Okuma süresi: 2 dakika

Gezegenimiz 11.500 yıldır içinde bulunduğu Holosen döneminden yeni bir devre girdi. Holosen devri buzul çağından sonra gelen sıcak bir dönem ve insanlığın tüm kayıtlı tarihini ve uygarlığını içeriyor. Dünyanın yeni girdiği dönem ise Anthropocene olarak geçiyor. Anthropocene, anthropo- (insan) ve -cene (yeni, çağ) kelimelerinden türetilmiş olup insanlığın dünya üzerinde yol açtığı jeolojik ve iklimsel değişim sonucu girdiğimiz devri adlandırıyor.

Araştırmacılara göre Anthropocene devrine girmemizdeki etkenler, plastiğin ve yeni metallerin dünya üzerinde her yere yayılması ve sanayileşme sonucu gerçekleşen küresel iklim değişikliği.

İnsanoğlu milattan önce 9.700 yıllarında başlayan Holosen devrinden beri aslında Dünya üzerinde kalıcı izler bırakmaya ve özellikle Sanayi Devrimi ile birlikte küresel sistem üzerinde hakimiyet kurmaya başlamış, bu durum sonucu yeni bir jeolojik zaman dilimine girdiğimiz gerçeği göz ardı edilemez bir hal almıştır.


sanayileşme

Başlatan olay ne?

“The Working Group on the Anthropocene” (Anthropocene üzerinde çalışan grup) yani kısaca AWG, bu hafta Cape Town’da toplanıyor. Bu yeni dönemin başlangıç noktası üzerinde bir fikir birliğine varmaya çalışacak olan komite, döneme girişin özellikle 1950’lerle başladığı konusunda hemfikir olacağa benziyor.

35 kişilik komite, daha önceleri girilen yeni dönemin Holosen devrinin bir alt devri mi yoksa Holosen’in dışında yeni bir devir mi olduğuna ilişkin oylama yapmıştı. 20 kişilik bir çoğunlukla Anthropocene, Holosen devrinin dışında yeni bir devir olarak tanımlandı.

Şimdilerde asıl merak edilen nokta ise jeologların “golden spike” (altın sıçrayış) dedikleri ve dönemin başladığı tarihe ait fiziksel referans noktası olan olayın ne olduğu.

Örneğin; İskoçya’daki bir nehir yatağı oluşumu, Holosen devrinin başlangıcı olarak kabul edilmişti.

AWG’de görev yapan ve Leicester Üniversitesi’nde paleobiyoloji alanında çalışmalar yürüten Profesör Jan Zalasiewicz’e göre, atmosferdeki nitrojen ve karbon seviyeleri 20.yüzyıldaki sıçramadan önce uzun yıllar boyunca sabit kalmıştı.

Zalasiewicz “İnsan faaliyetleri binlerce yıldır Dünya üzerinde kalıcı etkilere sebep oldu.” dedi.

Geçtiğimiz yüzyılden beri olanlar ise bu etkinin artık küreselleştiğini yani neredeyse Dünya’nın her bir köşesinde görüldüğünü gösteriyor.

Bu durum bütün sistemin işleyişini etkiliyor.

Anthropocene fikri ilk olarak Nobel ödüllü kimyacı Paul Crutzen ve arkadaşı Eugene Stoermer tarafından 2000 yılında öne sürülmüştü.

Bu hafta toplanacak olan AWG’nın amaçlarından biri de Anthropocene devrini resmi olarak jeolojik zaman cetvelinin bir parçası haline getirmek.