Okuma süresi: 3 dakika

Bilim insanları sonunda köpek severleri bilimsel olarak tatmin edecek bir araştırmaya imza attı. Köpeklerin, insanların kalbine girmek için ‘oksitosin’ kullandığı ortaya çıktı. Köpek ve insanların arasındaki sevgiyi tetikleyen ise karşılıklı bakışlar.

Aşk hormonu olarak bilinen oksitosinin, insanlar arasındaki sevgi bağını kurmaktan daha öteye gittiği anlaşıldı. Anne ile çocuğu arasındaki bakışmalarda, öpüştüğümüzde ve sarıldığımızda ortaya çıkan, seks esnasında tavan yapan oksitosin, aynı zamanda en sadık dostlarımız köpeklerin bizi sevmesini sağlayan hormon olarak belirdi.

Güven ilişkisinin de temeli olarak kabul edilen oksitosin, insanın evrim sürecindeki en güçlü ‘bağ yapıcı’ kimyasal. Japonya’nın Sagamihara kentindeki Azabu Üniversitesi’nde yapılan araştırmada, oksitosinin köpeklerle birbirimizin gözlerine bakarken de salgılandığı anlaşıldı.

Miho Nagasawa ve Takefumi Kikusui’nin başını çektiği araştırmada, köpek ile insan arasındaki bakışın anne ile çocuğu arasındaki bakışlarla aynı mekanizmayı tetiklediği belirtildi. Annenin bebeğine bakışı mutluluk dolu bir bakışla cevaplanırken, her ikisinin de oksitosin salgılaması sevgi hissini daha da güçlendiriyor.

Sevginin temeli bakışlarda

Araştırmanın savunduğu bulgular kesinleşirse, arkadaşlığı ve sadakatiyle tüm hayvanlardan farklılaşan köpeklerin binlerce yıl önce nasıl insanlarla yaşamaya başladığı sorusu da büyük ölçüde cevaplanabilir.

Kikusui, köpeklerin insanlarla arkadaş olabilme özelliğini 15 yıl boyunca beslediği köpekleriyle yaşarken merak etmeye başlamış. Araştırmaları, oksitosine dayanan bir türler arası dayanışma olduğunu ortaya koyarken, ilişkinin temeli bakışlarla ortaya çıkıyor. Kısaca size sadece yemek istediği zaman içtenlikle bakan kedinize kıyasla köpeğiniz ‘içinden geldiği’ için size gözlerini dikebiliyor. Karşılık verdiğiniz an, bir hormon vanaları serbest kalıyor.

İnsan ve köpek dışında oksitosin bağı kurabilen başka iki tür bulunmuyor.

Kikusui ve Nagasawa, oksitosin temelli teorilerini test etmek için köpek sahibi 30 arkadaşlarından yardım aldı. İlk olarak, bir köpek ve sahibi bir odada yarım saat gruptan ayrı olarak tutuldu. Ardından, hem insanın hem de köpeğin idrarındaki oksitosin miktarını ölçtü. Gözlemler, sahibi ile köpek ne kadar göz göze gelirse çocuklarda görülen hislerin arttığı ve oksitosin seviyesinin yukarı fırladığını gösterdi.

Aynı durum, köpek sahiplerinde de tespit edilirken, 2009 yılında yapılan benzer bir araştırmayla sonuçlar doğrulandı. Yine Kikusui ve Nagasawa’nın yer aldığı araştırmada bakışların sosyal etkileşimde oksitosin oranını artırdığı belirtilmişti.

İnsanların sevgi ölçeğini artırıyor

İlişkinin karşılıklı olup olmadığını anlamak için de farklı bir deney yapıldı. 27 köpeğin burunlarına oksitosin veya tuzlu bir madde sürüldü ve her biri bir odaya sahipleri ve iki yabancıyla kapatıldı. Oksitosin sürülen köpeklerin sahiplerine diğerlerinden çok daha uzun süre baktıkları anlaşılırken, erkek köpeklerde oksitosin farklılık yaratmadı. Bu durumun, erkeklerde hormona olan hassasiyetin yüksek olmasından kaynaklandığı düşünülüyor.

Köpekler en az kediler kadar stres öldürdükleri gibi çeşitli rahatsızlıkların tedavisinde görev alıyor.

Dikkat çeken bulgu ise oksitosin sürülmemesine rağmen köpek sahiplerinin bakışlar sonucunda daha fazla hormon salgılaması oldu. Köpeklerin bakışlarıyla insanlarda da yapay bir hormon salgısı yaşandığı ve anne ile çocuğu arasındaki ilişkinin benzerinin tekrarlandığı doğrulandı.

Araştırma hakkında yorumda bulunan Duke Üniversitesi’nden Brian Hare, ‘köpeklerin insanlardaki kimyasal bağ özelliğini çaldığına dair çok önemli bir bulgu elde edildiğini’ belirtti. Köpek algısı uzmanı olan Hare, araştırmanın birçok alanda yeni bilgiler sunabileceğini belirterek, ‘köpeklerin otizm ve travma sonrası stres bozukluğu (PTSD) tedavisindeki başarılarının oksitosin sayesinde açıklanabileceğini’ söyledi.

İnsan ve köpek arasında var olanın dışında türler arasında tespit edilmiş bir oksitosin bağlantısı bulunmuyor. Hare ve meslektaşları, insanların ve köpeklerin birbirlerinin kaplerini fethettikleri mekanizmanın var olduğunu ve bizleri gerçekten ‘sevdiklerini’ belirtti.

Sevginin abartıldığı anlar da yok değil:

‘Paralel evrim’

Çinli araştırmacılar, Mayıs 2013’te açıklanan bir araştırmada insan ve köpeğin beraber evrim geçirdiğini öne sürmüştü. Araştırmaya göre iki türün 32 bin yıl öncesine uzanan ortak evrimi ‘beyin ve sindirim sisteminde’ benzerlikler oluşturdu.

Macar bilim insaları tarafından yapılan bir diğer araştırmada ise ‘köpek beyninin veri işleme sürecinde insan beyni gibi çalıştığı’ belirtilmişti.

ABD’de yapılan yeni bir araştırma, köpeğin en az kedi kadar stres düşürücü özelliğine dikkat çekerken, ‘kedicilerin daha akıllı, köpek severlerin ise daha duygusal olduğunu’ öne sürdü.

Yani, köpek ile sahibi arasındaki gerçek sevgi, kedi ile sahibi arasındaki yapmacık ilişkiden farklı olduğu için zeka bile ikinci planda kalıyor (bence). Kediciler, nankör hayvanla baş etmek için zekalarını daha çok zorlamak zorunda kalıyor, oysa köpekte böyle bir sorun olmuyor…

Bilim dünyasından çarpık kedi-köpek ilişkileri hakkında da açıklama bekliyoruz: