Okuma süresi: 5 dakika

Altıncı Güneş çağına gireceğimiz tarihi temsil eden 21 Aralık 2012 öncesinde, Marduk yani nam-ı diğer Nibiru internet forumlarının en popüler konularından biriydi. Maya takvimine göre dev bir gezegen 3600 yıllık yörünge hareketi kapsamında Dünya ile Mars arasına girecek ve ortaya çıkacak çekim gücünden ortalık yerle bir olacaktı. Sayısız olasılıklara açılan efsaneye göre ‘aydınlanmış ruhlar’ için de yepyeni bir çağ başlayacaktı. Büyük beklentilerin ardından bugün fazlasıyla anlaşılan sonuç, maalesef materyalist gerçekliğin hüküm sürdüğü paralel evrende kalmış olmamız.

California Teknoloji Enstitüsü (Caltech) tarafından dün yapılan açıklama, Marduk teorisinin başrolünde yer alan bir gezegeni akıllara getiriyor. İlk olarak IRAS uydusu tarafından 1983’te tespit edilen gezegen veya bir başka gök cismi, son birkaç yıldır astronomi dünyasını fazlasıyla meşgul ediyor.

Caltech tarafından açıklanan verilere girmeden önce arşivden kısa bilgiler verelim: Püton’un ötesinde, birçoklarının ‘Planet X‘ olduğuna inandığı dev bir gezegen yattığı varsayılıyor. Uranüs’ün keşfedildiği 19’ncu yüzyılda doğan bu teori, IRAS uydusunun elde ettiği ilk veriyle beraber günümüze kadar tartışılan bir konu oldu.

Senaryonun ana karakterleri kimler?

Dev gezegenin varlığını güçlendiren en önemli bulgular, Dünya’ya Oort Bulutu’ndan gelen kuyrukluyıldızlar. Güneş Sistemi’ni saran sayısız buzul gök cismini Dünya’ya yollayan kuvvetin, Jüpiter’in 1,4 katı yoğunluğa sahip dev bir gezegen olduğu düşünülüyor. 2010 yılında Louisiana Üniversitesi’nin başını çektiği araştırmalarda hazırlanan bilgisayar modelleri, Oort Bulutu içinde dev bir gök cisminin olduğunu ve Dünya’ya ‘kozmik kar topları’ gönderdiğini öne sürmüştü.

Planet X'in varsayılan yörüngesi.
Planet X’in varsayılan yörüngesi.

Araştırmanın başını çeken John Matese, varlığını ilk kez 1999 yılında öne sürdüğü gök cisminin efsanevi gaz devi Tyche olduğunu savundu. Meslektaşı Patrick Whitman ile Tyche’nin Güneş’ten 15,000 AU (Neptün’ün Güneş’e uzaklığının 500 katı) mesafede ve yörüngesinin 1,8 milyon yıl olduğunu öne sürdüler. IRAS tarafından elde edilen ilk veriler, Jüpiter’in en az 5 katı yoğunluğa sahip bir gaz devinin, en az 10,000 AU mesafede olması gerektiğine işaret etmişti.

Adını Yunan mitolojisindeki şans ve refah tanrıçasından alan Tyche, 9’uncu Gezegen teorilerinde yer alan ‘karanlık Güneş’ Nemesis’in ‘iyi kız kardeşi’ olarak kabul ediliyor. İlk olarak 1984 yılında fizikçi Robert A. Muller tarafından adı öne atılan Nemesis ise Tyche’nin kötü kız kardeşini temsil ediyor. Muller’e göre kahverengi veya kırmızı cüce olan Nemesis çekim gücüyle Oort Bulutu’ndan ortalama 30 milyon yılda bir savurduğu kuyrukluyıldızlarla Dünya’da kitlesel ölümlere neden oluyor.

Marduk ve Niburu’nun diğer adı olarak kabul edilen Planet X ise ilk olarak 1894’te gökbilimci Percival Lowell tarafından dile getirildi. Lowell, eğik gezegen Uranüs ve onunla yer değiştirdiğine inanılan Neptün’ün ‘uzaklardaki bir gök cisminin etkisinde kaldığını’ düşünüyordu. Bu gök cismi, mevcut tüm senaryoların karşımıza çıkardığı Plüton ötesi dev bir gezegen veya yıldızdı.

WISE teleskobu tarafından yapılan taramada, Güneş'ten 26 ışık yılı mesafede keşfedilen kahverengi cüceler kırmızı ve mavi halkalar içinde görülüyor. [NASA]
WISE teleskobu tarafından yapılan taramada, Güneş’ten 26 ışık yılı mesafede keşfedilen kahverengi cüceler kırmızı ve mavi halkalar içinde görülüyor. [NASA]

‘Çekim gücü çok kuvvetli’

Astronomical Journal dergisinde yayımlanan en son araştırmada, Plüton’un ötesinde yatan ve Dünya’nın en az 10 misli büyüklükte olduğuna inanılan gök cismine ‘Planet 9‘, yani dokuzuncu gezegen adı verildi.

Araştırmanın başında yer alan Michael Brown ve Konstantin Batygin, doğrudan gözlemlenmeyen gök cisminin varlığını, Güneş Sistemi’nin dışında tespit edilen cüce gezegen ve küçük gök cisimlerine dayandırıyor. Brown ve Batygin, geçmişteki araştırmalarda olduğu gibi ‘dev bir gök cisminin küçük kozmik yapıları çekim gücüyle sarstığını’ belirtti. Jüpiter ve Satürn’ün çekim gücüyle Oort Bulutu’nun karanlıklarına çok eski zamanlarda savrulmuş olabileceği düşünülen gök cismi, iki gökbilimci tarafından ‘dev bir karıştırıcı’ olarak tanımlandı.

Plüton’dan en az 20 kat ötede olduğu tahmin edilen gök cismi, Güneş ışınlarından çok uzak olduğu için yer teleskopları tarafından görülemiyor.

Kuiper Kuşağı.
Kuiper Kuşağı.

Yıldız mı gezegen mi?

Keşfettiği cüce gezegenler ile 2005 yılında Uluslararası Astronomi Birliği’ni (IAU) oylama yapmaya zorlayan ve Plüton’u cüce gezegen ilan ettiren Brown ve meslektaşının araştırması, 2014’te yapılan iki araştırmanın devamı olarak yapıldı.

İlk olarak NASA tarafından yapılan araştırmada, kızılötesi WISE teleskobunun Neptün’ten 10 AU (astronomik birim) mesafede yer alan kozmik alanda bir gaz devi tespit etmediği belirtildi. Pennsylvania Üniversitesi’nden Kevin Luhman, Güneş’ten yaklaşık 1,5 milyar kilometre mesafede yer aldığı düşünülen Planet X’e ve yıldızı ‘Nemesis’e ait bir veri bulmadıklarını ancak büyük bir yıldızın teleskobu kör ediyor olabileceğini belirtmişti.

Cüce gezegen Sedna'ya ait çizim. [Wikipedia]
Cüce gezegen Sedna’ya ait çizim. [Wikipedia]
Lehman ve meslektaşlarının yaptığı araştırmanın çıkış noktası, Güneş’ten 86 AU (Neptün’ün Güneş’e uzaklığının üç katı) mesafede yer alan Sedna ve diğer cüce gezegenlerin birbirlerine çok yakın hareket etmesini sağlayan çekim kuvvetinin nereden kaynaklandığını bulmaktı.

WISE kesin bir bulgu etmese de, yine Mart 2014’te açıklanan bir diğer araştırma Plüton’un ötesinde bir gök cismi bulunduğuna dair bulgular sundu. Plüton’un gerisindeki 2012 VP113 adı verilen cüce gezegenin yörüngesi, bir türlü görülemeyen gizemli gök cismine ait izler sundu.

Nemesis, Tyche ve Planet X’i kapsayan tüm senaryolar tek bir ihtimale işaret ediyor: Güneş Sistemi’nin en uzak köşesinde dev bir gök cismi var.

“Alternatif bir açıklama olabileceğini artık sanmıyorum”

Brown ve Batygin, matematik modelleri ve bilgisayar simülasyonlarına dayandırdıkları en son analizlerinde, yüzyıllardır tahmin ve eksik verilere dayanan aynı sonuca varıyor: Çekim gücüyle etrafını sarsan büyük bir gök cismi.

Brown, her ne kadar çılgınca ve mantıksız gelse de bilgisayar modellerinin ‘Dünya’dan 10 kat büyük bir gezegene işaret ettiğini ve Güneş etrafındaki asteroit ve kuyrukluyıldızları olmaları gerektiğinden farklı hareket etmeye zorladığını’ belirtti. Bu çekim gücü o denli yüksek ki, küçük gök cisimlerinin yörüngeleri 90 derece bükülerek Güneş Sistemi’ne dik bir pozisyona gelebiliyor.

Cüce gezegenler Sedna, Eris ve 2012 VP113'ün yörüngesi.
Cüce gezegenler Sedna, Eris ve 2012 VP113’ün yörüngesi.

Brown, “Hareketleri değişen bu cisimlerin var olduğunu biliyoruz. Her biri teorimizin desteklediği yerde duruyordu… Şaşkına döndüğümüz o an aklımızdaki küçük bir fikrin aslında gerçek olabileceğini anladık” ifadesini kullandı.

Caltech araştırmasında dev gök cisminin varlığına dair bulgular elde eden Scott Sheppard, en son verilere rağmen gizemli gezegeni görmedikleri sürece varlığını kesinleştiremeyeceklerini söyledi. Yapılan analizlerin çok sayıda küçük gök cismine dayandığını belirten Sheppard, hipotezi desteklemek için çok daha fazla gözlemle benzer sonuçların elde edilmesi gerektiğini söyledi.

2012 VP113.
2012 VP113.

Sheppard, 9’uncu Gezegen’in var olma ihtimalini yüzde 40’tan yüzde 60’a çıkarırken, “Bazıları bu konuyu ciddiye alıyordu, bazıları ise almıyordu. Çok daha kesin olan yeni bilgilerin ardından artık daha ciddiye alınacak” dedi.

Washington Post’a konuşan Fransa’nın Côte d’Azur Gözlemevi’nden gezegen bilimcisi Alessandro Morbidelli, aynı fikirde. Morbidelli, “Güneş Sistemi’nde keşfedilmemiş bir gezegen olduğu hipotezi ilk kez bu makalede güçlü verilerle destekleniyor… Brown ve Batygin’in araştırmasına alternatif bir açıklama yapılabileceğini sanmıyorum” ifadesini kullandı.

Morbidelli, artık 9’uncu Gezegeni keşfetmeleri gerektiğini ve geride kalan sorunun ‘keşfin ne zaman yapılacağı’ olduğunu söyledi.

Oort Bulutu.
Oort Bulutu.

Görkemli bir keşif olacak

Plüton’un keşfiyle aklını kaçıran insanlık binlerce yıl sonra tanık olacaklarına kıyasla ne kadar azıyla yetiniyor tahmin etmek zor değil. Evren’in sayısız bilinmeyeni ile sakladığı güzelliği gelecekteki insanlar için çok daha erişilebilir olacak ve belki de yazarken aklımıza sığmayan astronomik birimleri birkaç saniyede kat edecekler.

Hayal gücünü zorlayan günler ne zaman gelir bilemeyiz ama bugün New Horizons’ın ilerlediği Kuiper Kuşağı, Güneş Sistemi’nin ana kapısına açıldığını söyleyebileceğimiz Oort Bulutu’ndan binlerce AU uzak. Kuiper Kuşağı 30 ila 55 AU genişliğinde bir alan kaplarken, 2 trilyondan fazla buzul gök cismi içerdiği tahmin edilen Oort Bulutu 5 bin ila 100 bin AU genişliğinde.

Güneş Sistemi’nin sınır çizgisini keşfetmek insanlık için başlı başına bir heyecan olacak ve orada 9’uncu Gezegen karşımıza çıkacak. Brown, tüm modellerin doğruladığı gaz devi veya yıldızın keşfinin çok görkemli olacağını ifade ediyor: ‘9’uncu Gezegen’in Plüton’un 5,000 katı kütleye sahip olduğunu unutmayalım.”

Kaynakça: 
  • http://www.hurriyet.com.tr/karanlik-gezegenden-buyuk-tehdit-16423619
  • http://www.aljazeera.com.tr/haber/nasa-planet-xin-izini-bulamadihttp://www.aljazeera.com.tr/haber/plutonun-otesinde-esrarengiz-kesif
  • http://www.hurriyet.com.tr/iste-2012-teorileri-12932681
  • http://www.hurriyet.com.tr/gizemli-bir-gok-cismi-kesfedildi-12932893
  • https://www.wikiwand.com/en/90377_Sedna
  • http://www.wikiwand.com/en/Tyche_(hypothetical_planet)
  • http://www.wikiwand.com/en/Nibiru_cataclysm#/Planet_X
  • http://www.jpl.nasa.gov/edu/pdfs/ss_kuiperbelt.pdf