Ana sayfa Paranormal Antik yazıt&uygarlıklar XVIII – Roswell’in perde arkası: İlk Mars keşifleri ve Cydonia – 2

XVIII – Roswell’in perde arkası: İlk Mars keşifleri ve Cydonia – 2

Cydonia. [NASA]
Okuma süresi: 5 dakika

Richard Hoagland ve ekibi, yaptıkları çalışmalar sonucunda Piramitlerin ve Sfenksin insanların ataları tarafından yapılmamış olabileceklerini ortaya koydu. Aslında birçok Mısır araştırmacısı Piramitlerin ve Sfenksin en az 10 bin senelik, yani insanlık tarihinin öncesine rastlayan yapılar olduklarını ortaya koymuştu. Hoagland ise kanıtları iyice güçlendirdi.

Cydonia’daki yüz ile Mısır’daki Sfenks arasındaki benzerlik bir tesadüf olabilir mi? Yoksa her ikisi de dünyamızdan olmayan akıllı varlıklar tarafından mı inşa edildiler? Bu noktada en büyük ipucu özellikle Sfenks üzerinde oluşan doğal erozyonun antik zamanlarda yaşanan yağmurlara işaret etmesi.

Cydonia’daki yapıların pareidolia değil ama gerçek olduklarını kabul edelim ve Mısır’daki yapılar ile arasındaki ilişkiyi düşünelim. Aklımıza ilk gelecek sorulardan biri, bunları inşa edenlerin aynı uygarlık (veya ilişkili uygarlıklar) olup olmadığı. İkincisi bu yapıları neden inşa ettikleri.  

Bu noktada bilim insanları Sfenksin özelliklerini ele alıyorlar. Sfenksin en bilinen özelliği yarı insan-yarı aslan bileşimi ifadesi, araştırmacılara ışık tutan ilk bilgi. Cydonia’daki yüzün sol tarafını sağ tarafın üzerine katlandığında, ortaya bir insan yüzü çıkıyor. Sağ taraf sol tarafın üzerine katlandığında ise Sfenks ile ‘Head’ arasındaki inanılmaz benzerlik ortaya çıkıyor. Çünkü beliren görüntü bir aslandan suratından başka bir şey değil.

Cydonia’daki yapıların başka bir benzeri İngiltere’de de bulunuyor. İngiltere’nin doğu batısında bulunan ve keşfedildiği tarihten beri sırrı çözülemeyen Stonehenge harabeleri yapbozun bir başka parçasını oluşturuyor.

Stonehenge harabelerinin çok yakınında, insan yapımı olduğu bilinen ama kim tarafından inşa edildiği bilinmeyen Silbury tepesi bulunuyor. Bu iki antik yapı, bir zamanlar bir kale olan Averbury’de bulunuyorlar. Bu yapılar Cydonia’daki yapılara büyük benzerlik gösteriyorlar. Bu benzerlikler detaylı geometrik araştırmalar sonucu elde edilen bulgular (yine de kesin bir yargıya varmak için yetersizler).

Averbury.

Akla gelen soru, Averbury’de bulunan yapılar ile Cydonia’daki yapıların, boyut, genişlik ve konum bakımından ne kadar benzediğiydi. Averbury halkası ile Cydonia’daki kraterin, Silbury tepesi ile Cydonia’daki piramidin ve iki bölgedeki diğer yapıların birbirlerine konumları ve mesafeleri karşılaştırıldığında mükemmel bir eşitlik sağlandı. Bu keşif, bu yapıların aynı ırka mensup akıllı varlıklar tarafından inşa edildiğine işaret ediyor olabilir mi?

Richard Hoagland bu noktadan sonra herkesin aklına gelebilecek olasılıkları anlatıyor. İlki, Dünya’da var olmuş olan çok ileri bir ırkın Marsa giderek bu yapıları inşa etmesi ve sonra da yok olmaları. İkincisi ise, uzayın bir köşesinden Güneş Sistemi’ne gelen ve sistemimiz hakkında bizim bilmediğimiz şeyleri keşfeden bir ırk bu yapıları inşa etti ve gelecekte Dünya’da var olacak insanlığa bir işaret bıraktı ( Sfenksin suratı insan-aslan. Oysa bunları yapanların ne insan olduğuna, ne de aslan gibi bir hayvanı bildiklerine ait bilgimiz yok).

Akla gelen en ilginç teorilerden biri, bir zamanlar yaşama tanık olduğu düşünülen Mars’ın üzerinde yaşadığı bir medeniyeti kendisini terk etmeye ve yeni bir gezegen bulmaya zorlaması. Yani Dünya. Belki de Marslıların devamıyız, ya da kökenlerimiz onlara dayanıyor. Peki Marslılar atalarımız ise neden bu devasa yapıtları yapma gereği duydular?

Hoagland’a göre, Cydonia çok önemli bazı bilgileri aktarabilmek için kurulmuş bir yerdi. Bu bilgi, inanılmaz bir fiziki bilgi içeren ve galaksinin bir tüm olarak nasıl işlediğini açıklayan bilgiydi. Bulunduğumuz galaksinin fiziki işleyişine dair kanıt sunan şeyler ise, Mars’ın yüzeyindeki ve dünyamızdaki yapıların muntazam geometrik konumları ve benzerlikleri.

Mars Global Surveyor ve Viking 1 ham fotoğraflarına bakmak isterseniz tıklayın.

Mars Yörünge Kaşifi (MRO) fotoğraflarında beliren yeni ve ilginç yapılara göz atmak isterseniz: 1,2,3,4,5.

Kozmik geometrinin sırrı ne?

Cydonia’daki yapılar üzerinde yapılan araştırmalar, yüzün ve piramitlerin, tam olarak Mars’ın kuzey yönüne değil ancak, spesifik bir açı yaratarak hafif yana dönük şekilde inşa edildiklerini ortaya koyuyor. Bu açı ise her yapıda tam 19,5 derece. Peki neden?

19,5 derece, Güneş Sistemi’nde ve Samanyolu Galaksisi’nde birçok gezegenin yörünge dönüş açısını temsil ediyor. Güneş Sistemi’nde ise Dünya’nın 11 katı olan Jüpiter’de bu gözleniyor. Jüpiter’in Dünya’dan daha büyük olan ve sürekli bir döngü içinde olan kırmız noktası 19,5 derece açıyla dönüyor. Çok büyük fırtınalar içeren bu delik benzeri nokta, sürekli olarak güneye 19,5 derecelik açı ile hareket ediyor. Araştırmacılar bu spesifik derecenin galaksideki birçok gezegenin coğrafik ve jeolojik özellikleri üzerinde geçerli olduğu düşünüyor.

Dünyamızda 70 milyon senelik geçmişi olan Hawai adasındaki Maua Lona yanardağı, gezegenimizin merkezine çok yakın bir yerde, tam 19,5 derece kuzeye eğimli konumlanmış durumda. Cydonia’nın varlığını savunanlar, bu bölgedeki piramidin barındırdığı geometrik bilgilerden yola çıkarak, piramidi inşa edenler ile Güneş Sistemi’ndeki her gezegen hakkında temel bilgi sahibi olduklarını savunuyor.

Hoagland’a göre, Cydonia’daki piramitleri inşa edenlerin, piramitlerin iç yapısında ve konumunda 19,5 derecelik açı yaratması bazı şeylere dikkat çekmeyi amaçlıyor. Piramitlerin şekli, yani geometride tetrahedron adını alan cisim önemli bir sırrı açığa koyuyor. Eğer bu cismi bir kürenin içine koyarsanız, işte o zaman saçlarınızı diken diken eden rakamlar elde ediyorsunuz. Eğer mükemmel bir piramidi, yani tetrahedronu, bir kürenin içine yerleştirirseniz, piramidin ayaklarının küre içine değdikleri enlemler kuzeye ya da güneye 19,5 derecelik açı yapıyor. Tüm bu rakamlar, Cydonia piramitlerinde keşfedilenler ile aynı.

NASA, 25 Eylül 1992 tarihinde ateşlenen Mars Observer uzay aracı ile Kızıl Gezegen’in yüzeyini detaylı incelemeyi amaçlıyordu. Mars Observer, yörüngeye girmesi gereken tarihten üç gün önce, 21 Ağustos 1993’te Dünya ile bağlantısını kaybetti. 17 yıllık plana ve yaklaşık 1 milyar dolarlık bütçeye mal olan bir proje kaybedilmişti.

Gregory Moolenar bu konuda şunları söylüyor: “Mars Observer fırlatılmadan kısa bir süre önce Andrew Kasırgası yaşanmıştı. Mekik bu tür doğal olaylara karşı koyabilecek şekilde tasarlanmıştı. Nitrojen sistemi özel maddelerden yapılmıştı ve kameralar ayrı bir bölümde bulunuyordu. Ancak mekiği gözden geçirenler bu bölümlerde fırtınanın asla sebep olamayacağı türden enkaz, toz ve parçalara rastladı. Aslında mekik daha fırlatılmadan bir sorunla karşı karşıyaydı.

mars observer ile ilgili görsel sonucu

Peki kim, neden bu tür bir projeyi sabote etmek ister? Bunu yapmak isteyen insanların Mars’ta keşfedilmesini istemedikleri bir bilgiden haberdar olmaları olası mıdır? Eğer böyle bir şey varsa, araştırmacıların inandıkları şeyler aslında Mars’ın keşfedilmesinin değil, Mars’ın keşfi ile Dünya üzerinde keşfedilmesi istenmeyen şeylerin ortaya çıkarılması olabilir mi?

Mars Observer, Kızıl Gezegen’in yaşam potansiyelini araştırmak için ateşlenen öncü uzay araçlarından biriydi. Ancak o da uzayın derinliklerinde bir yerde kayboldu. Mars Observer’ın geçmişteki esrarengiz hadiselerin üzerine eklenmesi (Phobos 1 ve 2) komplo teorilerini de artırdı.