Ana sayfa Bilim NASA kaybettiği astronotlarını anıyor

NASA kaybettiği astronotlarını anıyor

Challenger mürettebatı. [NASA]
Okuma süresi: 3 dakika

Uzaydan Dünya’nın ilk fotoğrafının çekildiği 1946 ve ilk uydu Sputnik-1’in 1957’de uzaya gönderilmesiyle bebek adımlarını atan uzay keşfi, geride kalan on yıllar içinde neredeyse her hafta uzaya birden fazla roketin ateşlendiği bir noktaya ulaştı.

Astronomi meraklıları olarak uzay keşfinin ne denli zor olduğunu sadece son 1,5 yılda yaşanan kaza ve başarısızlıklardan çok iyi biliyoruz. SpaceShipTwo’nun çakılması, Antares roketinin infilak etmesi, Progress 59’un yörüngeden çıkması ve Falcon-9’un havada patlaması aklımızda yer edinen birkaç örnekten bazıları.

Yukarıda verilen örneklerde, SpaceShipTwo pilotlarından Michael Alsbury hayatını kaybetti. Gelişen teknolojiler uzaya mürettebat gönderme ve geri dönmelerini sağlama konusunda neredeyse yüzde 100 güvenlik sağlıyor. Ancak yakın geçmişe kadar teknolojiler çok daha kısıtlıydı ve sorunları tespit etmek güçtü. Hatta, Apollo 1 gibi astronotlar deneme görevlerinde hayatlarını kaybetme pahasına uzay keşfine katkıda bulunmak zorunda kaldı.

73 saniye…

NASA’nın tarihindeki en büyük kazalardan biri kabul edilen Challenger faciası, 28 Ocak 1986’da yaşandı. Florida Cape Canaveral uzay üssünden yapılan ateşlemede, Challenger Uzay Mekiğini göğe taşıyan roketlerden birinde yaşanan arıza, ateşlemeden 73 saniye sonra infilaka neden oldu. Mürettebatı oluşturan Michael J. Smith, Dick Scobee, Ronald McNair, Ellison Onizuka, Christa McAuliffe, Gregory Jarvis ve Judith Resnik hayatlarını kaybetti.

ABD nüfusunun yüzde 17’si kazayı canlı olarak izlerken, patlamadan bir saat sonra ABD halkının yüzde 85’i faciadan haberdar olmuştu. Dönemin ABD Başkanı Ronald Reagen, “Onları asla unutmayacağız, bu sabah onları gördüğümüz son anı unutmayacağımız gibi…” ifadesini kullanmıştı. Başkan Barack Obama da NASA’nın özel anma sayfasında Challeger faciasının 30’uncu yıldönümü adına mektup yayınladı.

Kazanın izleyiciler üzerindeki etkisi sayısız fotoğrafta akıllarda kaldı. Dört yıl önce beliren bir videoda ise patlama olduğu anonsu yapılmasının ardından ‘Please don’t say that’ ifadesi aklımdan çıkmaz.

Apollo 1 yörüngeye hiç çıkamadı

Neil Armstrong’un Ay’a ayak bastığı Apollo 11 görevinin başlangıcı, 21 Şubat 1967’de ateşlenmesi planlanan Apollo 1’di. Mürettebat Virgil I. “Gus” Grissom, Edward H. White ve Pilot Roger B. Chaffee, 27 Ocak’ta yapılan denemede uzay kapsülünde çıkan yangında hayatını kaybetti.
Yangının elektrik devresinden kaynaklandığı ve yanıcı naylon ile oksijen etkisiyle kapalı olan kapsülün içini kısa sürede sardığı anlaşıldı. Üç mürettebat, Cape Kennedy Hava Üssü’ndeki 34’üncü denemede kapsül açılana ve yangın söndürülünceye kadar çoktan ölmüştü.

Apollo 1 ekibi. [NASA]
Apollo 1 ekibi. [NASA]
O zamanlar, kablolardan dolayı içinde oturması bile zor olan Apollo kapsülleri içinde yörüngeye çıkmak girişilecek en zor uzay görevlerinden biriydi. Apollo 1 mürettebatı bunu başaramadı ancak kazadan elde edilen deneyim, Apollo 11 ile başlayan ve 17’e kadar süren görevleri getirdi. Oksijen tankının patlamasının ardından Ay yörüngesinden Dünya’ya dönmeyi başaran Apollo 13 de hayatını kaybeden mürettebat sayesinde evlerini tekrar görebildi.

İnişe 16 dakika kalmıştı

Uzay Mekiği Columbia’nın 28’inci görevi olan STS-107, 1 Şubat 2003’te sona yaklaşmışken bir facia yaşandı. Sorun, geçmişteki uzay mekiği görevlerinde çok daha küçük çaplı yaşanan bir sorundan kaynaklandı.

Uzay mekiğinin dışındaki yakıt tankının köpük kaplamasından bir parça koparak mekiğin sok kanadına saplandı. Columbia Dünya atmosferine tekrar girdiğinde oluşan hasar atmosferdeki gazların kanada işlemesine parçalanmasına yol açtı. Columbia, inişine 16 dakika parçalara ayrılmaya başladı ve mürettebatıyla birlikte çakıldı. Rick D. Husband, William C. McCool, Michael P. Anderson, Kalpana Chawla, David M. Brown, Laurel Clark ve Ilan Ramon hayatını kaybetti.

Columbia mürettebatı. [NASA]
Columbia mürettebatı. [NASA]
Kazanın ardından iki yıl boyunca uzay mekikleri göreve çıkmadı. Büyük kayıp sonucu elde edilen tecrübe, günümüzde uzay-havacılık güvenliğini artırırken, geleceğin uzay yolculukları için de ders oldu.