Okuma süresi: 4 dakika

‘Astreoit Günü’ ilan edilen 30 Haziran, Dünya’nın karşı karşıya olduğu en büyük dış tehdide dikkat çekmeyi hedefliyor. Bu tehdit, insanlığı birkaç saniyede kızartabilecek ‘öldürücü asteoidler.’

Bugün ilk kez ‘kutlanan’ Asteroid Günü sayesinde önemli bir konuya odaklanıyoruz: İnsanlık kendi sonunu mu getirecek, dinozorlar gibi asteroid çarpmasıyla mı yok olacak yoksa her iki tehdidi de bir araya gelip aşabilecek mi? …

Rusya’nın Ural Dağları bölgesindeki Çelyabinsk kenti üzerinde 15 Şubat 2013 tarihinde beliren 19 metre genişliğindeki meteor, 10 bin metre yükseklikte patlayarak Hiroşima’ya atılan nükleer bombanın 30 katı bir bir enerjiyle patlamıştı.

Atmosfere saatte 70 bin kilometre hızla giren meteorun 500 kilotona denk gelen patlamasının oluşturduğu şok dalgaları, 2,5 dakika sonra Çelyabinsk’e ulaştı ve binlerce bina ve aracın camı patladı, bazı binaların duvarları yıkıldı, yüzlerce insan yaralandı.

Eğer azimle delmeye çalıştığımız atmosfer bizi korumasaydı, Dünya’dan bir şehir silinmiş olacak ve yerinde devasa bir krater kalacaktı. Kılpayı atlatılan bu senaryo, gerçekleşseydi yine de karşılaşabileceğimiz olasılıkların arasında kötünün iyisi olarak kalacaktı. En berbat senaryo ise bizi yakın gelecekte bekliyor olabilir.

13 yılda 26 meteor düştü

Üçüncü Dünya Savaşı’nın neden halen patlak vermediğine dair birkaç teorim var. Bunlardan en öne çıkanı, Batı’nın parasını artık savaşlara değil, uzay keşfine harcamak istemesi. Çünkü eğer 2030 öncesinde Ay, sonrasında ise Mars’a koloni kurmayı başaramazsak, 2100’den itibaren Dünya’yı Waterworld veya Mad Max senaryosu bekliyor.

Ancak Güneş Sistemi’ndeki farklı noktalara üs ve koloniler kurabileceğimiz, insanlığın kesin kurtuluşu anlamına gelmiyor. İnsanlığın operasyon merkezi olan Dünya, belli bir müddet korunmak zorunda. 22’nci yüzyılın sonuna işaret edebileceğimiz bu tahmini zamana kadar da asteroidlere karşı kendimizi korumak ve uzayın derinliğinde peşimizi bırakmayacak bu tehdide karşı teknoloji geliştirmek zorundayız.

Asteroid tehdidine karşı yürütülen küresel projelerin başını çeken ABD merkezli B612 Derneği, Nisan 2014’te açıkladığı verilerle tehdidin boyutunu gözler önüne serdi: 2000-2013 yılları arasında Dünya’ya Çelyabinsk meteoru çapında ve daha güçlü olan 26 meteor (asteroidin atmosfere giren versiyonu) düştü.

B612’nin sunduğu verilere göre okyanus ve yaşamdan izole bölgelere düşen asteroidlerden en güçlüsü 600 kilotonluk bir patlamaya neden oldu.

Çelyabinsk meteorunun geride bıraktığı iz. [Wikipedia]
Çelyabinsk meteorunun geride bıraktığı iz. [Wikipedia]

10 bin tane bile tespit edilemedi

Günlük hayatın akışında fark edilmeyen ve paniğe neden olmaması için özellikle değinilmediğini düşündüğüm bu bilgiler, buzdağının sadece görünen ucu. Çelyabinsk meteoru iki önemli hususu gözler önüne serdi..

Birincisi, asteroidlerin sadece okyanuslara ve izole bölgelere düşmediği anlaşıldı.NASA astronotu Ed Lu da bu detaya değinerek, ‘uzayda bir ülkeyi hatta kıtayı birkaç saniye içinde yok edebilecek milyonlarca meteor olduğunu’ belirtti. Ancak bu meteorlardan bugüne kadar toplam 10 bin tane bile keşfedilemedi.

İkinci husus, meteorların çok geç tespit edilmesi hatta Çelyabinsk’te olduğu gibi görüş açısına girene kadar fark edilmemesi.

Rusya, Sibirya’daki Mishelevka radar istasyonu ve Moskovca’daki Don-2N radarının kapsadığı alanda Çelyabinsk meteorunu göremedi. Meteosat-9 uydusu ise meteorun geliş açısını ve yönünü yanlış tespit etti. Çarpmanın ardından sessiz kalan ABD’nin meteoru yaklaşırken görüp görmediği belli değil ancak muhtemelen fark edemedi.

Sibirya’nın Irkutsk bölgesinde yer alan Mishelevka radar istasyonu ile Moskova’daki Don-2N radarının kapsadığı alan ve meteorun izlediği rota.
Sibirya’nın Irkutsk bölgesinde yer alan Mishelevka radar istasyonu ile Moskova’daki Don-2N radarının kapsadığı alan ve meteorun izlediği rota.

Rusya Stratejik Nükleer Güçler Örgütü’nün sitesi Russianforces.org, patlamanın ardından ‘meteorun tepit edilemediğini çünkü yer sistemlerinin balistik füzeleri takip ettiğini’ belirtti. Dahası, çok fazla enerji harcadıkları için radar sistemleri eşzamanlı olarak 7/24 çalışmıyor.

Çelyabinsk’in ardından Dünya’yı sıyırıp geçen ve sadece bir gün veya bir hafta öncesinde tespit edilen meteorlar paniği daha da artırdı. Bunlardan bir tanesi, Mayıs 2014’te Dünya’ya 300 bin kilometre yaklaşan HL 129 oldu.

Sonuç olarak, Vladimir Putin ‘ABD ve Çin ile birlikte uzay savunma sistemi kurmaları gerektiğini’ belirtti.

Sentinel bizi kurtaracak mı?

Birbirlerine siber saldırı düzenlemekle çok meşgul olan üç süper güç ABD, Rusya ve Çin’in ne zaman bir araya gelip ne kadar sürede nasıl bir uzay savunma sistemi kuracağını bilmek zor. Öte yandan, B612 gibi girişimler Dünya’yı korumak için önemli projeler kovalıyor.

B612’nin geliştirdiği Sentinel uydusunun, 2018 veya 2019’da Falcon 9 roketi ile yörüngeye ateşlenmesi hedefleniyor. Uydunun ana görevi, sonumuzun dinozorlar gibi olup olmayacağını anlamak. Uydunun göreve başlamasından 6,5 yıl sonra, Dünya’ya Yakın Nesneler (NEO) sınıfına giren yaklaşık 500 bin asteroidi tespit etmesi bekleniyor. Sentinel, aynı süre sonunda boyutu 140 metreden büyük olan Dünya’ya yakın asteroidlerin yüzde 90’ından fazlasını tespit etmiş olacak.

Sentinel gözlemleri sayesinde Dünya’nın çevresindeki görünmez asteroid haritası ortaya çıkacak ve astronomi dünyası ortaya çıkan manzara karşısında ne yapılması gerektiğini düşünmeye başlayacak. En büyük ümidimiz, en az 2050’ye kadar büyük bir çarpışmanın yaşanmaması. En yakın tehdit Apophis, mevcut hesaplamalara göre Dünya’yı az farkla olsa da ıskalıyor.

[B612]
[B612]

Küresel ısınmayı artıran gizli faktör

Tarihte yerini alan en büyük meteor çarpmalarından biri, 1908 yılında Tunguska bölgesine düşen asteroid oldu. Yakkaşık 40 metre büyüklüğündeki asteroid, Hiroşima’ya atılan atom bombasının 1,000 katı bir güç ortaya çıkardı.

Tek bir insan bile ölmedi ama tam 80 milyon ağacın kapladığı 1,600 kilometrekarelik alan dümdüz oldu. Görüntüleme teknolojisi o dönemler daha gelişmiş olsaydı Tunguska çarpışması çok daha güçlü akıllarda kalabilirdi.

tunguska_nasa
[NASA]
Meteorlar bugüne kadar büyük bir faciaya neden olacak sonuçlar doğurmadı. Ancak bu ne neden oldukları tehdidin sona ereceği ne de insanlara zarar vermeyecekleri anlamına geliyor. Tersine, Çelyabinsk meteoru büyüklüğündeki bir göktaşının bir yerleşim birimine düşmesi telafisi imkansız bir sonuç doğuracak. Bu yüzden bu konuda bir şeyler yapmak zorundayız.

B612, 100 megaton gücündeki bir patlama olasılığını her yıl için yüzde 0.01 olarak görüyor. Çarpma şiddeti azaldıkça, olasılık da artıyor. 40 metreden büyük milyonlarca asteroidin yüzde 1’inin bile keşfedilmemiş olması, endişelenmek için bir neden.

Türkiye boş durmuyor

Çelyabinsk’in ardından Dünya’nın altında bulunduğu tehdidi İstanbul Üniversitesi Fizik Bölümü’nden Doçent Doktor Ozan Ünsalan ile tartışmıştık. Sık sık uluslararası toplantılara katılarak değerlendirmelerde bulunan Ünsalan, ‘tehdidin çok büyük olduğunu’ belirtmişti.

Türkiye’de yapılan çalışmalara da değinen Ünsalan, ‘Türkiye Göktaşı Ağı’ çalışmalarını hızlandırdıklarını belirtmişti. Gözlem kapasitesi artırılan Türkiye’deki yer istasyonları, birkaç yıl içinde binlerce asteroid hakkında veri toplamış olacak.

Türkiye’nin sağlayacağı verilerle öldürücü asteroid tehdidinin daha da azalmasını umalım.

[B612]
[B612]