Okuma süresi: 2 dakika

Mars’tan Plüton’a ulaşması 50 yıl süren insanlık, Güneş Sistemi’nin derinliklerine açılan New Horizons öncülüğündeki yolculukta beklediğinden fazla bilinmeyenle karşılaşacak gibi görünüyor.

V774104 adlı gezegen, ABD’de düzenlenen 47’inci Amerikan Astronomi Topluluğu Gezegen Bilimi Birimi konferansında açıklanan yeni keşiflerden biri. Konferansın ilk günlerinde gökbilimciler Mars’ın uydusu Phobos ve Plüton hakkında toplanan bilgileri sunmuştu.

Japonya’nın 8,2 metrelik kızılötesi Subaru Teleskobu’yla keşfedilen V774104, Güneş’ten 15,4 milyar kilometre, yani 103 astronomik birim (AU) ötede yer alıyor. 1 AU, Güneş ile Dünya arasındaki mesafeyi temsil ediyor.

Çapı 500 ila 1,000 kilometre olarak belirtilen V774104, Güneş Sistemi’nin derinliklerinde yatan ve yörüngeleri henüz belirlenemeyen gizemli cisimlerden bir tanesi. Washington’daki Carnegie Bilim Enstitüsü’nde gökbilimci olan Scott Sheppard, “Güneş Sistemi hakkındaki bilgilerimizle bu nesnelerin yörüngelerini tayin edemiyoruz” ifadesini kullandı.

V774104’ün keşfini duyuran Sheppard, cüce gezegenin iki gruptan birinde yer alıyor olabileceğini ifade etti. Birinci grup, Neptün’ün çekim kuvvetiyle Kuiper Kuşağı’na itilen ve yörünge hareketi esnasında Güneş’e yaklaşmayan gök cisimlerini içeriyor. İkinci grup ise yörünge hareketi esnasında Güneş’e yaklaşan Sedna ve 2012 VP113 gibi gök cisimlerini kapsıyor.

Her iki cüce gezegen, Güneş’e hiçbir zaman 50 AU’dan daha fazla yaklaşması. Sheppard, yörüngelerinin 1,000 AU kadar geniş olduğu düşünülen cüceler ve benzerleri hakkında, ‘Oort Bulutu içindeki nesneler’ ifadesini kullanıyor. Sebebi, 30 ila 50 AU arasındaki mesafede yer alan kuyrukluyıldız cenneti Kuiper Kuşağı ile karıştırılmak istenmemeleri. Güneş Sistemi’ne kuyrukluyıldızlar gönderen Kuiper Kuşağı’nın ötesinde yer alan Oort Bulutu, Güneş’in yerçekim etkisinin son bulduğu sınırı temsil ediyor. Yani, Güneş Sistemi’nin sınırı.

[Scott Sheppard, Chad Trujillo, and David Tholen]
[Scott Sheppard, Chad Trujillo, and David Tholen]

Onları ne etkiliyor?

Oort Bulutu’ndaki gök cisimlerini esrarengiz kılan durum, düzensiz yörüngelerinin kaynağının bilinmemesi. Ancak bir şey bu düzensizliği sağlıyor olmalı.

Bu aşamada aklıma ilk gelen, her ne kadar varlığına dair iz bulunmamış olsa da Planet X veya benzeri bir gezegen. Science dergisinde yayımlanan makalenin akla getirdiği ilk teori de aynen bu şekilde. Güneş Sistemi’nin henüz göremediğimiz bir yerinde dev bir gezegen yatıyor olabilir. Böyle bir gezegen, yıldızı ile Oort Bulutu’nda karmaşa yaratabilir. Bir diğer teori, Güneş Sistemi’ni etrafındaki galaksi kümelerinin neden olduğu çekim kuvvetleri.

California Teknoloji Enstitüsü’nde gezegen bilimci olan Mike Brown ise V774104’ten o kadar etkilenmiş görünmüyor. Brown, 2005’te Güneş’ten 97 AU mesafedeki Eris’i keşfetmişti. ‘En uzak gezegen’ uvanını fazla koruyamayan Eris’in ardından keşfedilen yeni uzak gök cisimleri, Brown’ın fazla ilgisini çekmiyor. Ona göre ‘yörüngelerdeki düzensizliğe neden olan her ne ise çok önceden yaşandı ve çok da üzerinde durmaya gerek yok.’

Öte yandan dürüstlüğü elden bırakmayan Brown, “Rekoru 10 yıl elimde tuttum. Şimdi yeniden kazanman gerekiyor. O yüzden mutsuzum” ifadesini kullanıyor.

Hawaii’deki Subaru Teleskobu’yla yapılan keşif, gökyüzünde geniş alan taramaları gerçekleştiren yer ve uzay teleskoplarının elde ettiği en yeni bilgi. 2014 MU69’a yol alan New Horizons ve göreve hazırlanan James Webb Uzay Teleskobu gibi uzay araçları, sınırlarını göremediğimiz yapbozun sadece küçük bir kısmını tamamlayacak.