Okuma süresi: 2 dakika

İngiliz bilim insanı Dr. Hannah Critchlow, insanların gelecekte zihinlerini bilgisayara aktararak sonsuza dek yaşama şansı elde edeceklerini savundu. Ölümsüzlüğü, beyindeki gibi milyonlarca sinir hücresi içeren devre kartları sağlayacak.

Ghost in the Shell serisini izlemiş olanlar, gelecekte karşımıza çıkacak ölümsüzlük senaryolarından bir tanesini yıllardır kafasında değerlendiriyor olabilir. Bu insanlardan biri olan Cambridge Üniversitesi sinir bilim uzmanı Dr. Hannah Critchlow, tıpkı animedeki gibi insan zihninin bilgisayara aktarılmasının gelecekte mümkün olacağını ve bunu yapanların süresiz (sonsuz demek mümkün olmaz) yaşayabileceğini savundu.

Critchlow’un iddiası, insan beynini taklit eden işlemci geliştirme çabaları ele alındığında teknolojik olarak imkansız değil gibi görünüyor. Bu konuda aklıma ilk gelen gelişme, IBM’in Kasım 2012’de duyurduğu büyük simülasyonu çalışması oldu. IBM, Pentagon’un da destek verdiği projede 10 milyar sinir hücresi ve 100 trilyon sinaps içeren simülasyon oluşturmayı başarmıştı. IBM’in bir sonraki çalışması, 2014’te 1 milyon elektronik sinir içeren TrueNorth adlı işlemciyi geliştirmesi oldu.

Söz konusu gelişmeler, zihnin nasıl aktarılacağını değil ama aktarılması başarılırsa muhafaza edilebileceği bir yer olacağına işaret ediyor. Critchlow da aynen bu mantık kapsamında insan zihninin bir program içinde yaşayabileceğini savunuyor.

Makine içinde yaşamak

Galler’de gerçekleştirilen Hay Festival’da konuşan Critchlow, ‘beyin her ne kadar karmaşık olsa da bir devre kartına benzediğini ve bilim insanlarının her kısmında fonksiyonunu ortaya çıkarmaya başladığını’ söyledi.

Critchlow, hafiften Matrix öğretilerine de girerek, “Eğer bizi biz yapan 100 trilyon devre bağlantısını inşa edebilirseniz, insan zihnini bir bilgisayara aktarmak mümkün” dedi.

Zihnin bir makine içinde yaşayabileceğini savunan Critchlow, bunun ‘kesinlikle yapılabilir olduğunu savundu.

ghost-in-the-shell-2-0-4516

‘Aşırı veya eksik beyinle bağlantılı değil’

Critchlow, insanların beyinlerinin sadece yüzde 10’unu kullandığı (yüzde 4’e kadar indiğini de duydum) ve Einstein’ın daha fazla beyin kıvrımına sahip olduğu için Görelilik Teorisi’nin keşfettiği gibi inanışların beynin sahip olduğu kapasiteyi yanlış yansıtan inanışlar olduğunu söyledi.

Demiryolunda çalışırken metal bir çubuğun beyinin delip geçmesine rağmen yıllarca sağlıklı bir kişi olarak yaşayan Phineas Gage’e de değinen Critchlow, bir kısmı olmamasına rağmen beynin işlevine devam ettiğini söyledi.

Critchlow, ‘genel inanışa rağmen, beynin sürekli rölantide çalışmaya devam ettiğini ve ancak sigorta atması gibi kritik durumlarda belli bölgelerin daha fazla çalışmaya başlayabileceğini’ belirdi.

İngiliz nörolog, sadece 1,5 kilo ağırlığında olmasına rağmen beynin vücut enerjisinin yüzde 20’sini tükettiğini de not düştü. Kısaca bir Limitless hapı yutma şansı olursa istediğiniz kadar da yemek yeme şansınız olacak.

Elektrik yiyen organ

Telegraph’da yer alan habere göre, Critchlow beynin aslında düşünülebilecek en karmaşık devre kartının kendisi olduğunu düşünüyor. Beynin rölantide çalışmasını ise aslında aşırı kapasitenin devreye girmesi halinde ortaya çıkabilecek ‘şalterin atması’ riskini önlemeyi amaçladığını savunuyor.

MRS taramaları, uyku halinde bile beyindeki oksijen miktarı ve kan akışının her bölümde artabildiğini göstermiş. Dahası, kendi beyni üzerinde deneyler yapmak isteyenler, fiyatı 40-50 dolar arasında değişen elektrotları internetten satın alabilir.

Matrix’te ‘vücut zihin olmadan yaşayamaz’ sözünü unutmayalım. Şüphesiz ölümsüzlüğü edebidyen bir makinede yazılımdan ibaret olarak geçirmek istemeyecektir. Bugün 100 trilyon sinaps içeren bir devre kartı süperbilgisayar sayesinde çalışabiliyor. Ancak gelecekte metal bir kafatası içindeki devre kartını çalıştıracak, belli bir boyutta bilgisayarlar gerekiyor.

Mekanik bir cehennem düşüncesi doğurabilecek bu tür teknolojilerin nasıl ortaya çıkacağı ve kimler tarafından nasıl kullanılacağı, sanırım şu an için büyük firmalara kalmış bir soru.