Okuma süresi: 4 dakika

Sibirya’nın hava sıcaklığı sıfırın altındaki ücra köşelerinde geçtiğimiz yaz ortaya çıkmaya başlayan devasa çukurlar, Rus yetkilileri giderek daha fazla endişelendiriyor. Çukurların ne zaman ve nasıl oluştuğu bilinmezken, sayıları da artıyor.

Cennet ve Cehennem’i gören herkes devasa obrukların ne kadar etkileyici olduğuna fazlasıyla tanık olmuştur. Yeraltı mağaralarının üzerindeki kaya ve toprağı çekmesiyle oluşan devasa çukurların benzerleri, Sibirya’nın insandan arınmış topraklarında belirmeye başladı. Ancak bu çukurlar obruklara kıyasla içlerindeki materyali dışarı püskürmüşe benzeyen derin kuyulara benziyor.

Rus yetkililerin helikopterle keşfettiği ilk çukur, ‘Dünyanın Sonu’ anlamına gelen Yamal Yarımadası’nda yer alıyor. Temmuz 2014’te ortaya çıkarılan 80 metre genişliğindeki çukurun daha ne olduğu anlaşılamadan, Taz bölgesinde 15, Taymir Yarımadası’nda ise en az 60 metre genişliğinde iki çukur daha keşfedildi.

Uluslararası bilim camiasında çukurların nasıl oluştuğuna dair birçok teori öne sürülürken, Ruslar konu hakkında giderek endişeleniyor. Çünkü korkutucu kuyuların sayısı yediye çıkmış durumda.

‘Obruk olamaz’

Helikopter görüntülerinde, dev kuyuların etrafına ‘materyal püskürmüş’ olduğunu savunan birikintiler var. Birikinti kalınlığı bir metreyi geride bırakırken, konu hakkında ilk görüş belirten isimlerden biri olan jeolog Vladimir Romanovski, ‘çukurların değişik bir tür obruk olabileceğini’ savunmuştu. Alaska’nın Fairbanks Üniversitesi’nde akademisyen olan Romanovski, ‘ilk olarak obruk halini almaya başlayan yapıların daha sonra yeraltındaki metan gazının etkisiyle patladığını ve dışa püskürdüğünü’ savundu.

‘İlk kez böyle bir jeolojik yapıyla karşılaştıklarını’ belirten Romanovski, ancak geçici bir açıklama sunabiliyor. Arktik bölgelerde toprakla örtülü buzlu yapıların çökmesiyle oluşan ‘pingo’ olasılığı ise uzun süreci nedeniyle devre dışı bırakılmış durumda. Zira, esrarengiz kuyuların ne çok eski olduğu ne de birkaç ay önce ortaya çıktığı düşünülüyor.

Korkutan sesler

Yamal krateri civarınd 16 Temmuz 2014’te analizler gerçekleştiren ekipte yer alan Andrei Plekhanov, ‘kraterin dibindeki havada metan yoğunluğunun yüzde 9.6 olduğunu, normalde bu oranın yüzde 0.000179 civarında gezdiğini’ belirtti.

Salekhard’daki Arktik Çalışmalar Bilim Merkezi’nde görev yapan Plekhanov, 2013 ve 2014’te Sibirya’nın olağandışı sıcaklıklar yaşadığını ve ortalamanın 5 derece üzerine çıkan sıcaklar nedeniyle buz örtüsünün çözülerek yüksek miktarda metan gazı ortaya çıkarmış olabileceğini söyledi.

B1 çukuru. [Marya Zulinova]
B1 çukuru. [Marya Zulinova]
Plekhnov, Nature dergisinde Ağustos 2014’te yayımlanan araştırmada ‘ön sonuçların yetersiz olduğunu’ belirtmiştir. Dahası, “Yerin çöktüğünü, suyun akışını duyabiliyorsunuz… Açıkçası bu biraz korkutucu” ifadesini kullanmıştı.

Aratırmada yer alan Almanya’nın Alfred Wegener Enstitüsü’nden Hans-Wolfgang Hubberten, ‘kraterin giderek artan ve nihayetinde üzerindeki materyali dışa püsküren gaz basıncından meydana gelmiş olabileceğini’ savundu.

Hubberter, ‘kraterlerin bugüne kadar bir benzerini daha görmediğini’ ifade etti.

Antipayuta kasabasından 90 kilometre mesafede yer alan B3 çukuru. [Siberian Times]
Antipayuta kasabasından 90 kilometre mesafede yer alan B3 çukuru. [Siberian Times]

‘Acilen araştırılmaları lazım’

Bilim insanların kafasını karıştıran, hatta korkutan çukurların (veya kraterler) sayısı bugün yediye ulaşmış durumda. Beş tanesi Yamal Yarımadası’nda bulunan çukurların ikisi göle dönüşmüş durumda. Hatta bir tanesi, en az 20 ufak kraterden meydana geliyor.

Moskova Petrol ve Gaz Araştırma Enstitüsü’nden Vasily Bogoyavlensky, daha keşfedilmemiş en az bir düzine çukur daha olduğunu savunurken, ‘acil araştırma başlatılması gerektiğini’ savunuyor.

Çukurların dağılımı. [Vasily Bogoyavlensky]
Çukurların dağılımı. [Vasily Bogoyavlensky]
En büyük endişe, büyük miktarda metan gazının atmosfere karışmasına neden olabilecek çukurların Sibirya’daki buzları eritecek kadar Dünya’yı ısıtabilecek olması. ABD Doğayı Koruma Ajansı’na göre 100 yıllık süreçte atmosfere karışan metanın karbondioksite oranla küresel sıcaklıklara etkisi 20 kat daha fazla olacak.

Siberian Times’a konuşan Bogoyavlensky, “Bu konuya insanları korkutmadan ciddiyetle yaklaşmalıyız” derken, acil müdahale yapılmazsa olası felaketlerin önüne geçemeyeceklerini belirtti.

Dev çukurların son derece büyük patlamalarda ortaya çıktığı neredeyse kesin. Bu durum, araştırmacılar için risk oluştururken, çukurlar son derece yanıcı metan ile dolu. Bogoyavlensky, olası patlamaların doğalgaz ve petrol boru hatlarını, hatta kıyı açıklarındaki petrol platformlarını etkileyebilecek kadar güçlü olabileceğini savunuyor.

Bu endişenin ana kaynağı, Rus doğalgaz devi Gazprom’un dev tesislerine ev sahipliği yapan Bovanenkovo’nun ‘B2’ adı verilen çukurdan sadece 10 kilometre mesafede bulunması. B2 çukuru, suyla dolmuş durumda ve havadan çekilen görüntüler metan sızıntısına işaret ediyor.

Metan sızıntısı krater gölünün yüzeyinde belli oluyor. [Vasily Bogoyavlensky]
Metan sızıntısı krater gölünün yüzeyinde belli oluyor. [Vasily Bogoyavlensky]
Sonuç olarak dikkate alınması gereken önemli bulgulardan ilki, dünyanın en izole ve soğuk yerlerinden biri olan Sibirya’nın giderek ısındığı. İkinci olarak bilim insanlarının halen nasıl oluştuğunu gözlemleyemediği esrarengiz çukurların yeri delik deşik etmesi. Son olarak da, metan patlamaları ve sızıntı riskinin Dünya’yı daha da yaşanmaz hale getireceği…

[Vladimir Pushkarev]
[Vladimir Pushkarev]
Yamal çukuruna en son keşif görevi Rus Arktik Keşif Merkezi tarafından Kasım 2014'te yapıldı. [Vladimir Pushkarev]
Yamal çukuruna en son keşif görevi Rus Arktik Keşif Merkezi tarafından Kasım 2014’te yapıldı. [Vladimir Pushkarev]