Okuma süresi: 2 dakika

Antarktika ve Kuzey Buz Denizi’ndeki buzul kayıpları hakkında kaç tane kehanet ve felaket haberi yaptığımı bilmiyorum. Bu haberlerden bildiğim tek şey, olumsuz tablonun sürekli kötüye gitmesi. Politikacıların da durumu tersine çevirecekmiş gibi yapmacık rollere soyunması geleceğin çok farklı olmayacağına işaret ediyor.

Fransa hükümetinin İklim Değişikliği Zirvesi’nde masaya yatırılan Paris Anlaşmasını onaylaması ve ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin İskandibavya’ya giderek Arktik buzulları hakkında bilgi alması, yapılması gerekenlerin yanında bana çok anlamsız geliyor.

Belki de ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi (NOAA) tarafından yapılan en son açıklama, ciddiyet derecesini az da olsa yükseltebilir.

Antarktika’da yer alan Güney Kutup Gözlemevi’nin verilerine göre, buzul kıtadaki CO2 oranı milyonda 400 birime (ppm) yükselmiş durumda. Bilim insanları, sanayi devrimi döneminde atmosferdeki CO2 oranının 280-300 ppm arasında olduğunu belirterek, en son verilerin son derece ciddi olduğunu düşünüyor. Değinmeye belki de gerek olmadığımız kısım, atmosfere yayılan sera gazlarının artışıyla Dünya’nın ömrünü kısaltan iklim değişikliğinin de hızlandığı.

Atmosfer 400 ppm değeri ilk kez Hawaii’deki Mauna Loa Gözlemevi tarafından üç yıl önce ölçülmüştü. 2012’den bu yana kuzey yarımküreden hava akıntıları ve döngüleriyle süpürülen sera gazları, bugün Güney Kutup noktasını zehirlemiş durumda.

NOAA tarafından yapılan açıklamada, Antarktika’da 400 ppm değerinin 23 Mayıs’ta ölçüldüğü ve bölgede son 4 milyon yılın en yüksek CO2 seviyesine ulaşıldığı belirtildi.

Bir anlaşma yapmış olmamız çözüm bulduğumuz anlamına gelmiyor.

Eşik değerini aşmak ne anlama geliyor?

CO2’in büyük kısmı insanların yaşadığı bölgelerde üretildiği için 400 ppm değerine kuzey yarımkürede sıkça rastlanıyor. Gelecek yıl Antarktika 400 ppm altına düşebilir. Ancak bu değer, kuzey yarımkürede bölgelere göre artıp azalan CO2 miktarının ortalamasını temsil ediyor.

Araştırmada yer alan Çevre Bilimi Araştırma Laboratuvarı’ndan Pieter Tans, “CO2 artışı medeniyetten en uzak olabildiğiniz noktalarda bile artıyor… Eğer New York’ta CO2 üretiyorsanız, bir kısmının gelecek yıl güney kutbunda olacağını bilin” ifadesini kullandı.

400 ppm sınırının aşılması, sanayi devriminden bu yana insanlığın umursamazca Dünya’yı kirlettiğine dair bir diğer dev kanıt. Bundan sonraki süreçte insanlığın politik sınırlamalara izin vermeden Dünya’yı kurtarmak için çalışması gerekiyor. Aksi takdirde çeşitli kıyamet senaryoları önümüzdeki 150 yıl içinde fazlasıyla belirgin bir hal alacak ve ortaya çıkacak kaos gezegeni yaşanabilir olmaktan tamamen çıkaracak.

Geride kalan 120 yılda küresel deniz seviyesi 0.3 metre yükselirken atmosfer sıcaklığı 1 derece arttı. Artik buzulları 1970’ten bu yana %13.4 azalırken, okyanuslarda son sürat artan asit oranı mercan resiflerini sanki çamaşır suyu ile yıkanmış bir hale soktu. Art arda kırılan insanlık tarihinin en sıcak ayı rekorları, iklim değişikliğinin hız kesmeyen yükselişine tanık etti.

Paris Anlaşması bazıları için bir anlam teşkil ediyor. Gözleri açık olanlar ise firmaların parasıyla beslenen politikanın bir çözüm olmadığını biliyor. Bilim insanı Tans da bu görüşte:

“Bir anlaşma yapılmış olması sorunlara çözüm bulunduğu anlamına gelmiyor.”

Güney kutbu'ndaki CO2 oranının yıllara göre artışı.
Güney kutbu’ndaki CO2 oranının yıllara göre artışı.