Okuma süresi: 2 dakika

Bilim insanları, ilaçların kandaki maddeleri filtreleyen kan-beyin bariyerinden geçmesini sağlayan yeni bir yöntem geliştirdi. Yeni yöntem sayesinde Alzheimer ve Parkinson gibi hastalıkların beyinde yayılması önlenebilir.

Evrimsel mühendisliğin insan ve hayvanlardaki en mükemmel örneklerinden biri olan kan-beyin bariyeri, geliştirilen yeni yöntemle birçok tedavinin önündeki engel olmaktan kurtulabilir. Kanada Ulusal Araştırma Konseyi (NRC), kandaki zararlı maddelerin beyne gitmesine izin vermeyen sistemin, ilaçların geçişine izin vermesini sağlayacak bir yöntem geliştirdiklerini açıkladı.

İlaçların doğrudan beyne iletilmesini sağlayacak yöntem sayesinde, Alzheimer, Parkinson ve multipl skleroz (MS) gibi hastalıklarla mücadelede çok büyük bir adım atılacağı ümit ediliyor.

Kan-beyin bariyeri, beyne ulaşması gereken besinlerin geçişini sağlayan ancak zararlı maddeleri bloke eden bir duvar olarak düşünülebilir. Su, belli gazlar ve yağda çözünen moleküller kan-beyin bariyerinden geçerken, merkezi sinir sisteminde oluşan hastalıklarla mücadele etmek için üretilen ilaçlar da dahil olmak üzere birçok madde bariyer tarafından bloke ediyor.

Bilim insanları, kan-beyin bariyerini aldatmak için geliştirilen ilk yöntemi yenisiyle birleştirerek, ilaçların gerekli vizeyi almasını sağladı.

Truva atından çok daha başarılı

Tıp dünyası geride kalan 20 yılda antikor ve peptitlerin protein görünümünde kan-beyin bariyerinden geçmesini sağlayacak taşıyıcı moleküller kullanıyordu. Truva atı olarak adlandırılan ‘casuslar’ SDA kadar başarı gösteremedi.

NRC’de son altı yıldır yapılan çalışmalarda ise kan-beyin bariyerini zararsız olduğu konusunda ikna etmeyi başaran molekül parçaları geliştirildi. ‘Tek Alan Antikor’ (SDA) adı verilen tek molekül parçaları, birleşerek daha büyük moleküller oluşturma özelliğine sahip. Böylece, kan-beyin bariyerini çok sayıda ‘faydalı’ moleküle bağlı olmaları sayesinde daha kolay kandırıyorlar.

Fareler üzerindeki deneylerin ardından klinik deneyler yapılacak.

Bir Aspirin’den küçük olan SDA, kan-beyin bariyerindeki alıcılar tarafından tanındığı için süzülerek beyne erişebiliyor.

Araştırmada yer alan Dr. Danica Stanimirovic, ‘yeni yöntem sayesinde birçok hastalığa karşı yeni tedavi yöntemleri deneyebileceklerini ve doğrudan beyne ilaç enjekte etmenin doğurduğu riskleri de ortadan kaldırabileceklerini’ söyledi.

Nasıl çalışacak?

Stanimirovic, SDA ile uygulanacak tedavi şeklinin Lego blokları inşa etmeye benzediğini belirtti. Örneğin Parkinson hastalığına özel bir ilaç geliştirilirse o ilaca özel tedavi molekülü inşa edilecek. Bilim insanları, molekülün taşıyıcı görevi görecek Truva atına bağlanmasını sağlayacak özelliği kazandıracak.

Tedavi amaçlı moleküllerle taşıyıcı ‘casus’ moleküllerin birleştirilmesine dayanan tedavi, biyo-teknoloji firması Biogen Idec’in direkötrü Graham Farrington’ın başında yer aldığı ekip tarafından fareler üzerinde denendi.

Başarılı olan deneyler, ‘taşıyıcı-antikor karışımının’ beyne ulaşabildiğini ve tedavi etkisi gösterdiğini ortaya koydu. Farrington, deneyler hakkında yaptığı açıklamada, ‘antikorun etkinliğini görmek ve klinik deneyleye başlamak için önemli bir adımı geride bıraktıklarını’ söyledi.

Bu noktada bir durmamız gerekiyor. Çünkü çığır açan gelişmeler iki günde gerçekleşmediği gibi, Stanimirovic ve Farrington klinik deneylerin 10 yıl sürebileceğini belirtti. Başarıya ulaşılması ise insanlık için çok önemli bir dönüm noktası olabilir.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Parkinson ve ALS gibi sinir sistemini etkileyen hastalıkların 2040’a gelindiğinde kanserden kaynaklanan ölümleri geçeceğini tahmin ediyor. Kısaca, 10 yıl geç kalmamak için tam da ihtiyacımı olan süreyi olarak beliriyor.