Ana sayfa Bilim Astronomi Venüs atmosferindeki karanlık lekeler yaşam izi taşıyor olabilir

Venüs atmosferindeki karanlık lekeler yaşam izi taşıyor olabilir

Her ne kadar inanması zor olsa da, Güneş Sistemi'nin yaşama en elverişsiz gezegeninde mikrobik yaşama dair izler elde edildi.

95
0
Atsuki uzay aracının kamerasından Venüs. [JAXA]

Güneş Sistemi’nin ‘cehennemi’ olarak tabir edilen Venüs, antik zamanlarında tıpkı Mars gibi okyanuslarla kaplı bir gezegendi. Dünya’nın her iki komşusunun kendisinin küçük versiyonu olduğu bir Güneş Sistemi’ni hayal etmek, bugün için fazlasıyla zor. Ancak Homo sapiens olarak birkaç milyar yıl önce ortaya çıksaydık hayat çok farklı olabilirdi.

Venüs’ün iki milyar yıl önce yaşama olanak veren bir iklim ve atmosfere sahip iken bugünlere nasıl geldiğini az çok biliniyor. İklim değişikliğinin başlaması ile sera gazlarının atmosferinde hapsolduğu Venüs, bugün yüzey sıcaklığının 450 derece civarında gezindiği, atmosfer basıncının ise Dünya’nın 92 katı olduğu bir cehennem.

Yaşanan ölümcül değişimin, bir zamanlar Venüs’te var olması muhtemel yaşam formlarını yok ettiğine inanılıyor. Günümüzdeki haline bakıldığında, Venüs’ün en ilkel yaşam formları bile barındırması çok zor görünüyor. Astrobiology dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma ise hayatta kalmayı başarmış mikroplar olabileceğini öne sürdü.

Venüs bir zamanlar Dünya benzeri görünüme sahipti

Venüs’te yaşam olabileceği düşüncesi yeni değil

Japon Uzay Ajansı’nın (JAXA) Akatsuki uydusu tarafından elde edilen veriler, bazı mikro-organizmaların Venüs’te yaşanan değişim sonucu yaşam şartlarının çok daha kolay olduğu bulutlara göç etmiş olabileceğine işaret etti. Araştırmaya göre, “göçmen” mikro-organizmalar, yaşam şartlarının çok daha sakin ve düzenli olduğu Venüs’ün alt bulut tabakasına sığındı. Gezegenin bulutlarında gözlemlenen, değişken kara lekeler de Venüs’ün hayatta kalmayı başarmış tek sakinlerine ait izler olabilir.

Araştırmanın başında yer alan Wisconsin Üniversitesi’nden Sanjay Limaye, “Venüs’te yaşam olduğunu söylemediklerini ancak ‘hipotez makalesinde’ yaşam izlerinin araştırılması gerektiğini” belirtti.

Aslına bakarsanız, Venüs’ün antik zamanlarında olduğu gibi halen yaşam barındırıyor olabileceği düşüncesi ilk kez Akatsuki verileri ile ortaya atılmadı. Hatta bu düşünceyi öne süren kişi, 1967 yılında Carl Sagan olmuştu. Dönemindeki kısıtlı kalan veri toplama kapasitesi bu düşüncesinin üzerine gitme fırsatı vermedi. 1999 yılında yayımlanan bir araştırma makalesi ise Venüs’ün yüksek irtifalarında mikrobiyolojik yaşamın donarak hayatta kalabileceği öne sürüldü. 2004’te yayımlanan bir diğer makale, Venüs’ün yerden 48-52 kilometre aralığındaki bulut katmanlarında kimyasal şartların yaşama izin verebileceğini savunmuştu. Bu aralıkta sıcaklığın 0 ile 60 derece arasında olduğu, atmosfer basıncının ise 0.4 ile 2 atm arasında değiştiği ve bulutların mikroplara yaşam kaynağı sunacak sülfür ve karbondioksit gibi bileşenler içerdiği belirtildi.

Araştırmaları güçlendiren en önemli bulgu, astronomlar tarafından neredeyse yüz yıl önce tespit edilen, tuhaf karanlık lekeler. Morötesi ışınlar altında gözlemlendiğinde, yoğunlaşmış sülfürik asit ile diğer ışın emen parçacıkların izlerini ortaya çıkarıyor. Yama görünümlü lekeler günlerce varlıklarını sürdürürken, şekil ve koyuluğu sık sık değişiyor.

Rusya ve ABD’den Venüs’ü keşfetme projesi: Venera-D

Venüs atmosferine ait Akatsuki uydusunun elde ettiği bir görüntü. [Titov et. al 2012]

Dünya’nın bulutları sülfür yiyen bakteri dolu

Astrobiology makalesinde, Dünya’daki bazı mikropların da Venüs’te bulunan benzer şartlarda hayatta kalabildiğine dikkat çekildi. Bu mikroplar asitli ortamlarda hayatta kalabiliyor, karbondioksit ile besleniyor ve sülfürik asit üretiyor. Venüs’ün bulut katmanlarının tepesinde bu şartların var olduğu bilgisi, ışın emen bakterilerin varlığı ile birleştirildiğinde, tonları değişen kara lekelere mantıklı bir açıklama yapılmış oluyor.

Venüs için öne sürülen bilgileri Dünya’da doğrulayan mikro-organizmalar da mevcut. Büyük kısmını bakterilerin oluşturduğu bazı mikro-organizmalar, yerden 41 km yükseliğe kadar yaşam şansı bulabiliyor. Venüs’teki mikro-organizmaların da okyanuslar buharlaştığında bulutlara göç ederek orada yaşamlarına devam ettiği düşünülüyor. Hatta bu sürecin nasıl yaşandığına dair Dünya’da bir simülasyona bile sahibiz. Hindistan’ın kuzeyinde yer alan yüksek rakımlı Tso Kar tuz gölünde, buharlaşma sonucu sülfür yiyen bakterilerin atmosfere saçıldığı biliniyor.

NASA’nın yeni nesil elektronik teknolojisi Venüs’te 9 gün gözlem yapmamızı sağlayabilir

Akatsuki ile güçlenen “Venüs bulutlarında yaşam” düşüncesi, gizemli gezegenin sırlarını ortaya çıkarmayı hedefleyen projeleri destekleyebilir. Geçmişten kalan tecrübeler, Venüs yüzeyinde gözlem yapmanın ne kadar zorlu olduğunu göstertmişti. NASA’nın en iyi tahminleri de, Venüs’e inecek bir keşif aracının en fazla dokuz gün hayatta kalabileceği yönünde. Bu yüzden, hazır yaşam sakladığı düşünülürken en iyi seçenek Venüs’ün bulutlarında gezinmek. Bu aşamada adı geçen iki proje VAMP ve Venera-D. Robotik planör olması düşünülen VAMP, bir yıl boyunca Venüs atmosferinde süzülerek veri toplayacak. Rus-ABD ortak projesi olacak Venera-D ise henüz kesinleşmiş değil.

Venüs’ün bulutlarına ne zaman ulaşacağımızı bilmek çok güç. Ancak bir gün Dünya’nın en yakın komşusunda hayat bulursak, bu keşif Mars’ta hayat bulmaktan bile daha şaşırtıcı olacak.

Mariner 10 uzay aracının Şubat 1974’te elde ettiği Venüs fotoğrafı. [NASA]