Okuma süresi: 2 dakika

evrim

Evrime yeni bir bakış açısı kazandırmak amacıyla yürütülen ve insanların, gorillerin, orangutanların, makak ve yeşil Afrika maymunlarının tükürüğünün incelendiği bir çalışma ile evrimsel süreç hakkında bildiklerimize bir yenisi daha ekleniyor.

Çalışmayı yürüten ve Buffalo Üniversitesi’nde görevine devam etmekte olan genetik antropolog Ömer Gökçümen’e göre adaptasyon, sadece hayatta kalabilmek adına yeni aletler yapmak demek değil, aynı zamanda sahip olduklarımızı çıkarımız doğrultusunda değiştirmek de.

Scientific Reports dergisinde de yayınlanan bu çalışmaya göre, MUC7 adı verilen bir gen canlıya tükürüğünde yer alan bir proteini nasıl oluşturması gerektiğini söylüyor. Uzun ve ince bir yapıya sahip olan ve onu oluşturan genle aynı ada sahip MUC7 proteini, salyayı kaygan, yapışkan ve cıvık hale getirmeye yardımcı oluyor.

Araştırma bulgularına göre, incelenen 5 canlı türündeki MUC7 geninde, bu proteinin önemli kısmını oluşturmaya yardımcı komutların çok kez tekrar edildiği görüldü. Goriller bu bilgiyi daha az kopyalarken (4-5), yeşil Afrika maymunları bunu en fazla yapan canlı oldu (11-12). İnsanlarda ise komutların 5-6 kez tekrar edildiği görüldü.

MUC7 geninin evrimsel süreci incelendiğinde, gendeki komutların birden çok kopyasının bulunmasının primatlara evrimsel bir avantaj sağladığı anlaşıldı: salyanın başlıca görevlerinin (kayganlık, mikroplara bağlanmak) daha etkili hale getirilmesi gibi.

Söz konusu gende genetik talimatların sürekli olarak tekrar edilmesi ile daha yoğun ve uzun proteinler elde edildi. Bu durum da tükürükte bulunan proteinin ağzı daha çok kayganlaştırarak konuşmayı ve çiğnemeyi kolaylaştırmasını ve ağızdan giren mikropların üzerine yapışarak canlının birçok hastalıktan daha kolay kurtulmasını sağladı.

“Tekerleği yeniden icat etmeye gerek yok”

MUC7 geni içerisinde tekrar eden komutlar, aslında bilim insanlarının ‘short tandem repeat’ (kısa tandem tekrar) dedikleri DNA içerisinde tekrar eden baz dizilerinden oluşuyor.

Araştırma gösteriyor ki, primatlar evrimleştikçe DNA’ları içerisindeki tandem tekrarlar bazı dizilimlerde değişikliğe uğrayabiliyor ki bu da evrimin doğal bir sonucu.

Ancak, evrimleşen canlılardaki genetik materyalin önemli bir kısmı aynı kalıyor. Bu da serine ve threonine aminoasitlerinin (salya içerisindeki proteinin yapı taşları) oluşumundan sorumlu DNA parçası. Bu aminoasitler incelenen primatların hiçbirinde değişmiyor.

Gökçümen’e göre, tekerleği yeniden icat etmeye gerek yok.

Canlılar değişen şartlara uyum sağlamak için yeni bir protein üretmek yerine varolanı değiştirmeyi ve daha iyi hale getirmeyi seçiyor ki bu durumun rastgele gerçekleşme ihtimali çok az. Dolayısıyla zamanla MUC7 proteini içerisinde değişikliğe uğrayan dizilimlerin canlıya evrimsel bir avantaj sağladığını söyleyebiliriz.