Okuma süresi: 4 dakika

New Horizons uzay aracının 14 TEmmuz 2015’teki tarihi geçisinde ilk kez gözlemlenen Plüton, uzay aracının Dünya’ya gönderdiği veriler ışığında kapsamlı bir şekilde değerlendirildi. New Horizons ekibinin başında yer alan Alan Stern, ‘beş makaleden oluşan araştırmanın Plüton hakkında bilinenleri tersine çevirdiğini belirtirken, cüce gezegenin aktif jeolojik yapıya sahip olduğunu, birçok bileşen içeren karmaşık bir atmosferi bulunduğunu, Güneş ile kafa karıştırıcı bir ilişki kurduğunu ve uydularının sanılandan çok farklı bir yapı sergilediğini’ söyledi.

New Horizons, saatte yaklaşık 58 bin kilometre ile bugüne kadar derin uzayda görev yapmış en hızlı uzay aracı. 4,8 milyar kilometrelik yolculuğunu hızı sayesinde 9,5 yılda tamamlayan New Horizons, Plüton sisteminden geçip gittiği saatlerde topladığı 50 GB veriyi göndermeye devam ediyor.

Plüton’un yüzeyine ait ortaya çıkan ilk fotoğraflar, Güneş Sistemi’nin üçüncü ve bilinmeyen bölgesi olarak kabul edilen Kuiper Kuşağı’ndaki bir gök cisminin ilk kez detaylı olarak görülmesini sağlamıştı. Aradan geçen ayların ardından, jeolojik olarak halen canlı olduğu anlaşılan Plüton’un şaşırtıcı birçok özelliği daha belirdi.

Plüton ve Charon. [NASA]
Plüton ve Charon. [NASA]

“Plüton’da etkileşime giren en az üç materyal var”

NASA Ames Araştırma Merkezi’nden Jeff Moore, “Plüton ve (en büyük uydusu) Charon üzerindeki gözlemlerimiz, Güneş Sistemi’nin uzak köşelerindeki gök cisimlerin yaşanan jeolojik faaliyetler hakkındaki düşüncelerimizi yeniden gözden geçirmemizi sağladı… Bu gök cisimlerinin Kuiper Kuşağı’nın oluşumundan bu yana çok az değiştiği düşünülüyordu” ifadesini kullandı.

Science dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, Plüton’un yüzeyinde görülen karmaşık yapılar, son derece uçucu olan metan, nitrojen ve karbon monoksit buzlarının çamurlu buz-su ile milyonlarca yıl boyunca yaşadığı etkileşimin sonucu. Arizona Lowell Gözlemevi’nden Will Grundy, “Plüton’un değişken buz-suyunda gördüğümüz farklılıklar, büyüleyici buharlaşma ve yoğunlaşma döngülerine işaret ediyor… Bu döngüler, sadece suyun buharlaştığı ve yoğunlaştığı Dünya’daki benzer döngülere kıyasla çok daha büyük. Plüton’da henüz tam olarak anlayamadığımız şekillerde etkileşime giren en az üç materyal var ve Plüton’un yüzeyinde oluşturdukları etkilerini açıkça görüyoruz” yorumunda bulundu.

 Plüton'un yüzeyine ait piksel başına 650 metre çözünürlüklü renkli fotoğraf. Sağ alt köşede kraterli koyu alan görülürken, yukarısında Sputnik Planum'un yüzeyini sıradağlar ile kaplayan değişken buz-su alan yer alıyor. Orta altta ise metan-buz kalıntıları tektonik yamaçları, kraterlerin kenarlarını ve kuzeye bakan eğimleri oluşturuyor. [NASA]

Plüton’un yüzeyine ait piksel başına 650 metre çözünürlüklü renkli fotoğraf. Sağ alt köşede kraterli koyu alan görülürken, yukarısında Sputnik Planum’un yüzeyini sıradağlar ile kaplayan değişken buz-su alan yer alıyor. Orta altta ise metan-buz kalıntıları tektonik yamaçları, kraterlerin kenarlarını ve kuzeye bakan eğimleri oluşturuyor. [NASA]

Uydular zor bir kozmik sanatın ürünü

Yüzeyin üzerinde ise Plüton’un atmosferindeki sisli tabakalar hakkında daha fazla bilgi belirdi. Katmanlar halinde yer alan sisler, hem soğuk hem de sanılandan daha karmaşık bileşenlere sahip. Katmanlı yapı, Plüton atmosferinin uzaya nasıl kaybolduğu hakkında bilgi sunuyor, Güneş’ten gelen yüklü parçacıklar ile nasıl etkileşime girdiği konusunda da ipucu veriyor.

Colorado Üniversitesi’nden Fran Bagenal, “New Horizons önceki dönemde, Plüton’un atmosferinde yaşanan kaybın çok daha fazla olduğunu sanıyorduk… Atmosferin bir kuyrukluyıldızdan saçılan materyal gibi kaybolduğunu düşünüyorduk. Oysa gazların kaybolma oranı Dünya’nınkine çok yakın” dedi.

Makalede atmosfer hakkındaki bulguları ele alan Randy Gladstone, “Metanın, nitrojene kıyasla Plüton’un en çok kaybettiği gaz olduğunu anladık. Bu biraz şaşırtıcı çünkü yüzeye yakın atmosferin yüzde 99’undan fazlası nitrojenden oluşuyor” ifadesini kullandu.

New Horizons'ın Plüton'a kadar izlediği rota.
New Horizons’ın Plüton’a kadar izlediği rota.

Atmosferin yanı sıra, Plüton’un uyduları hakkında da yeni bulgulara ulaşıldı. 2005 ve 2012 arasında keşfedilen Styx, Nix, Kerberos ve Hydra’nın, Plüton ve en büyük uydusu Charon’a kıyasla olağandışı dönüş zamanları olduğu, kutup yönlerinin farklılık gösterdiğini ve yüzeylerindeki buzul ile parlaklık oranlarının da değiştiğini belirtildi.

Yaklaşık 40 kilometre çapındaki büyüklüğe sahip dört uydunun, çok daha küçük gök cisimlerinin birleşmesinden oluştuğu ve yüzeylerinin en az 4 milyar yıl öncesine işaret ettiği ifade edildi. Johns Hopkins Üniversitesi Uygulamalı Fizik Laboratuvarı’dan Hal Weaver, ‘elde edilen bulgular ışığında dört uydunun Plüton-Charon ikili sistemini oluşturan kozmik parçaların geride bıraktığı kozmik enkazlardan bir araya geldiklerini’ belirtti.

Yukarıda 367 km uzunluğundaki Sputnik Planum, aşağıda ise 312 km genişliğindeki Vulcan Planum görülüyor. Sputnik'te nitrojen düzlükler birleşen ağlarla döşenmiş. Vulcan'da ise merkezin hemen yukarısındaki Clarke Mons dağı görülüyor. Sputnik'e ait piksel başına 320 metre çözünürlükteki fotoğraf nitrojen ağırlıklı düz alanı gösterirken, piksel başına 160 metre çözünürlüğe sahip Vulcan fotoğrafı su-buz zengini düz ve karmaşık alanları gösteriyor. [NASA]
Yukarıda 367 km uzunluğundaki Sputnik Planum, aşağıda ise 312 km genişliğindeki Vulcan Planum görülüyor. Sputnik’te nitrojen düzlükler birleşen ağlarla döşenmiş. Vulcan’da ise merkezin hemen yukarısındaki Clarke Mons dağı görülüyor. Sputnik’e ait piksel başına 320 metre çözünürlükteki fotoğraf nitrojen ağırlıklı düz alanı gösterirken, piksel başına 160 metre çözünürlüğe sahip Vulcan fotoğrafı su-buz zengini düz ve karmaşık alanları gösteriyor. [NASA]
NASA, New Horizons’ın Plüton sisteminde topladığı verilerin neredeyse yarısını Dünya’ya gönderdiğini belirtti. Kuiper Kuşağı’ndaki hedefine doğru ilerleyen New Horizons’tan gönderilen radyo sinyalleri, yaklaşık 5 saatte Dünya’ya ulaşıyor.

New Horizons ekibinde yer alan Curt Niebur, yeni keşifler için sabırsız. “İşte bu yüzden keşfediyoruz… New Horizons ile yapılan keşifler insanlığın en büyük çabasını sergiliyor ve Güneş Sistemi ile ötesini keşfetmek için ilham veriyor.”

Yaklaşık 20 sis tabakasının yer aldığı fotoğrafta, 5 km genişliğindeki bir tabaka sol köşede belirgin şekilde görülebiliyor. [NASA]
Yaklaşık 20 sis tabakasının yer aldığı fotoğrafta, 5 km genişliğindeki bir tabaka sol köşede belirgin şekilde görülebiliyor. [NASA]