Okuma süresi: 3 dakika

Niels Bohr Enstitüsü araştırmacıları, Şili’de yer alan ALMA teleskopları ile toplanan verileri kullanarak yeni yıldız sistemlerinin oluşumu hakkında önemli bilgilere ulaştı. Per Bjerkeli ve Jes Jorgensen, henüz ilk zamanlarındaki bir yıldız sisteminde yıldızın etrafını saran gaz ve toz diskinden saçılan kuvvetli fırtınanın oluşumunu gözlemledi.

Yeni bir yıldız sistemi, yoğunlaşan büyük bir gaz ve toz bulutu içinde oluşur. Kozmik bulutu oluşturan materyaller çekim gücünün etkisiyle giderek yoğunlaşır ve zamanla o kadar sıkışır ki merkez bölgesi çökerek bir gaz topu haline gelir. Basınç, gaz topunun içerdiği materyali ısıtır ve ortaya parlayan bir küre, yani bir yıldız çıkar.

100,000 yıl yaşında olduğu düşünülen yıldızın etrafında dönen gaz ve toz kalıntılarının temsil ettiği ön gezegen diski, içerdiği parçaların zamanla bir araya gelmesiyle gezegenleri meydana getirir.

Gökbilimciler bugüne kadar ön yıldızların oluşturduğu çok güçlü enerji patlamalarını birçok kez gözlemledi. Jet akımları olarak da bilinen kozmik fırtınanın oluşumu ise ilk kez Nature dergisinde yayımlanan en son araştırmada detaylandırıldı.

Kopenhag Üniversitesi’ne bağlı Niels Bohr Enstitüsü Astrofizik ve Gezegen Bilimi biriminden Per Bjerkeli ve İsveç’in Chalmers Teknoloji Üniversitesi’nden Jes Jorgensen, ALMA teleskoplarını kullanarak bir ön yıldızın ilk anlarını gözlemlemeyi başardı. İki araştırmacı makalelerinde, “yıldız fırtınasının tıpkı bir hortum gibi gezegen diskinden materyal ve gazı nasıl kaldırdığını” gördüklerini belirtti. Böylece yeni bir yıldız sisteminin en erken oluşum safhalarından birine ilk kez tanıklık edildi.

ALMA ile gözlemlenen ön yıldız. Mavi, Dünya yönünde ilerleyen gazları, kırmızı ise zıt yöndeki gazları temsil ediyor. [P. Bjerkeli et al./ESASky/ESAC, Spain]

Yıldız fırtınası hakkındaki mevcut bilgiler çürütüldü

66 teleskobun oluştuduğu ALMA Gözlemevi, toplam çapı 16 kilometre olan bir aynanın sunduğu çözünürlüğe sahip. ALMA ile gözlemlenen yıldızın uzaklığı, Güneş ile Dünya’nın arasındaki mesafenin 30 milyon katını temsil ediyor. Bu mesafeden bir ön yıldız hakkında yeni bir bilinmeyeni ortaya çıkarmak, yapılan keşfin anlamını bir o kadar artırıyor.

Bjerkeli’nin gözlemleri hakkında verdiği bilgi şu şekilde:

“Gaz bulutunun yoğunlaşması esnasında, materyaller tıpkı bir artistik patinajcının parmak uçlarında ilerlerken kollarını vücuduna çekerek hızlanması gibi giderek daha hızlı dönmeye başlıyor. Dönmeyi yavaşlatmak için enerjinin başka yerlere aktarılması gerekiyor. Bu da yeni yıldız rüzgarlar saçtığı zaman yaşanıyor. Rüzgar, genç yıldızı saran ön gezegen diskinde oluşuyor; böylece onunlar beraber dönüyor. Dönen kozmik rüzgar ön yıldızdan uzaklaştığı zaman, kendisiyle beraber dönen enerjinin bir kısmını da götürüyor ve geride kalan matertal yıldızla etkileşime devam ediyor.”

Bu gözlemlerin öncesinde, gökbilimciler dönen rüzgarın dönmekte olan gaz ve toz diskinin merkezinin içinden çıktığını düşünüyordu. En son gözlem ise bunun aksini ortaya koydu.

450 ışık yılı ötedeki yıldızın etrafındaki öz gezegen diskinde fırtına oluşumuna ait çizim. [Per Bjerkeli/David Lamm/BOID]
Jorgensen’in verdiği bilgiler ise şu şekilde:

“Dönmekte olan rüzgarın, tüm disk genelinde oluştuğunu görebiliyoruz. Bir hortum gibi materyali gaz ve toz bulutundan kaldırıyor ve bir noktadan sonra buluttan rüzgar saçılıyor ve materyaller özgürce uzaya saçılıyor. Dönen rüzgarın hızının yavaşlaması sayesinde yeni yıldız şeklini koruyabiliyor ve ön gezegen diskindeki materyal bir araya gelerek gezegen oluşturma sürecine devam ediyor.”

Araştırmacıların bu noktadan sonra merak ettiği soru, yıldız fırtınası ile saçılan materyallerin bir kısmının tekrar ön gezegen diskine geri dönüp dönmediği. Bu sorunun cevabı da yeni yıldız sistemlerindeki gezegen oluşumu hakkında birçok soruyu yanıtlayabilir.

ALMA Gözlemevi.