Okuma süresi: 2 dakika

Bilgisayar ve web kullanıcılarının seçtiği birbirinden facia şifrelerin önüne geçilemeyeceğini anlayan bilim insanları, nihai çözüm yolunu buldu: Beyin izi.

Her yıl güncellenen ancak yaratıcılığın bir gıdım gelişemediği ‘en çok kullanılan şifreler’ listesi, güvenlik uzmanlarının korkulu rüyası olmaya devam ediyor. Parmak izi, retina taraması ve yüz tanıma yazılımları kullanarak şifre sorununa ileri teknoloji çözümler arayan bilim insanları, akla gelebilecek en fütürist yöntemi masaya yatırdı: Beyin izi.

Neurocomputing dergisinde yer alan araştırmaya göre, beyin iziyle şifre yöntemi ‘belli kelimelere verdiğimiz nörolojik tepkilere’ dayanacak.

New York’taki Birmingham Üniversitesi’nde 45 denek üzerinde yapılan deneylerde, insanların akronimleri gördüklerinde belli nörolojik tepkiler verdikleri tespit edildi. FBI ve DVD gibi 75 akronim gösterilen denekler, akronimlerin her birine belirgin derecede farklı nörolojik tepki verdi. Bilgisayarlar, her bir akronime verilen farklı tepkiyi yüzde 94 doğrulukla tespit etmeyi başardı.

İnsan beyninin her bir kısaltmaya özel verdiği tepki, kırılması imkansız şifre düşüncesini doğurdu. Araştırmada yer alan psikoloji ve dilbilim yardımcı profesörü Sarah Laszlo, kolayca çalınan şifreler ve kopyalanabilen parmak ve retina izine kıyasla, ‘beyin izinin’ kırılamaz olduğunu savundu.

Laszlo, beyin izinin güvenirliğini şu şekilde açıklıyor: Eğer parmak iziniz çalınırsa, yeni bir parmak çıkaramayacağınız için sonsuza dek güvenliğiniz tehdit altında demektir. Beyin izleri ise parmak izlerine kıyasla ‘iptal edilebilir.’ Eğer bir hırsız kişinin beyin izini tespit etmeyi başarsa bile, bunu sıfırlama şansınız var.

Gerçek olabilir mi?

Beyin izi fikri akla yatkın gelse yakın gelecekte hayatımıza gireceğini söylemek için çok erken. Hatta, test aşamasındaki nörolojik teknolojinin sadece devlet ve askeri boyutta kullanılması düşüncesi de var. Örneğin, nükleer silahların ateşleme şifrelerini taşıyanlar için uygulanabilir.

Beyin izi, iki adımlı doğrulamayı kullanmaya bile zahmet etmeyen ortalama elektronik/web kullanıcısına sunulmamalı.

Araştırmada yer alan Elektrik ve Bilgisayar Mühendisliği yardımcı profesörü Zhanpeng Jin, ‘beyin izinin düşük seviyeli güvenlik uygulamaları için kitle üretimi yapılacak bir teknoloji olmayacağını’ savundu. En azından günlük yaşama yakın gelecekte dahil olması beklenmeyen beyin izi, üst düzey güvenlik önlemlerinde anahtar olabilir.

Jin, beyin izinin Pentagon ve Hava Kuvvetleri Laboratuvarları gibi Çinli hacker’ların düzenli saldırısına maruz kalan kurum ve tesislerde kullanılabileceğini düşünüyor. Siber saldırılara karşı bu yöntem kullanılabilir mi, kullanılabilirse ne kadar başarılı olur, değerlendirilmesi gereken bir konu.

Beynimizi çalarlarsa?

Sci-Tech sitesine konu hakkında yorumda bulunan Pund-IT firmasının baş analisti Charles King, ‘beyin izi’ fikrinin heyecan verici olduğunu belirtti.

King, beyin izinin federal kurum ve askeri tesislerde üst düzey güvenlik amacıyla kullanılabileceği düşüncesini savunurken, halen ‘123456’ya yapışıp kalmış ortalama internet kullanıcılarının uzak tutulması gerektiğini düşünüyor.

King, hak verdiğim yorumunda, ‘iki adımlı doğrulama sistemini bile kullanmaya bile zahmet etmeyen milyonlarca insanın beyin izine de adapte olamayacağını’ öne sürdü. Kısaca, bizler adam akıllı şifreler düşünmeli ve buluta çıplak fotoğraf koymamalıyız.

Askeri teknolojileri ve casusluk operasyonlarını koruma altına alması beklenen beyin izi, yeni nesil bilim kurgu filmlerine konu olabilecek fikirleri de akla getirebilir. Örneğin, kafatasından çıkarılmış taze beyinlerle kilit açmak…