Ana sayfa Bilim Astronomi 1 Ocak 2017: Yerçekimsel dalgaların doğumu

1 Ocak 2017: Yerçekimsel dalgaların doğumu

[Shutterstock]
Okuma süresi: 3 dakika

Einstein’ın Görelilik Teorisi’nde önemli bir yer tutan yerçekimsel dalgalar, bilim dünyası tarafından resmen kabul edilecekleri günü bekliyor. Büyük Patlama’nın oluşturduğu yankıları temsil eden dalgaların doğum tarihi ise 1 Ocak 2017 olarak öngörülüyor.

Bilim dünyasında pek sık rastlanan bir durum değildir ancak bilim insanları çığır açacak bir keşif için tarihl belirledi. Görelilik Teorisi’nde Büyük Patlama ile oluştukları ve 13.8 milyar öncesinden günümüze uzanan yankıların varlığı, neredeyse kanıtlanmış durumda. Öyle ki, gökbilimciler Einstein’ın teorisini savunan yankıların gerçekliğini ilan etmek için gün saymaya başladı.

Evren’in ‘en eski radyasyon fosilleri’ olarak kabul edilen yerçekimsel dalgaların algılanabilmesi, bilim dünyası için gerçekten çığır açan bir gelişme olacak. Gökbilimciler, teleskoplarla görebildikleri uzayı, zamanın en eski yankıları sayesinde ‘duyabilmeye’ başlayacak. Astronomide yeni bir sayfa açacak keşif sayesinde yıldızların doğumunu, galaksilerin birbirleriyle çarpışmasını, karadeliklere çekilen kozmik materyali ve süpernova patlamalarını duyabileceğiz.

Albert Einstein’ın 1916 yılında öne sürdüğü yerçekimsel dalgalar, kütlenin hız kazandıkça yerçekimsel radyasyon olarak enerji saçtığını savunuyor. Uydular tarafından elde edilen verilere dayanan bilgisayar modelleri, Büyük Patlama’da Evren’in 0.00000000000000000000000000000000001 saniyede 100 trilyon trilyon (0.0000000000000000000000000000000001) büyüdüğünü ortaya koymuştu.

Tespit edilmeleri son derece zor olan yerçekimsel dalgaların, geçtiğimiz yıl Bicep2 (Kozmik Ekstragalaktik Kutuplaşmanın Arka Plan Görüntülemesi) teleskobuyla keşfedildiği sanıldı. Yerçekimsel dalgaları göremeyen teleskop, Evren’in henüz 400 bin yıl yaşında olduğu dönemden Dünya’ya ulaşan ışınlarda yerçekimsel dalgaların izine rastlamıştı.

Bicep2 teleskobu Antarktika'da yer alıyor [Fotoğraf: AP]
Bicep2 teleskobu Antarktika’da yer alıyor [Fotoğraf: AP]

En ileri teknoloji teleskop ağları kullanılıyor

On yıllardır dünyanın farklı köşelerine inşa edilen enterfrometre dedektörleri, yerçekimsel dalgaların keşfedilmesi sürecinde önemli bir yer tutuyor. Kilometrelerce uzunlukta birbirine bakan iki koldan oluşan enterfrometreler, aynalarıyla yansıttıkları lazerin 100 km’lik bir alanda gezinmesini sağlıyor.

Her iki koldan eşzamanlı olarak ateşlenen lazerler, yerçekimsel dalgalara çarpmaları halinde rotalarından sapacağı gibi senkronizasyon da bozuluyor.

Günümüzde 900 bilim insanının yer aldığı Ligo (Lazer Enterfrometre Yerçekimsel Dalga Gözlemevi) projesi, ABD’de iki, İtalya’da bir dedektörle çalışmalara devam ediyor.

Avrupa Güney Gözlemevi’nin (ESO) Şili’deki Çok Büyük Teleskop (VLT) ağı da kendisini oluşturan dört teleskobun eşzamanlı kullanılmasıyla enterfrometre görevi görebiliyor.

Dört bağımsız teleskoptan oluşan VLT, enterfrometre olarak da kullanılabiliyor [Wikipedia].
Dört bağımsız teleskoptan oluşan VLT, enterfrometre olarak da kullanılabiliyor [Wikipedia].

Yerçekimsel dalgaların hareketini görebileceğiz

Yapılan çalışmalarla yerçekimsel maddelerin iki yıl içinde keşfedileceğine emin olan gökbilimciler, 20013’te gerçekleştirilen 20’nci Uluslararası Genel Görelilik ve Yerçekimi Konferansı’nda 1 Ocak 2017 tarihini keşiflerini duyurmak için ideal tarih olarak belirledi.

Dahası, bu yıl içinde uzaya gönderilecek olan LISA-Pathfinder uzay aracı, yerçekimsel dalgaları tespit edebilmek için yeni teknolojileri test edecek. Dünya’daki frekanslarda yapılması imkansız olan deneyleri uzayda gerçekleştirecek olan LISA’nın, düşük frekanslı yerçekimsel dalgaların hareketini kusursuz biçimde ölçmesi ümit ediliyor.

Yaşanan gelişmeler yakın gelecekte uzayı duyabilmek adına ümit verici. Varlığı 100 yıldır tartışılan yerçekimsel dalgalar, böylece yıllardır sonuç vermeyen karanlık madde deneylerini de ilham verebilir.

LISA-Pathfinder [ESA].
LISA-Pathfinder [ESA].