Mike Lasseel’in sabrı, sanatını profesyonelleştiriyor

Belçika’nın Gent şehrinde yaşayan Mike Lasseel ile 8 Nisan günü FACTS etkinliğinde tanıştık. Video oyun ve fantastik figürlere hayranlığı, sadece bir kaç saat içinde favori bir oyun karakterinin birebir aslını yaratıp boyayabilmesini sağlayan bir yetenek doğurmuş.

Figürlerin uzaktan yapımı basitmiş gibi görünse de, yakından bakıldığında oldukça karmaşık hatlar sunuyor. Çünkü hatasız olabilmek için çok sabırlı ve metanetli olmak gerekiyor. Manzaraya tanık olunca dayanamadım ve Mike’a sorularımı yönelttim:

Outpost Oyun Merkezi

Oyun karakterlerinin özellikle minyatürlerine Belçika’da ilginin oldukça fazla olduğundan bahsetti. Mike Lasseel’in ilgisi ise henüz 10 yaşındayken başlamış. Kimseden öğrenmediği bu hobiyi sadece bol bol okuyarak, izleyerek ve deneyerek geliştirmiş. Şimdi de hobisini ev dışında yaşatabilmek ve warhammer, warhammer 40k ve warmachine oynayabilmek için Outpost masa ve video oyun merkezine arkadaşlarıyla gitmeye başlamış.

Bir anda canlanıp hayat buluverecekmiş gibi duran bu figürlerden birini yaratmak için, en az 8 saati gözden çıkarmak lazım. Bazı doygun renklerin kuruması havadaki nem oranına bağlıymış. 16 yaşından beri değişik boyama tekniklerini öğrenerek, işleme süresi değişen bir figür için diyebiliriz ki kuruma süresi bazen sadece havaya bağlı.

Konuşmasından fark ettiğim kadarıyla Mike, mükemmelik adına harcanan zamanı asla boşa gitmiş olarak saymıyor. Yeni sanata başlayanlara ilk tavsiyesi “sadece denemeye devam et” ancak bu şekilde daha ileriye gidebilirsiniz oluyor. Acaba hobisi mi Mike’ın sabırlı kişiliğine uyuyordu, yoksa bu hobiyle beraber mi sabırlı bir kişi olmuştu? O kadarı bilinmez ama bir gerçek var ki; sevdiğimiz hobilerde mükemmelleşmek için harcadığımız vakit asla gözümüze batmamalı, daima kendimizi geliştirmeliyiz.

Gördüğüm eserler büyük bir özenin sonucu olduğu için göz kamaştırıcıydı. Resimlerde warmachine oyununun rhulic isimli paralı askerlerini, cygnar bölüğünü, orgları, hordes savaşçılarını göreceksiniz. Kolleksiyona bakarken yaşımız kaç olursa olsun sevdiğimiz alanlara emek vermekten çekinmemeliyiz diye düşündüm. Daha sadece 24 yaşında olan Mike, kendisine büyük ölçüde dayanıklılık ve sabır veren bu hobiyi adeta sakin karakteriyle bütünleştirmiş. Kendisi yaptığı işin artık bir hobi olmanın ötesine geçtiğini, bazen hayatta karşılaşılan zorluklardan ve gerçeklikten bir kaçış olduğunu düşünüyor.

Tek elden çıkan bu koca dünyanın en ufak detaylarına kadar inmek için daha fazla vakit gerektiği kesin.

“Onlar 12’nci sıradalar, ben sadece 5”

Merak edenler için en büyük modelin yapım süresini sordum. Şekil verilmesi, boyanması ve tamamen kuruması bazen bir haftayı buluyormuş.

Renklerin ne kadar güzel ve canlı olduğunu söylediğimde, seviyesinin diğer sanatçılarla kıyaslanamayacak kadar geri olduğunu düşündüğünü belirtti. Üst seviye nedir dediğimdeyse: gölgeleme tekniğinin kademeleri olduğundan, bazen sadece ufak bir gölgeleme için günlerce uğraşıldığını söyledi. Bir ay sadece gölgenin tonları üzerinde çalışan bir arkadaşını, kendisine göre oldukça ilerde buluyormuş. Onlarla kıyaslandığında gidecek daha uzun bir yolu olduğunu düşünüyor.

“Diyelim ki 12’nci kademede ise ben sadece 5. kademedeyim” diyerek mütevaziliğini gösteriyor Lasseel. O an hemen aklıma mükemmellik konusu geldi, ben çoktan oldum, profesyonelim dememeliyiz. Çünkü her zaman bir üst seviye vardır. Mike’ın bu bakış açısı, ona daha da fazla mükemmellik kazandırmakla kalmıyor, ayrıca olduğu noktadan her daim daha da ileriye gitmesine yardım etmiş oluyor.

Herzaman amatör ruhla devam edebilmek için, belki de önemli olan profesyonel de olsak da amatörüm diyebilmek.

Bazen Ayrıcalıklı olmak, Paradan Daha Önemlidir

Kolleksiyonu’nun parçalarını tek tek anlatırken satması için çevreden sürekli baskı yapıldığını da sözlerine ekleyince, kendi eserlerine bir fiyat biçmesini istedim. Bunun gerçekten kendisi zor olduğunu, kolleksiyonundaki hiç bir parçanın onun gözünde vermek yada satmak için olmadığını anlattı. Önce satmama fikrini baskıya karşı geliştirilen bir inat olarak düşündüm ama sonra anladım ki en basit anlatımıyla parçaları tutmak bir çeşit kendisine değer verme biçimiydi. Her bir parçanın kimseye değil sadece kendine ait olmasını istemesi diğer bir değişle eserlerin başkalarına satılmamasını istememe aslında kolleksiyonunun eşsizliğini korumak içindi.

Arkadaşlarıyla Outpost’ta düzenledikleri şahsi turnuvalarda, kendisine yaptığı koleksiyonu büyük bir gurur kaynağı oluyordu. Sadece yapmak değil, kendi koleksiyon parçalarıyla yarışmalara katılabilmek bile büyük bir ayrıcalık olsa gerek. Parçalarını sadece kendisine saklamak demek ayrıca piyasada tek olabilme özelliğini de yansıtıyor. Eşsiz boyalarıyla kendine bahşettiği bu zevki, belki de para ona yaşatamazdı.

Kolleksiyonumuzu kendi ellerimizle yapmak için başka güzel bir neden değil mi?

Mike Lasseel [DijitalX]