Okuma süresi: 3 dakika

İnsanlığın atmosfere saldığı sera gazları nedeniyle hızla eriyen Kuzey Buz Denizi, yapılan en son araştırmalara göre en kötü günlerini yaşıyor. Arktik’teki buzulların erimesinin ne anlama geliyor hepimiz az çok biliyoruz. Bilimsel olarak değinmek gerekirse, bu durumun önüne geçilememesi yakın gelecekte giderek nüfusu artan dünyanın temiz su sıkıntısı çekeceği anlamına geliyor. Temiz su kaynaklarının eriyerek yok olması, aynı zamanda denizlerdeki su seviyesinin artacağı ve kıyı bölgelerindeki yerleşim birimlerinin tehlikeye gireceği demek. 2030’larda Arktik deniz buzlarının tamamen yok olabileceği ve kutup ayısı nüfusunun 2050’de yüzde 30 azalacağı, engellenemeyen erimenin beraberinde sürükleyeceği diğer olumsuzluklar.

Arktik Okyanusu’nda ortalama rüzgar hızı, 1986-1996. [NCEP/NCAR]

Arktik’i kurtarmak için zor bir plan

Politika ile dünyanın sera gazlarını azaltamayacağını (pardon azaltmayacağını) çok iyi bilen Arizona State Üniversitesi’nden araştırmacılar, iş başa düştü diyerek über bir plan hazırladı: Kuzey Buz Denizi’ni teknoloji yardımı ile tekrar soğutalım.

Detayları Earth’s Future dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, Kuzey Buz Denizi’nin tekrar soğumasını ve eski büyüklüğüne ulaşmasını sağlamak için yüzeyine olabildiğince su pompalamak gerekiyor. İşin bu kısmı ise hiç kolay değil. Arktik Okyanusu’nun kapladığı alan yaklaşık 107 km2. Eğer rüzgar enerjili su pompaları bu alanın sadece yüzde 10’una dağıtılırsa, bu 10 milyon pompa gerekeceği anlamına geliyor. Kısaca, tüm Arktik için 100 milyon su pompası kullanılması gerekecek. Araştırmacılar, her yıl 10 milyon tanesinin yerleştirilmesi ile 100 milyon pompanın 10 yılda kurulabileceğini düşünüyor.

Arktik’te erime sonucu oluşan göller. [NASA]
Bu kadar pompanın üretilmesi, Artik’e taşınması, kurulması ve bakımı tahminen milyarlarca dolarlık bir bütçe gerektirecek. Rüzgar türbinlerine gelince, maliyet daha da artıyor. Her bir türbinin pompalara gerekli enerjiyi sağlaması için 6 metre çapında pervane kullanması ve 4 ton ağırlığında olması öngörülüyor. Raporun bu kısımda verdiği detaylar ise oldukça ilginç ve küresel işbirliğinin zorunlu olduğuna işaret ediliyor.

Arktik deniz buzu yayılım alanı, 2007 yılı verisi. [NSIDC]
ABD yılda 80 milyon ton çelik üretiyor. Küresel yıllık üretim ise 1600 milyon ton ve yarısı Çin’e ait. Yani, Arktik’i kurtaracak dev su pompası ve rüzgar gülü sistemini inşa etmek için Çin başta olmak üzere küresel çelik sanayisinin desteği şart. Dahası da var: Sadece 10 milyon pompayı Arktik’e taşımak için her yaz altı defa gidip gelinmesi halinde, 7 milyon TEU (20 feet kapasiteli konteynır) taşıma kapasite gerekiyor. Yıllık deniz nakliyatı kapasitesi ise 15 milyon TEU.

Devletlerin böyle bir proje için bir araya geldiğini düşünmek, pek mantıklı olmadığı gibi biraz fazla iyimserlik olur. Kafamızda bu planın hayata geçtiğini canlandırsak bile halen eksikler mevcut. Araştırmacılar, Arktik denizindeki suyun yüzeye püskürtüldüğünde -40 ile -35 derece arasındaki sıcaklıkta donacağını söylüyor. Okyanusun sadece yüzde 10’luk kısmını dondurmak bile bilim insanlarına göre Dünya’nın ömrünü uzatmak için kritik bir miktar. Ancak pompalar ile suyun ne kadar derinlikten çekileceği veya sistemin muntazam işleyecek şekilde nasıl kurulacağı şu aşamada belirsiz.

Donma noktasının üzerindeki sıcaklıkların yayılımı. Mavi alan 0 derecenin yaygın olduğu bölgeyi gösteriyor. [NSIDC]

Antarktika da SOS veriyor

Arktik’in yanı sıra Güney Kutbu’nun da iyi durumda olmadığını söylemeye gerek var mı? ABD Ulusal Kar ve Buz Veri Merkezi (NSIDC) raporuna göre, Antarktika’nın deniz buzu miktarı bilinen en düşük seviyeye inerek 2,28 milyon kilometrekare olarak ölçüldü. Reuters’a açıklama yapan NSIDC yetkilisi Mark Serreze, deniz buzu miktarının 1997’den bu yana en düşük seviyede olduğunu belirterek, Antarktika etrafında yüzen buz parçalarının her yıl Şubat sonuna kadar eridiğini ve sonbahar ile gelen soğuklarda tekrar donmaya başladığını söyledi.

Çocuk yapmaya devam…