Wisconsin-Milwaukee Üniversitesi’nden Erik Gulbranson’un başını çektiği ekip, Antarktika’nın kuzeyinden güneyine uzanan Transantarktik Dağları’nın buzul eğimlerinde yüz milyonlarca yıl öncesine uzanan ağaç kalıntıları keşfetti.

Konuya girmeden önce Permiyen döneminden kısaca bahsetmemiz lazım. Dünya’nın tanık olduğu en büyük kitlesel yok oluşa tanık olan Permiyen dönemi, yaklaşık 299 milyon yıl önce başladı. Süper kıta Pangaea’nın oluşumu, anormal boyutu ile doğrudan bağlantılı iklimsel ve çevresel felaketleri tetikledi. Kıtanın büyük kısmı buzul örtü ile kaplı güneyi son derece kuraktı. Kuzey bölgeleri ise aşırı sıcaklardan muzdaripti ve kuru ile nemli değişimleri tetikleyen mevsimsel değişimler yaşanıyordu. Permiyen öncesindeki dönemi temsil eden Karbonifer’den kalan bulu bataklık dolu ormanlar yerini zamanla kozalaklı ağaç, eğrelti otu ve kuraklığa dayanıklı bitkilere bıraktı.

Doğanın insanlığı nasıl kurtardığı araştırılacak

251 milyon yıl önce sona eren Permiyen dönemi, Dünya’nın derin dondurucu modundan çıkarak sera etkisine girmesine tanık oldu. Yaşanan değişim canlıların yüzde 90’dan fazlasının yok olmasına neden oldu. Yok olan canlılar arasında, kutup bölgelerindeki ormanlar da vardı. Dr. Gulbranson, bugün hiçbir bitkinin hayatta kalamadığı Antarktika’da bir zamanlar var olmuş ağaçların çok dirençli bir tür olması gerektiğini not düşerek, nasıl yok olduklarını anlamaya çalıştıklarını söyledi.

Araştırma ekibi şu ana kadar en az 13 ağacın kalıntılarına ulaştı. Fosillerden elde edilecek bilgiler kitlesel yok oluşun sebeplerini açıklayabileceği gibi, Permiyen dönemindeki bitkiler ile modern günümüzün bitkileri arasında karşılaştırma yapılmasını sağlayabilir.

Dünya atmosferine ait en iyi fotoğraflar
Transantarktik Dağları’nın 2013’te çekilen görüntüsü. [NASA]

Geçmişin bitki örtüsüne ait ipuçları

Permiyen döneminin sonunda Antarktika bir diğer süper kıta Gondwana’nın parçasıydı. Bugüne daha sıcak ve nemliydi. Kıtada o zamanlar yosun, eğrelti otları ve bugün var olmayan Glossopteris adı verilen bir bitki türü vardı. Üç bitki türünden oluşan ormanların, kıtanın tümüne yayıldığı tahmin ediliyor. Araştırmacıların elde ettiği fosiller, günümüzdekine kıyasla farklı bir orman yapısına işaret ediyor.

Dr. Gulbranson’a göre Antarktika’nın antik bitki örtüsü farklı iklimlerde hayatta kalabilecek özelliğe sahipti. Bugün bile bir bitki örtüsünün bir yarımkürenin neredeyse tamamına yayılması çok nadir rastlanan bir durum. Antarktika’nın gür ormanları yüz milyonlarca yıl önce yaşanan aylar süren gündüz ve gecenin neden olduğu etkenlere bile göğüs germişti. Yine de, kitlesel yok oluşun tetikleyicisi süper yoğun karbondioksitin üstesinden gelemediler.

Çin’in orman şehri yılda 900 ton oksijen üretecek
Dr. Gulbranson’un Antarktika’da çalışmalarından bir kare. [Peter Rejcek, NSF]

Antik bitkilerin bilmediğimiz özellikleri mi vardı?

Fosillerin ağaç halkalarını inceleyen araştırmacılar, bitkilerin yaz faaliyetinden kış şartlarına adapte oldukları hale bir aydan kısa bir sürede geçiş yaptığını ortaya çıkardı. Modern bitkiler bu geçişi birkaç ay içinde yaparken, gündüzleri fotosentez yaparak su biriktiriyor ve geceleri dinleniyorlar. Antarktika’daki bitkilerin aylar süren gündüz ve gece altında nasıl bir biyolojik döngü geliştirdiği ise henüz sır.

Dr. Gulbranson, “Bu bitkiler büyüme döngülerini ışığı açıp kapatırmış gibi kontrol edebiliyordu. Böyle bir şeyin bugun örneği yok” ifadesini kullandı. Gulbranson, antik Antarktika bitkilerinin kış etkisinden hızla çıktığını ancak gündüz vaktinde nasıl yaşadıklarını anlamadıklarını söyledi. Yoksa bu bitkiler güneş ışınları altında uyuklamayı da biliyor muydu?

Antarktika buz seviyesi endişe verici yeni bir rekor kırdı