Okuma süresi: 2 dakika

Küresel ısınmanın neden olduğu erime, Arktik’te antik bir virüsün serbest kalmasına neden oldu. 2003’ten bu yana buzları çözülen virüs sayısı ise dörde ulaştı.

Küresel ısınmanın buzullarda neden olduğu erime, Kuzey Buz Denizi’nde antik bir virüsü uykusundan kaldırdı.

Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, antik virüs insanlar için öldürücü değil. Yine de endişelenmek için birçok neden söz konusu. Nedeni, geride kalan 12 yılda dört virüsün doğaya salındığı Arktik’te serbest kalacak antik virüslerin küresel ısınmanın etkisiyle artacak olması.

Buzullardaki hapishanesinden kurtularak doğaya karışan antik Mollivirus sibericum virüsü, sadece 0.6 mikron genişliğinde. Bu özelliğiyle, bilim insanları tarafından ‘dev virüs’ olarak tanımlanıyor. Mollivirus sibericum, boyutunun yanı sıra modern virüslere kıyasla daha fazla gen içeriyor.

Donmuş toprakta gizlenen tehlike

AIDS’e neden olan HIV’ye kıyasla, Mollivirus sibericum’un tam 500 geni bulunuyor. Kendisinden önce keşfedilen Pandoravirus adlı virüsün ise tam 2,500 geni olduğu tespit edilmişti. Gen sayıları, bilim insanlarına az zaman içinde bu virüslerin nasıl evrim geçirdiği ve çevre ile insanlığa etkilerinin ne olacağı konusunda ipucu veren ilk bilgi.

Her ne kadar insanlar için doğrunda tehdit içermediği düşünülse de, Mollivirus sibericum beklenmedik sürprizler saklıyor olabilir. Fransa Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi’nden Jean-Michel Claverie, ‘derin dondurucudan çıkan virüsün zararlı olabilecek yönlerini ortaya çıkarmamak için dikkatli olmaları gerektiğini’ ifade etti.

AFP haber ajansına konuşan Claverie, ‘virüsün uygun evsahibi bulması halinde sadece birkaç parçacığıyla bile tehlikeli hale gelebileceğini’ söyledi.

Claveri, Arktik’teki erimenin yanı sıra buzullarda yapılan sondaj çalışmalarında da birçok antik virüsün hayata dönebileceğini not düştü. Özellikle geçmişte yoğun canlı yaşamına tanık olan Sibirya’nın donmuş topraklarında uyuyan ve bizi tamamen hazırlıksız yakalayacak virüsler bulunuyor olabilir. Öte yandan, dev virüslerin tıbbi gelişmeler için büyük katkı sağlaması da mümkün. Bu düşünceyi güçlendiren virüslerden biri, Sibirya’da bulunan yine 30 bin yıllık bir başka virüs.

30 bin yıllık Sibirya dev virüsü. [Julia Bartoli & Chantal Abergel; Information Génomique et Structurale, CNRS-AMU]
30 bin yıllık Sibirya dev virüsü. [Julia Bartoli & Chantal Abergel; Information Génomique et Structurale, CNRS-AMU]

Antarktika’da neler olup bitiyor?

Arktik’te virüsler kendiliğinden çözülürken, buzul kıta Antarktika’da insan eliyle gün ışığı gören bakteriler mevcut.

Vostok Gölü.
Vostok Gölü.

Rus araştırmacılar 2012’de yıllar süren çalışma sonucunda 3,769 metre derinlikteki Vostok Gölü’ne ulaşmayı başarmıştı. 15 milyon yıllık göle sondajla delik açan bilim insanları, topladıkları numunede güneş yüzü görmemiş bir bakteri keşfettiklerini açıklamıştı.

St. Petersburg Fizik Enstitüsü’nden Sergei Bulat, esrarengiz bakteriye ait DNA’nın yüzde 86’sının bilinen tüm mikroplardan farklı olduğunu söylemişti.

Ruslara süper gizli biyolojik bir silah veya mutant kazandırabilecek keşfin geride kalan yıllarda ne sonuçlar verdiğini bilmiyoruz. Ancak tıpkı Anktik’te’da olduğu Antarktika’da da birçok virüs saklı olması muhtemel. Özellikle meteor zengini olan Antarktika’nın sadece Dünyalı bir mutant bakteri değil, uzaylı mikroplar sakladığı da düşünülebilir.

200 milyon yıllık tek hücreli canlı yumurtası keşfi, tüm bu teorilere uzanan tek bir ipucu.