Hayata dönen su ayılarından bir tanesi, sindirdiği yosun ile görülüyor. Ölçek 0.1 mm [National Institute for Polar Research; Tsujimotoa, Satoshi Imuraa, Hiroshi Kandaa]
Okuma süresi: 3 dakika

Tardigrade, yani su ayıları olarak bilinen mikroskobik canlılar, Dünya’da yaşayan canlılar arasında ayrı bir yere sahip. Sekiz bacaklı nano boyutlu yaratıklar aşırı ısı, soğuk ve basınca bana mısın demiyor, yüksek radyasyondan etkilenmiyor. Dahası, yerçekimsiz ortamda bile hayatta kalabiliyorlar. Japonya’da yapılan bir deney ise su ayılarının sadece biyolojik ve kimyasal şartlara değil, zamana bile dirençli olduklarını gösterdi.

Tsujimotoa, Kutup Araştırmaları Ulusal Enstitüsü’nde yapılan araştırmada, Antarktika’dan Kasım 1983’te donmuş halde toplanan su ayıları hayata döndürüldü. 30 yıldan uzun bir aradan sonra çözülen su ayıları tekrar canlanırken, bir tanesinin döşediği 19 yumurtadan 14’ünden larvalar çıktığı gözlemlendi.

Su ayılarının geçmişteki benzer bir deneyde ortaya koyduğu en uzun donma süresi 9 yıldı. En son rekorla en az 30 yıl dondurulduktan sonra bile hayatta kalabildiklerini kanıtlamış oldular.

Su ayılarının çok uzun süre metabolik faaliyetlerini durdurmalarına rağmen hayatta kalmalarını sağlayan özellik ‘cryptobiosis’ olarak adlandırılıyor. Cryptobiosis, başta su ve havanın yeterli olmadığı ortamlarda mikroskobik canlıların metabolik faaliyetlerini minimum seviyeye indirerek hayatta kalmalarını sağlıyor.

Su ayıları ele alındığında, cryptobiosis esnasında metabolizma hızlarını normalin yüzde 0.1’in bile altına çekiyorlar. Vücutlarındaki suyu tamamen atıyorlar ve kendilerini süper sağlam bir topak haline getiriyorlar. Bilim insanları, donma/uyku esnasında hücrelere zarar verebilen suyun aksine su ayılarının doğal antifriz (gliserol) veya kristal şeker kullandığını düşünüyor.

31 yıllık uykudan kalktılar

Japon bilim insanlarının sakladığı Acutuncus antarcticus türü, on yıllar önce Doğu Antarktika’dan toplanmıştı. Bilim insanları -20 derecede saklanan su ayılarını Mayıs 2015’te çözülmeye bıraktı.

Numunenin içinde yer alan Uyuyan güzel (Sleeping Beauty) kod adlı su ayıları, yaşadıkları anlaşıldıktan sonra petri kabına kondu ve karanlık bir odada beklemeye bırakıldı.

Aradan günler geçtikten sonra, çok az su ve yosun ile kendine gelmeye çalışan SB-1 ve SB-2 uykusundan uyandı. Japon bilim insanlarının notlarına göre ilk hareketi uyandırıldıktan bir gün sonra 4’üncü sıradaki bacaklarını hareket ettiren SB-1 oldu. İkili, ilerleyen günleri hareket etmeye çalışarak geçirdi ve 13’üncü gün petri kabındaki yosunun tadına baktı.

SB-1, 21’inci gün yumurta döşemeye başladı ve 45’inci günde beş grup yumurta hazırlamıştı. SB-2 ise iki haftanın ardından az hareket etmeye başladı ve 20’nci gün hayata gözlerini yumdu. SB-1’in gösterdiği büyük direncin yanı sıra, numuneden çıkarılan 31 yıllık bir yumurta altıncı gün olgun bir su ayısı haline geldi. Sekiz gün sonra da yumurta döşemeye başladı (aseksüel).

tardigrade1

Dünyalı mı, uzaylı mı?

Hayranlık ve şaşkınlıklarını Cryobiology dergisinde yayımlanan makalede aktaran bilim insanları, elde edilen verilerle su ayılarının zor şartlarda hayatta kalma ve durmadan çoğalma özelliklerini daha iyi anlayabileceklerini düşünüyor.

Araştırmanın başında yer alan Megumu Tsujimoto, Asahi Shimbun sitesine yaptığı açıklamada, ‘uzun ömrün sırrını çözmek için su ayılarının DNA’larını onarma yeteneklerini inceleyeceklerini’ söyledi.

Topak halinden normale dönen tardigrade.
Topak halinden normale dönen tardigrade.

Proceedings of the Academy of National Sciences (PNAS) dergisinde geçtiğimiz yıl yayımlanan bir araştırmada, su ayılarının genlerinin bir kısmını diğer canlılardan ödünç aldıkları ve hayatta kalma becerilerini bu şekilde kazandıkları öne sürülmüştü. Tartışmalara yol açan ve bozuk numune kullanıldığı eleştirisi alan araştırma, su ayılarının mantar, bitki ve bakterilerden genler taşıdığını öne sürmüştü.

Ne kadar doğru bilinmez ama su ayılarının Dünyamıza kuyrukluyıldız veya asteroitlerle gelmiş olması da muhtemel.