Okuma süresi: 3 dakika

İnsanlığın Ay’ın yörüngesinde ve yüzeyinde gezindiği Apollo görevleri, sona ermesinden 44 yıl sonra yeni bir gizemli gelişmeye tanık oldu. Apollo 10 mürettebatının, Ay’ın Dünya’dan uzak kalan ‘karanlık yüzü’ üzerinde uçtukları esnada ‘gizemli bir müzik’ duyduklarını ortaya çıktı.

Apollo 10, Mayıs 1969’da gerçekleştirilmiş ve Ay’a ilk kez ayak basılan Apollo 11 görevi öncesindeki son deneme olarak tarihe geçmişti. Mürettebat, Ay yörüngesine girerek yüzeye 1,500 metre kadar yaklaşmıştı. Science Channel’da yayımlanan ‘NASA’s Unexplained Files’ (NASA’nın Açıklanmayan Dosyaları) adlı belgesel serisinin en son bölümünde, Apollo 10 mürettebatının Ay’ın yörüngesinde ilerlerken olağandışı bir olaya tanıklık ettikleri ileri sürülüyor.

Belgeselin kısa videosunda yer alan bilgilere göre, Apollo 10 görevi ardından analiz edilen bilgiler on yıllarca NASA arşivlerinde saklandı. Apollo 10 mürettebatında yer alan Tom Stafford, John Young ve Eugene Cernan’ın yer kontrol ile yaptığı ve ‘tuhaf dış uzay müziğinden’ bahsettikleri kısım, 2008 yılında ortaya çıkarıldı. Bunun sebebi ise belli değil.

Tabii ki 40 yıl öncesinin Büyük Veri analizi teknolojileri günümüzle karşılaştırılabilecek bir durumda değildi. Öte yandan, belgeselde söz alan Apollo 15 astronotu Al Worden’ın bahsettiği ilginç bilgiler var. Worden, “NASA’nın gerektiği takdirde kamudan bilgi saklayabileceğini” belirtiyor. Bir diğer ilginç bilgi, Ay’ın karanlık yüzeyi üzerinde -Dünya’dan uzak kalan taraf- gezinirken, Dünya ile radyo sinyal iletişiminin yaklaşık 1 saat kopması.

Kime inanalım?

Ortaya çıkan kayıtlarda, astronotların Dünya ile irtibat kesildiği anda kendi aralarında yaptığı konuşma yer alıyor.

– “Sanki, bilirsin, uzay boşluğuna ait bir müzik gibi…”

– “Bunu bildirmeli miyiz?”

– “Bilmiyorum… Bunu düşünmeliyiz”

dialogue_apollo10

Astronotların duydukları ses hakkında NASA yetkilileri veya kamuoyundan birisiyle konuştuklarına dair hiçbir kayıt bulunmuyor. Ortaya çıkan ve kumanda modülünde yapılan ses kaydında, bahsettikleri ses duyulabiliyor. Mürettebatın katıldıkları diğer görevlerde aynı sesleri duyup duymadıkları ise bilinmiyor.

Young, 1972’de düzenlenen Apollo 16 göreviyle Ay’da yürüyen isimler arasına katılmış; Cernan aynı yıl düzenlenen son Apollo görevinde uydumuzda yürüyen en son insan olmuştu. Stafford, Ay’a geri dönmese de yörüngede görevler gerçekleştirdi.

Ay’ın karanlık yüzeyine bakarken geçirdikleri ve Dünya ile bağlantının olmadığı bir saat içinde, bahsettikleri sesi sürekli duydular. Dünya’ya döndüklerinde, protokol gereği veriler analiz edildi, arşivlendi ve gerekli görülen kısımlar gizli tutuldu.

Bazı araştırmacı ve teknisyenler, sesin Ay modülü ile kumanda modülündeki VHF radyolarının etkileşiminden kaynaklanabileceğini savundu. Ancak bu görüşü kabul etmeyenler de yok değil.

Belgeselde yer alan emekli astronot Al Worden, “Apollo 10 mürettebatı duymaları gereken sese fazlasıyla alışmıştı…Mantıken, eğer orada bir şeyi kayıt altına aldılarsa, bunu orada bir şey olduğuna inandıkları için yapmış olmalılar” ifadesini kullandı.

NASA’nın konu hakkında resmi bir açıklama yapmasını beklemeye gerek yok. Çünkü bir açıklama yapılmaya yeltenilmesi, komplo teorilerine kapıları ardına kadar açmak demek. Belki de oralarda bir şeyler olup olmadığını anlamak için Ay’ın karanlık yüzüne ineceğimiz günleri beklemek gerek.

‘Seslerin tuhaf olmakla bağlantısı yok’

Yukarıda geçen bilgiler, tabii ki Apollo 10 astronotlarının ‘Dünya dışı akıllı canlılara rastladığı, izini bulduğu veya onlarla temasa geçtiği’ gibi hiçbir bilimsel kaynağı olmayan komplo teorilerine işaret etmiyor. Ancak günümüzün sansasyona dayanan habercilik anlayışı, malzemeyi bir eline geçirdi mi nasıl değerlendireceğini iyi biliyor ve objektif bakış açısı tamamen ortadan kayboluyor.

Komplo teorilerine bayılan ve olayların altındaki sebepleri mantıklı bir şekilde açıklamaya yanaşmayan kesimlere hitap eden haberler, araştırmacıların zaman kaybetmeden harekete geçmesine neden oldu.

TIME’da yer alan ve birçok Apollo görevine ait bilgileri derleyen makalede, Apollo 10 görevindeki ‘tuhaf sesin’ aslında ‘ne olmadığı’ güzelce izah edilmiş. Bunlar arasında öne çıkan iki önemli kısım söz konusu.

İlki, Dünya’dan en az 380 bin kilometre mesafedeki Ay ve kumanda modülü ile Dünya arasında sorunsuz iletişim sağlayacak teknolojinin henüz 1969’da icat edilmemiş olması. Bu durum, ilk kez iki uzay aracının -Ay modülü ve kumanda modülü- kullanıldığı bir Apollo görevinde daha da aşikar bir hale geldi. Sebebi, her iki uzay aracının farklı anten ve iletişim sistemlerine sahip olmasıydı. Sonuç olarak, Dünya’dan irtibatın kesildiği esnada ortaya çıkan ses teknik bir duruma işaret ediyor olabilir.

İkinci mesele, Apollo 10 mürettebatının neden NASA’ya bu durumu doğrudan bildirmediği. Bu sorunun cevabı, kariyerlerini riske atmamak isteği. En iyi örnek ise uzayda hareket sıkıntısı yaşadığını bildirdikten sonra bir daha görev verilmeyen Apollo 9 ekibinden Rusty Schweickart.

Apollo 17 ile Ay’a ayak basan en son isim olan Eugene Cernan, eğer duyduklarından bahsetseydi belki bu yerçekimsiz ortamda yaşanan bir rahatsızlığın sonucu olarak kabul edilecek ve bir daha uzaya çıkamayacaktı.

Apollo 10 görevinde duyulan sesin kaynağı hakkında daha çok tartışma yapılacağı kesin. Ancak ‘uzaylılar’ yaygarası yaparak zaman harcamak gerçekten anlamsız. Doğru düzgün UFO araştırması yapmak için kaynak yok değil. Ancak Apollo 10 görevindeki ses pek etkileyici durmuyor.

NASA arşivindeki Apollo 10 görevine ait tüm transkript bu linkte bulunabilir. Dosyanın üzerindeki gizlilik, bilinmeyen bir tarihte kaldırılmış.

Apollo 10 kumanda modülü Charlie Brown, Ay yörüngesinde görülüyor. [NASA]
Apollo 10 kumanda modülü Charlie Brown, Ay yörüngesinde görülüyor. [NASA]
Kaynak: Discovery News, TIME.