabakalaşma adı verilen olayın yaşandığı ve katmanlara ait tortuların biriktiğine işaret etti.

Tortuların havzalarda birikmesi, Gale Krateri duvarının ve kenarlarının zamanla yaşanan erozyonlarla çakıl ve kumu sığ akıntılar halinde kraterin merkezine taşımasıyla başladı. Kısaca, antik nehir deltalarının da izi ortaya çıkmış oldu. Deltalar, çamur büyüklüğündeki çökeltilerin bir zamanlar toplandığı, antik bir Mars gölünün sınırlarını çizmiş oldu.

Yaşam barındırmış olma ihtimali çok yüksek

Veriler, Mars’ın yüzeyinde milyarlarca yıl önce var olduğu anlaşılan çok sayıdaki gölün, en az 100 ila 10 bin yıl süre canlı kaldığını gösterdi. Kritik bulgu, her ne kadar gelişmiş bir canlıya ait fosile henüz rastlanmasa da, Mars’ın bir zamanlar mikrobiyolojik ve daha üst yaşam seviyelerini barındırma potansiyeli olduğunu gözler önüne serdi.

Oxford Üniversitesi tarafından 2013’te yayımlanan bir araştırmada, Mars’ın 4 milyar yıl önce ‘oksijen zengini’ atmosfere sahip olduğu öne sürülmüştü.

John Grotzinger’in başında yer aldığı ekip, Curiosity’nin yer aldığı bölgedeki birikimin oluşması için 10 bin ila 10 milyon yıl süre gerektiğine işaret etti. Geçici bir süre hayatta kalan nehirlerin oluşmasını sağlayan etkenin de, her birinin besleyen bir yeraltı kaynağı olduğu düşünülüyor.

Havza yüzeyindeki kumtaşları. [J. P. Grotzinger et al., 2015/Science]
Havza yüzeyindeki kumtaşları. [J. P. Grotzinger et al., 2015/Science]
Science dergisindeki makalede, “Krater içi göl sistemi muhtemelen binlerce veya milyonlarca yıl boyunca aralıklarla belirdi. Göllerin varlığı, kraterin kenarlarında erozyon oluşmasını ve tortuların havzaya akmasını sağlayacak nem ve bu nemi oluşturacak sıcak bir iklim olduğuna işaret ediyor” ifadesi yer aldı.

Dünya’daki benzer sistemlerin radyometrik kronoloji bilgileri  değerlendirildiğinde, Mars’taki nehir deltalarının varlığı daha da güçlendi.

Gizmodo’ya açıklama yapan California Teknoloji Enstitüsü’nden (Caltech)Woodward W. Fischer, ‘verilerin kesin olmadığını’ belirtse de, ‘Mars’ta bir zamanlar uzun süreli nehir sistemleri yer aldığını ve delil olarak geriye kalın tortu tabakası bıraktıklarını’ söyledi.

‘Mars’ın antik iklimi nasıl oluştu bilmiyoruz’

Mars’ın en azından binlerce yıl su kaynaklarını koruduğunu gösteren bilginin ardından, Kızıl Gezegen’in antik zamanlardaki ikliminin de Dünya’ya benzediği düşüncesi güçlendi. Buna rağmen bilim insanları bu konunun halen belirsiz olduğunu düşünüyor.

Utah Üniversitesi’nden jeolog Marjorie Chan, “Nehir deltalarının aktif olduğu dönemde Mars yüzeyindeki sıcaklığın ne civarda olduğunu kesin olarak bilmiyoruz… Genel yaklaşım, Mars’ın bir zamanlar çok daha sıcak ve nemli olduğu yönünde” dedi.

Mars'ın Gale Krateri'ndeki kayalık katmanlar. [NASA/JPL-Caltech/University of Arizona]
Mars’ın Gale Krateri’ndeki kayalık katmanlar. [NASA/JPL-Caltech/University of Arizona]
Chan’a göre, Mars’ın ‘bol sulu’ halini koruyabilmiş olma ihtimali atmosferin yeterince kalın olmasına bağlı. Chan, ‘çeşitli tortu tabakalarının çok katmanlı bir şekilde havzalara akmış olmasının, söz konusu birikimin yaşanmasını sağlayacak çevresel şartlar gerektirdiğini, bunun da su varlığına işaret ettiğini’ belirtti.

Curiosity'nin bulunduğu bölgenin haritası. [J. P. Grotzinger et al., 2015/Science]
Curiosity’nin bulunduğu bölgenin haritası. [J. P. Grotzinger et al., 2015/Science]
Fischer ise Mars iklimi hakkında bugüne kadar toplanan bilgilerin, bir zamanlar gezegenin nasıl bu kadar sıcak ve ‘sulu’ olduğunu anlatmaya yetmediğine dikkat çekti. Fischer, “Tortul kayaları üzerindeki gözlemler nehir sistemlerin tortuları deltalara ve nihayetinde kraterdeki göllere aktardığını gösteriyor… Suyun etkisiyle oluşan akıntı ve birikim sistemi de belli bir süre var olmuş gereken bir hidrolojik döngüyle gerçekleşti” yorumunda bulundu.

Fischer ve meslektaşları, kıtaların nasıl hareket ettiği sorusunu anlamaya çalıştıkları dönemleri hatırlatarak, Mars’ın antik iklimi ardındaki etkenleri de zamanla çözeceklerini belirtti:

“Mars üstün gözlem ve araştırmalar gerektiren bir anlaşılmazlığa sahip. Mars’ın antik iklimi hakkında henüz gezegen iklimleri hakkında bildiklerimizle çözemediğimiz unsurlar var.”

Fischer’ın söylediklerinden birçok ilginç teori üretmek mümkün. Aklıma gelenlerden bir tanesi, Mars’ı geçici bir tatil köyü olarak kullanan uzaylıların tatil sona erince su ve atmosfer sistemini kapattıkları. Arkalarında bıraktıklarını bir gün bulabilirsek, Kızıl Gezegen’in sonu gelmez esrarı hakkında ufak da olsa bir iki ipucu yakalayabiliriz.