Okuma süresi: 2 dakika

Uzay keşfi çağına ilk olarak 2008’de Ay yörüngesine gönderilen Chandrayaan-1 ile başlayan Hindistan, birbirini takip eden başarılarına bir yenisini daha ekledi. Eylül 2014’te Kızıl Gezegen’e ulaşan Mangalyaan uydusunu, bir yıl sonrasında ilk astronomi uydusu Astrosat’ı ateşleyen Hindistan, bu kez ilk uzay aracı protatipini başarıyla denedi.

‘Reusable Launch Vehicle-Technology Demonstrator’ adı verilen mini uzay aracı, 23 Mayıs günü ateşlenmesinin ardından yerden yaklaşık 85 kilometre yükseldi ve Bengal Körfezi’ne iniş yaptı. Her ne kadar Dünya ile uzayı ayırdığı kabul edilen 100 kilometrelik sınırı geçemese de, Hindistan’ın ilk denemesi büyük bir başarıyla sonuçlandı.

Hindistan Uzay Araştırma Organizasyonu (ISRO), gerçekleştirilen ateşlemede ‘otonom navigasyon, manevra ve kontrol, yeniden kullanılabilir termal koruma sistemi ve atmosfere giriş görev yönetimi’ gibi birçok kritik teknolojinin test edildiğini duyurdu.

NASA, ESA ve Roscosmos’un başını çektiği süper bütçeli uzay görevlerinin ardından ISRO’nun başını çektiği düşük bütçeli girişimler ise çok önemli bir detayın altını çiziyor: Uzay keşfi için zaman ve para tasarrufu gerekiyor ve bu yapılabilir.

Milyar dolarlık keşif uydularının aksine sadece 73 milyon dolara üretilen ve Mars yüzeyinden yüksek çözünürlüklü görüntüler almayı başaran MOM, bunun ilk örneklerinden biri olmuştu. Mini uzay aracı ile gerçekleştirilen deneme ise NASA’nın SpaceX ve Boeing ile üstesinden gelmeyi amaçladığı ‘uzay taksileri‘ alanında önemli bir atılım.

NASA’nın yüzde 5’i

Hindistan’ın yüksek bütçelerden bağımsız hızlı gelişimi, yeterli teknik bilgi ve insan gücü olduktan sonra uzay keşfinde önemli atılımlar yapılabileceğinin en net örneği.

Christian Science Monitor’a yorumda bulunan Harvard-Smithsonian Astrofizik Merkezi’nden Jonathan McDowell, “Henüz ilk dört içinde değiller ama fazlasıyla iyi bir iş çıkarıyorlar” ifadesini kullandı. McDowell’ın bahsettiği sıralama ABD, Rusya, Avrupa ve Çin’i içeriyor. ABD, bu ülkeler arasında Ay’a ve yörüngesine insan gönderen tek ülke olma unvanını koruyor.

McDowell, Hindistan’ı ilk dördün ardından geldiğini belirttiği Japonya’nın arkasına koyuyor. Hitomi’nin yaralarını sarmaya çalışan Japonya, yıllardır Uluslararası Uzay İstasyonu’ndaki (UUİ) görevlerde yer aldığı gibi Mars görevlerinde ABD ve Avrupa’ya destek veriyor.

McDowell, sıralamada yer alanların dışında kalan ülkelerin uzay keşfinde çok geri kaldığını düşünüyor. Bugün uzay keşfinde bir güç haline gelmeyi başarmış ülkelerin kendi uzay üsleri, roketleri ve gezegenlerarası uçuş yapmalarını sağlayacak teknolojileri bulunuyor.

Hindistan’ı bu ülkelerden ayıran ise düşük bütçeyle ilk atılımlarını yapıyor olması. ISRO’nun 1 milyar dolarlık bütçesi, NASA’nın 17.6 milyar dolarlık bütçesinin sadece yüzde 5’ine denk geliyor.

ABD, Avrupa, Rusya, Çin, Japonya ve Hindistan’ın dışında kalan ülkeler uzay keşfinde çok geride kaldı.

ISRO’nun büyükleri hayrete düşüren başarısı, Mars Orbiter Mission (MOM)görevinde ateşlenen Mangalyaan ile Kızıl Gezegen’e ulaşan dördüncü ülke olmasıydı. Mars’ın atmosferini incelemek için tasarlanan Mangalyaan, NASA’nın aynı amaç için inşa ettiği MAVEN’ın neredeyse 10’da biri bütçeye mal oldu. Hubble’ın 10’da biri büyüklüğündeki Astrosat ise ‘büyüklüğün’ başlangıç için şart olmadığını ikinci kez kanıtladı.

ISRO uzay aracının gelecekteki versiyonu.
ISRO uzay aracının gelecekteki versiyonu.

ISRO’nun geçtiğimiz hafta ateşlediği mini uzay aracı ise sadece 14 milyon dolarlık bütçeyle geliştirildi. Navigasyon sistemleri, hipersonik hızlarda ilerleme kabiliyeti ve atmosfere yeniden giriş alanlarında ilk tecrübeyi kazandıran uzay aracı, Smithsonian.com’a göre tam fonksiyonlu bir tane geliştirmekten 15 yıl uzak.

Kozmik ölçekte, bu pek de uzun bir süre değil.