Okuma süresi: 2 dakika

New York’tan havalanarak Sevilya’ya sağ salim inmeyi başaran Solar Impulse 2, Atlantik’i kat eden ilk güneş enerjili uçak oldu.

Dev kanatlarındaki güneş panellerinden aldığı enerji ile Dünya’nın etrafını dolaşmayı hedefleyen Solar Impulse 2, en zorlu etaplardan birini dört günlük aralıksız uçuşla geride bıraktı.

Dünya turuna Mart 2015’te Abu Dabi’den başlayan Solar Impulse 2, Atlantik geçişine kadar sekiz etabı geride bırakmıştı. Uçağın Japonya’nın Nagoya kentinden Hawaii adasına yaptığı 4 gün 21 saat 51 dakikalık yolculuk, havacılık tarihinin en uzun süreli uçuşu olarak tarihe geçmişti.

[Solar Impulse]
[Solar Impulse]

Şarj için uzun süre havada kalması gerekiyor

Solar Ipulse 2, zorlu uçuşun ardından teknik aksaklıklar nedeniyle dünya turuna 10 ay vermiş ve yoluna devam etmek için güneşin kendini göstereceği ayları beklemeye başlamıştı.

Pilotluğunu Bertrand Piccard ve Andre Borschberg’in yaptığı Solar Impulse 2, 72 metrelik kanat genişliği ile Boeing 747’yi geride bırakmasına rağmen bir otomobilden daha ağır değil.

Kanatlarındaki 17,000 fotovoltaik hücre ile gün boyunca bataryasını dolduran ve geceleri de uçabilen Solar Impulse 2, saatte ortalama 50 kilometre hızla ilerliyor (modern yolcu uçaklarından yaklaşık 18 kat daha yavaş). Yavaş olmasına rağmen günlerce havada kalabilmesi sayesinde (pilotun dayanıklığı da önemli) zaman açığını bir nebze kapatabiliyor.

‘Bilim-kurgu hikayesi gibi’

Solar Impulse 2’nin pilot koltuğunu etaplarda dönüşümlü olarak devralan Piccard ve Borschberg, amaçlarının ‘geleceğin uçakları için bir taslak sunmak değil, yenilebilir enerjinin neler yapabileceğini göstermek olduğunu’ söylüyor.

Atlantik’e inmeden birkaç saat önce Guardian’a açıklama yapan Piccard, “Atlantik etabı yolculuğun sembolik kısmını temsil ediyor… Çünkü bugüne kadar her türlü ulaşım yöntemiyle Atlantik’i aşmaya çalıştık. İlk önce buharlı gemiler, ardından ilk uçak, balonlar, zeplinler ve bugün ilk güneş enerjili uçak” ifadesini kullandı.

[Solar Impulse]
[Solar Impulse]
Piccard, dört gün boyunca hiç yakıt kullanmadan ve hava kirliliği üretmeden havada kalmanın ‘çok yeni bir şey’ olduğunu söyledi. Piccard, yolculuk esnasında Arktik semalarında balinaları gördüğünü hatta akıntıya kapılan bir buzulu izlediğini anlattı.

Piccard, “Sanki bir bilim-kurgu öyküsündeyim ve bu bana çoktan gelecekteymişim hissi veriyor. Sonra dışarı bakıp, ‘henüz gelecek değil, şimdi’ diyorum” yorumunu yaptı.

Piccard ve Borschberg, Solar Impulse 2 ile Pasifik ve Atlantik’i geride bırakarak uçağın neler yapabileceğini fazlasıyla ve iki kere kanıtladı. Ekip, Sevilya’nın ardından iki ya da üç etap daha kat ederek Abu Dabi’ye ulaşacak ve dünya turu tamamlanacak.

Hava şartlarına göre belirlenecek rotada Yunanistan veya Mısır olabileceği belirtildi.