Ana sayfa Bilim Satürn’ün okyanus dünyasını nükleer enerjili ‘Dragonfly’ keşfedecek

Satürn’ün okyanus dünyasını nükleer enerjili ‘Dragonfly’ keşfedecek

275
0
PAYLAŞ
Satürn, Titan ve sağ arkada Enceladus. [Cassini Imaging Team, ISS, JPL, ESA, NASA]

Jüpiter’in ötesinde yaşam barındırma olasılığı çok yüksek olduğu gibi bir gün insanlığın yaşam yerlerinden birine dönüşecek bir okyanus dünya yatıyor. Titan, düzenli yağmurların sıvı metan ve etanın doldurduğu göller, nehirler ve denizleri beslediği soğuk bir dünya. Aynı zamanda insanlığın devamı için en büyük potansiyeli sunan yerlerden biri. NASA, Titan’ın zayıf yerçekiminin ve kalın atmosferinin avantajını kullanarak, yıllarca çalışacak bir drone ile okyanus uyduyu keşfetmeyi planlıyor.

Sekiz pervaneye sahip olması düşünülen Dragonfly (Yusufçuk), esnek hareket kabiliyeti sayesinde Titan’ın yüzeyine ait son derece detaylı bilgiler toplayabilecek. Projenin başında yer alan John Hopkins Uygulumalı Fizik Laboratuvarı’ndan Elizabeth Turtle, Titan’daki hedeflerin yörüngeden çok olay yerinde incelenmesi gerektiğini belirterek Dragonfly ile yakından detaylı gözlem yapmak istediklerini söyledi. Turtle’a göre Titan’da robotik bir drone ile keşif yapılmasını en çok kolaylaştıracak faktör, uydunun kalın bir atmosfere sahip olması.

Düşmemiz gereken bir not, Dragonfly’ın NASA New Frontiers programında yer alması. New Horizons, OSIRIS-Rex ve Juno uzay araçlarını da kapsayan program, Güneş Sistemi’nde gezegen, uydu, asteroid ve kuyrukluyıldızların keşfedilmesini hedefleyen yeni görevleri içeriyor.

Dragonfly [APL]

Farklı noktalara erişebilmesi çok önemli

Titan’ın gizemini son 10 yılda ortadan kaldıran görev, NASA ve ESA ortak görevini temsil eden Cassini-Huygens olmuştu. Huygens tarafından uydunun yüzeyinden, Cassini’nin ise yörügeden ilettiği veriler Titan’ın tıpkı Dünya’nın maruz kaldığı bir kimyasal evrime tanık olduğuna işaret etti.

Turtle, Titan’ın gerekli zaman ölçeği sebebiyle laboratuvarda yapılması imkansız olan prebiyotik deneyleri milyarlarca yıldır gerçekleştirdiğini söyleyerek, karşılarında incelenmesi gereken hazır sonuçlar olduğunu belirtti. Tek gereken, bir keşif aracıyla Titan’a gidip sonuçlara göz atmak.

Cassini fotoğrafı Titan’ın kuzey yarımküresindeki denizler ve atmosferi gösteriyor. [NASA]
Bu aşamada, Dragonfly’ın Titan yüzeyindeki birden farklı noktaya giderek detaylı inceleme yapabilmesi çok önemli. Mars’ta son derece hantal ilerleyen zahmetli gözlem ve analizlere kıyasla, aralarında onlarca kilometre olan noktalara birkaç saat içinde uçabilecek bir drone, uzay keşfinde altın bir çağ başlatabilir. Mars’taki duruma ait bir iki istatistik böyle bir teknolojinin ihtiyacını da gözler önüne seriyor. 13 yılı geride bırakan Opportunity toplamda sadece 43 kilometre yol kat ederken, Dragonfly gibi plütonyum-238 ile çalışan Curiosity, 16 kilometre ile kullanım ömrünün yarısına yaklaşmış durumda (bulunduğu coğrafyanın çok daha eğimli ve zorlu olduğunu not düşelim).

Dragonfly [APL]
Titan’a gönderilecek iniş yapabilen bir drone, birçok uzay aracı tasarlama zahmetinden de mühendisleri kurtaracak. Dragnonfly, numune inceleyeceği alana indikten ve araştırmasını tamamladıktan sonra havalanıp yeni gözlem noktasına uçacak. Böylelikle, geçmişe Titan keşifleri için öne sürülen balon veya zeplin gibi sürekli havada durması için ek teknolojiler gerektirecek zahmetli projeler de rafa kalkmış olacak.

Dragonfly dört köşesinde konumlanacak ikişer pervanenin yardımıyla keşif bölgelerine uçacak ve yere indikten sonra çok görevli radyo izotop termo-elektrik jeneratörü (MMRTG) ile plütonyum-238’in ısısından elektrik üretecek ve şarj olacak. Titan’ın kalın atmosferi sayesinde Güneş’in öldürücü radyasyonundan da korunacak olan Dragonfly, nükleer enerjisi sayesinde uyduda on yıl, belki de onlarca yıl görev yapabilecek.

Cassini uzay aracı tarafından Titan yüzeyine ait fotoğraflar. [NASA]

Curiosity gibi sondaj yapacak

NASA’nın 2020’li yıllarda hayata geçirmeyi planladığı Dragonfly pojesi, 2030’lu yıllarda Titan’a ulaşacak. O yıllara kadar Cassini uzay aracı tarafından elde edilen bilgile ışığında en ideal iniş noktası belirlenecek ve Dragonfly’ın uçuş ve alıcı teknolojisi geliştirilecek.

Dragonfly, Titan’ın yüzeyini baştan sona gezebilecek olmasının yanı sıra kapsamlı bir yer keşif aracı rolü de üstlenecek. Curiosity gibi sondaj ve numune toplama donımına sahip olacak Dragonfly, laboratuvarında yapacağız analizler ile Titan’da mikrobiyolojik yaşam olup olmadığını inceleyecek. Spektrometresi ile Titan’ın yüzeyine ait kimyasal bileşen haritasını çıkaracak. Meteoroloji ve uzaktan veri toplayabilen alıcıları sayesinde Titan’ın atmosferi ve suyunu inceleyerek Dünya ile benzerliklerini karşılaştıracak.

Bir noktada işlemleri bittikten sonra diğerine uçacak olan Dragonfly, Dünya ile sürekli bağlantıda olacak (Cassini gibi bazı uydu ve yer araçları belli görevlerde iletişimlerini kapatıyor). Dragonfly, Titan’a kuzy yarımkürede kış yaşanırken gidecek. Gözlemlere başlayacağı yer ise güney yarımküre olacak çünkü Dünya uydunun kuzey yarımküresinde gökyüzünde belirmeyecek. Mevsimler değiştiğinde ve Dünya tekrar yükseldiğinde ise Dragonfly uydunun kuzeyine hareket edecek.

Yaşam bulunma ihtimali çok yüksek

Titan, Dünya’nın ardından Güneş Sistemi’nde sürekli sıvı su barındıran ikinci gök cismi. En dikkat çeken özelliği, Dünya’da olduğu gibi bir hiradyon döngüsüne sahip olması. Dünya ile benzerlikleri ve farklılıkları bulunan bu döngü, yaşama imkan veren organik materyallerle kaplı uydu yüzeyini besliyor. Turtle, Titan’ın prebiyotik kimyaya sahip en iyi hedef olduğunu ve tüm yüzeyinin zengin organik materyallerle kaplı olduğunu söylüyor.

Organik materyalle kaplı dev toz tepeleri, Titan’ın ekvatorunda binlerce kilometre boyunca uzanıyor. Gökbilimciler henüz Titan’a özgü bu tepelerin nasıl oluştuğunu bilmese de, numune toplamak için seçilmiş yerler olduğunu belirtiyor. Dragonfly için bir diğer ideal hedef, çarpışma kraterleri. Eriyen buzun, kısaca sıvı suyun organik materyalle birleştiği noktaları temsil eden çarpışma kraterleri, geride kalan milyonlarca yılda yaşama elverişli imkanlar sunmuş olabilir.

Satürn sisteminin Pioneer 11 tarafından 2,846,000 km mesafeden çekilen görüntüsü. [NASA Ames]
Kum tepeleri ve kraterler Dragonfly için milyonlarca yıllık organik kimya sürecinin gelişimini sunacak. Bunların yanında, uzay aracı metan izlerini takip ederek de Titan üzerinde yaşam sinyalleri arayabilir. Mars atmosferinde de bol miktarda bulunan metanın, jeolojik faaliyetlerin yanı sıra bakteriler tarafından üretildiğini biliyoruz.

1 milyar dolarlık New Frontiers programında proje başvuruları 28 Nisan’da sona erdi. NASA, Kasım 2017’de yapılacak ön elemenin ardından kazanan projeleri Temmuz 2019’da açıklayacak.

İlginizi çekebilir: Titan’ın buzul bulutları ilk kez görüldü

Facebook Comments