Ana sayfa Bilim ‘İnsan yaşam ömrünün 125 yılı geçmesi çok zor’

‘İnsan yaşam ömrünün 125 yılı geçmesi çok zor’

80 yaşındaki Çinli model Deshun Wang.
Okuma süresi: 3 dakika

Resmi kayıtlara göre, bugüne dek yeryüzünde yaşamış en yaşlı insan Fransız Jeanne Louise Calment. Calment, 1997’de öldüğünde 122 yaşındaydı. Bilim insanları, bu rekorun kırılmasının yakın gelecekte neredeyse imkansız olduğu görüşünde.

Albert Einstein Tıp Yüksekokulu’ndan Jan Vijg, “Calment’e bakıldığında, bir insanın kendisine ayrılmış olan yaşam süresini maksimum kullandığını söyleyebiliriz” ifadesini kullandı.

Bu ifade, California merkezli Sens Araştırma Derneği’nden gerontolog (yaşlanma sürecini araştıran kimse) Aubrey de Grey’in 2010’da öne sürdüğü düşüncelerle doğrudan çelişiyor. De Grey, ‘fiziksel yaşlanmayı durdurarak 1000 yıl yaşanabileceğini’ belirtmiş ve bunu başaracak ilk insanın çoktan doğduğunu savunmuştu.

Vijg ise ‘insanların hayatın tadını çıkarması ve olabildiğince sağlıklı kalmaya çalışmaları gerektiğini’ söyleyerek, “Yatırımınızı bu alanlara yapmanız lazım” ifadesini kullandı.

Hayallerden önce rakamlara bakalım

Uçma yeteneğine kavuşmak gibi ölümsüzlük de insanların muhtemelen binlerce yıldır hayalini kurduğu bir hayal. Silikon Vadisi’nin başını çektiği teknolojik dönüşümler ile insanın ölüme meydan okumaya başlayacağı günler yaklaşıyor. Google’ın bünyesindeki California Life Company (Calico) gibi oluşumlar ise yaşam ömrünü belirleyen biyolojik mekanizmaları ortaya çıkarmaya çalışıyor.

İnsanın yaşlanmaya karşı durma arzusunu arşiv çalışmasıyla değerlendiren en son araştırma ise hayalleri rafa kaldırmayı savunan cinsten. Nature dergisinde yayımlanan araştırma, uluslararası veri tabanlarından alınan istatistiklere dayanıyor.

İnsan Ölüm Oranı Veri Tabanı’ndan alınan 41 ülke ve bölgeye ait istatistikler, doğum anında beklenen yaşam süresinin her yüzyılda arttığını gösterdi. Vijg, bu beklentinin temiz suya erişimin artması, antibiyotiklerin gelişimi, doğumların daha steril ortamlarda yapılması gibi faktörlere bağlı olduğunu belirtti.

Her ne kadar 70 ve üzeri yaşları görme oranı 1990’lardan bu yana artmış olsa da, hayatta kalma başarısı farklı yaşlılık seviyelerinde büyük farklar gösteriyor. 70 ve üzeri yaşlarda yaşam oranı artış gösterirken, 100 üzeri yaşlarda sağlıklı bir ömür sürme oranı belirgin şekilde azalıyor. Vijg, “En yaşlı yaşlı insanlar için halen ölüm oranını düşürmekte zorlanıyoruz” dedi.

Veri tabanındaki ülkelerin yüzde 88’inde, sağlıklı yaşam açısından en çok gelişim gösteren yaşların 1980’den bu yana sabit kalması dikkat çekiyor.

Yaşlanmayı durdurmak sadece birtakım biyolojik faktörlere bağlı değil.

‘Biyolojik süreçler ile kesin yargıya varamayız’

Araştırmanın ikinci kısmında, Uluslararası Uzun Ömür Veritabanı’ndaki veriler değerlendirildi. Araştırmacılar, ‘supercentenarians’ denilen ve 110 yaş üzerindeki insanların fazla olduğu Fransa, Britanya, ABD ve Japonya’yı inceledi.

Veriler, maksimum yaştaki ölümlerin 1970 ve 1990’lar arasında her yıl 0.15 arttığını gösterdi. 1990’ların ortasında ise çizgi sabitlendi ve maksimum ölüm yaşı 115 civarında kaldı.

Vijg ve meslektaşları, 115 yaşın ötesine geçebilme olasılığını modele dökmeye karar verdi. Verilere göre, ‘hayatınızın herhangi bir yılında 125 yaşında birisine rastlama olasılığınız 10000’de 1.”

Araştırmacılar, insan yaşam ömrüne koyulan sınırın bir takım biyolojik süreçlere bağımlı olmadığını, tersine büyüme ve gelişim gibi süreçleri kontrol eden genetik programların yan ürünü olduğunu savunuyor.

Keanu nasıl başardı?
Keanu nasıl başardı?

‘En mantıklı çözüm yaşlanmayı yavaşlatmak’

Amsterdam VU Üniversitesi’nden supercentenarian’ların yaşlanmasını inceleyen ve 115 yaşında ölen Hollandalı Hendrikje van Andel-Schipper üzerinde araştırma yapan Henne Holstge, en son araştırma hakkında ‘görülüyor ki modern tıbbın ötesine geçemediği bir ölüm duvarı söz konusu’ yorumunu yaptı.

“Eğer 70 yaşında kalp hastalığından ölürseniz, vücudunuzun geri kalanı halen sağlıklı olabilir. Kısaca, kalp hastalığının üzerinden gelecek tıbbi müdahale yaşam ömrünüzü belirgin şekilde uzatabilir… 110 yaşın üzerinde olanlarda ise sadece kalp değil, tüm vücut sistemi yaşlı ve hassas. Eğer kalpten ölmüyorsanız, bir başka sebepten ölüyorsunuz.”

Holstge, tıbbı müdahalelerin genel olarak yaşlanmayı durduramayacağını, ümit vaat eden tek yaklaşımın yaşlanmayı yavaşlatmak olduğunu söyledi. Ancak, ‘bunu nasıl yapabileceğimiz kesin değil.’

Newcastle Üniversitesi’nden Tom Kirkwood ise yaşam ömrü sınırının artacağı konusunda iyimser. “Yaşlanma için programlanmış bir ayar yok. Hücreler ve organlardaki hasar ile tetiklenen yaşlanma, bir dereceye kadar kontrol edilebilir… Yaşlanmanın biyolojisinde bir değişim olmasa da, mevcut rekorun kırılması kaçınılmaz.”

Calico başkan yardımcısı Cnythia Kenyon da bu konuda iyimser: “Başta evrimsel teorisyenler olmak üzere kimse, tek hücreli mutasyonların yaşlanma sürecini yavaşlatabileceğini ve hayvanların yaşam ömrünü iki katına çıkarabileceğini öne sürmedi. Ancak bu yapılabilir.”

“Maksimum insan yaşam ömrünün arttığını destekleyen demografik veriye sahip olmasak da, bu imkansız olduğu anlamıan gelmiyor.”