Okuma süresi: 3 dakika

Avustralyalı bilim insanları, jeo-termal araştırma projesi kapsamında yapılan sondaj çalışmasında dünyanın en büyük meteor kraterini ortaya çıkardı. En azından 300 milyon yıllık olduğu belirtilen krater, yerin 2 kilometre altında yer alıyor.

Avustralya’da bugüne kadar keşfedilen en büyük meteor krateri ortaya çıkarıldı. Yerin iki kilometre altında tespit edilen yaklaşık 200 kilometre uzunluğundaki iki dev yarık, antik kraterin 400 km genişliğe ulaşan kalıntılarını temsil ediyor.

Bilim insanları Güney Avustralya’daki East Warburton Havzası’nda yer alan dev kraterin izine ilk olarak 2013’te ulaşmıştı. Havzanın barındırdığı jeolojik özelliklerin yanı sıra meteoroitlerden elde edilen bilgiler, meteorun 10-20 kilometre genişliğinde olduğuna işaret etti. Meteor, oluşturduğu şok dalgalarıyla 200 bin kilometrekarelik bir alanı dümdüz etmişti.

Rusya’nın Çelyabinsk kenti üzerinde 15 Şubat 2013’te patlayan 19-20 metre çapında ki meteor ise 500 kilotonluk bir patlama ortaya koydu. 30 kilometre yükseklikte patlayan meteorun şok dalgası 1200 kişinin yaralanmasına ve binlerce binanın camının patlamasına neden oldu.

East Warburton’daki kraterin izini saklayan ilk meteoriti beş yıl önce inceleyen Avustralya Ulusal Üniversitesi’nden (ANU) Dr. Andrew Glikson, 200 kilometrelik yarıkların ikiye bölünen bir meteordan kaynaklanmış olabileceğini ifade etti. Kraterden geriye kalan dev çiziklere ait meteroitler, jeo-termal projesi kapsamında yapılan sondajda şans eseri bulunmuştu.

krater+graphic

Kraterin mikroskobik görüntülerinde patlama etkisiyle oluşan düzlemsel bozulmalar görülüyor. [ANU]
Kraterin mikroskobik görüntülerinde patlama etkisiyle oluşan düzlemsel bozulmalar görülüyor. [ANU]

Ortaya çıkan materyalin büyük kısmını atmosfer yuttu

Glikson, her biri en az 10 kilometre genişliğinde olması gereken meteorların Dünya’daki yaşamın gelişimi ve türlerin ortaya çıkışında büyük önem taşıdığını belirtti.

İzi silinen kraterin oluştuğuna inanılan 300 milyon yıl önce kitlesel bir yok oluş yaşanmaması, meteor çarpışmalarının daha eski zamanlarda yaşandığına işaret ediyor.

Dünya’nın en eski yaşam türlerine ev sahipliği yapan Avustralya, antik kraterin bulunduğu bölgede 300 ile 600 milyon yıl öncesine uzanan kayalarla dolu. Ancak krater bölgesinin etrafını saran kayalar kitlesel yok oluşa işaret eden tortu tabakası içemiyor.

Tectonophysics dergisinde yayımlanan araştırmaya göre kraterin oluştuğu tarihi ve nasıl bir patlamayla ortaya çıktığını anlamak için daha fazla delile ihtiyaç var. Glikson, meteor patlamalarında kalıntıların büyük kısmının atmosfere karıştığını ancak bir kısmının da yeraltında gömülü kaldığına not düştü.

East Warburton’da 400 kilometre genişliğindeki krater, kendisinden önce en büyük krater unvanını taşıyan Vredefort Kubbesi’ni açık ara geride bıraktı. Güney Afrika’da yer alan ve 2 milyar yıllık yaşıyla en eski krateri temsil eden Vredefort’un genişliği 160 kilometre.

[NASA]
[NASA]
İkinci sırada Kretase-Tersiyer yok oluşunu tetiklediğine inanılan meteorun izini taşıyan 150 kilometrelik Chicxulub krateri yer alıyor. Patlama, Kretase dönemini sona erdirmiş ve dinozorlarla beraber tüm hayvan ve bitki türlerinin 3’te 2’sini yok etmişti.

Landsat uydusu tarafından Yucatan Yarımadası yakınındaki kraterin görünümü. [NASA]
Landsat uydusu tarafından Yucatan Yarımadası yakınındaki kraterin görünümü. [NASA]

Kozmik nükleer bomba

Üçüncü (artık dördüncü) sırada ise Kanada’da yer alan 130 kilometrelik Sudbury krateri yer alıyor. Kayalardan yapılma asteroidlere kıyasla, buzul bir kuyrukluyıldızın çarpmasıyla oluşan krater, 1,8 milyar yıl önce Dünya’ya çarptı ve geride altın, çinko, bakır, nikel ve paladyum dahil birçok değerli maden bıraktı.

Sadbury kraterinin etkilediği ve iz bıraktığı alan. [NASA]
Sadbury kraterinin etkilediği ve iz bıraktığı alan. [NASA]
Devasa kratere kıyasla çok ufak ama yine öldürücü olan bir diğer patlamayı ait krater, geçtiğimiz yıl Kanada’da bulunmuştu. 8 kilometre çapındaki krateri ortaya çıkan meteor, modern günümüzde düşseydi 200 kilometre ötesindeki Calgary kentini tamamen yok edecekti.

Bu kıyaslamaya bakılarak, yeni keşfedilen kraterin kitlesel yok oluş tarihiyle nasıl bir bağlantısı olduğunu anlamak büyük önem taşıyor.