Okuma süresi: 2 dakika

Antarktika buzulu ölçümleri 1979 yılında uydu aracılığıyla yapılmaya başlandı. 1 Mart 2017’de 2,118 milyon kilometrekare olarak ölçülen buz miktarı yeni bir rekor. Bundan önce ölçülen en düşük buz seviyesi ise 1997 yılında 2,29 milyon kilometrekare olarak ölçülmüştü.

Kuzey kutbu zaten eriyip bitmeye devam ederken Güney Kutbu gayet stabil gözüküyordu. Şimdiye kadar… Bu rekor güney yarım kürede yazın bitmesinin ardından geldi, veriler ABD Ulusal Kar ve Buz Veri Merkezi’nden (NSIDC) geliyor.

Washington Üniversitesinden araştırmacı Cecilia Bitz veriler için “hiç de normal değil” diyor. Bitz’e göre bu duruma etki eden faktörlerden bir tanesi 2016 kışında buz büyümesinin normalin altında kalması.

“Normal büyüme sezonunda bir duraklama oldu ve buz bir daha hiç takvimine göre ilerlemedi. Ekim ayı kayıpları çok fazlaydı ve sonrasında Kasım ayında en düşük büyümeyi gösterdi” diyor Bitz.

Herkesin kafasının kurcalayan soru ise büyümenin neden durduğu ve 2017 başına kadar neden bu durumda bir değişim olmadığı. Bu soruyu çözmek bilim insanları için önemli çünkü buz miktarındaki küçülme, güneş ışınlarının beyaz buz üzerinden yansıması azalmasına ve sıcaklıkların artmasına sebep olabilir.

Küresel ısınma buna bir faktörken, bilim insanları bu duruma sadece küresel ısınmanın sebep olmadığını, bunun yanında birçok potansiyel tehdit olduğunu söylüyorlar.

ABD Ulusal Kar ve Buz Veri Merkezi’nden alınan grafik, en alttaki açık mavi çizgi 2017 yılına ait.

“Bir şeylerin değiştiğini anlamak için yeterli”

ABD Ulusal Kar ve Buz Veri Merkezi’nden araştırmacı Julienne Stroeve “Antarktika buzu sürekli değişken bir buz, bu düşüşten net bir sonuç çıkarmak şu anda çok mümkün değil.” diyor. Yaz aylarında Antarktika buzunun değişkenliğinin her zaman daha fazla olduğunu belirten Julienne, bu durum sadece küresel ısınmadan kaynaklanıyor diyemeyiz diyor.

Daha önce yapılan araştırmalar rüzgar desenlerinin, derin okyanus akıntılarının ve Antarktika topoğrafyasının kıtanın, -Kuzey Kutbunun tersine- buz seviyesini korumasında yardımcı unsurlar olduklarını açıklamıştı.

Bu durumun sebeplerinden biri, sezonun buz büyüme devresinin başında oluşan buzun akıntılarla ve rüzgarlarla ana buzdan ayrılıp bir kalkan oluşturması ve arkada kalan denizin donmasını teşvik etmesi. Kara parçalarıyla yakından sarılı olan Kuzey Kutbu içinse böyle bir durum söz konusu değil.

Güney Kutbu 2014 yılında tarihinin en büyük seviyesine ulaşmıştı, bu sebeple uzun vadede bir öngörü yapmak kolay değil.

NASA JPL’den (Jet Propulsion Laboratory) Son Nghiem “Bu yeni rekoru sadece bir nokta olarak okumamalıyız, iklimsel zaman ölçeğinde bu nokta bir şeylerin değiştiğini göstermek için yeterli değil” diyor.

[British Antarctic Survey]
NSIDC direktörü Mark Serreze ise “Bu durumdan memnun olma gibi bir durumumuz yok. Biz Antarktika’yı hep uyuyan bir dev olarak düşünüyoruz, beklide bu rekor devin uyanışının bir göstergesi olabilir” diyor Reuters’e verdiği demeçte.

Verilere kendiniz bakmak isterseniz bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz.