Okuma süresi: 2 dakika

Günümüzde 9 ülkenin toplamda 15,000 civarında nükleer başlığı bulunuyor. Bunlardan 7,000 tanesi ABD’ye, 6,800 tanesi de Rusya’ya ait. Her iki ülkenin nükleer füze taşıyan denizaltıları bulunduğu gibi bu tür bombaları kafamıza yağdıracak savaş uçakları da mevcut. Her ne kadar Soğuk Savaş yıllarından uzaklaşmış olsak da, emperyalizme karşı kesin güvence sağlayan nükleer bombalar halen kaçınılmaz. Özellikle de Kuzey Kore için. Demir yumrukla yönetilen ülkenin rutin olarak kıtalararası balistik füze (ICBM) denemeleri yaptığını ve ABD’nin Alaska eyaletini vurabileceğini biliyoruz.

Ay ve Mars’a gitme hayalleri kurarken işler kötüye giderse, aklınızda birkaç satırlık bilgi bulundurmanız yararınıza olabilir.

Camekan binalara saklanmayın

Eğer nükleer patlamanın yaşandığı noktadan itibaren 10 kilometre mesafe içindeyseniz, korunma şansınız olmadığı takdirde hayatta kalma şansınız çok düşecektir. Bu mesafe içinde yer alanların çoğu, son anlarını yaşamadan önce gökyüzünde yükselen dev bir mantar bulutu görecekler. Hayatta kalanlar ise hazırlıksız yakalanmaları halinde birinci, ikinci veya üçüncü derece yanıklara maruz kalacak. Patlamadan 15 kilometre mesafede olanlar ise kör edici parlaklık ile ne olup bittiğini anlayacak. Parlaklığın sona ermesinden sonra halen nefes alıyor olmanız ise kurtulduğunuz değil ancak çabuk davranmanız gerektiği anlamına geliyor.

ABD’nin İkinci Dünya Savaşı sonrasında gerçekleştirdiği nükleer patlamaların görüntüleri, Lawrence Livermore Ulusal Laboratuvarı’nda yer alıyor. Bu görüntüleri dijitale aktararak yayımlamaya başlayan laboratuvarda çalışan araştırmacı Michael Dillon, nükleer patlama esnasında anında saklanacak bir yer bulmamız gerektiğini söylüyor. Proceedings of the Royal Society A dergisinde yayımlanan makalesinde gösterdiği kısa yol ise ‘inşaat materyali en kalın olan binalar.’ Yani ne kadar kalın duvarların ardına geçerseniz o kadar güvendesiniz.

Kahverengi en düşük koruma seviyesine sahip noktaları, mavi ise hayatta kalma olasılığı en yüksek saklanma yerlerini gösteriyor. [Business Insider]

Üst ve zemin katlarda şansınız azalıyor

Kaçacağınız en iyi yerlerin başında, tabii ki bir yeraltı sığınağı geliyor. İkinci olarak, penceresi olmayan tuğla veya beton yapılar tercih etmelisiniz. Bu tür yerlerde saklanmanız, nükleer bombanın saçacağı radyasyonun sadece 1/200’üne maruz kalmanızı sağlayacak.

Eğer ahşap bir yapı içindeyseniz, maalesef kurtulma şansınız ciddi ölçüde azalacak. Özellikle tek katlı ahşap evlerde yaşayan veya işyeri bulunan kişiler, nükleer bombadan korunmak için bir alternatif düşünmeli.

Patlama yaşandığı andan itibaren eğer daha güvenli bir binaya gitme ihtimaliniz varsa, ilk beş dakika için bunu yapmalısınız. Eğer gideceğiniz yere olan mesafe (taksi bulamayacağınızı göz önünde bulundurursak) 15 dakika ve üzerindeyse, bulunduğunuz yerde 1 saat beklemelisiniz. Bu sürenin ardından daha güvenli bir noktaya hareket etmelisiniz. Beklemezseniz, bombanın etrafa saçacağı anormal miktardaki radyasyona maruz kalabilirsiniz.

Gizliliği kaldırılan 64 nükleer bomba videosu daha YouTube’a yüklendi

Patlama sonrasında yapacaklarınız

Patlamanın ardından hayatta kalmayı başardıysanız, beklediğiniz esnada kapılardan ve pencrelerden olabildiğince uzak durum. İmkanınız varsa duş alın veya vücudunuzun açıktaki bölgelerini ıslak kumaşla silin. Ardından, patlamada üzerinizde olan giysileri plastik bir torbaya koyun (etrafınızdakilerin de), ağzını kapatın ve uzak bir yerde bulundurun. Duş alırken varsa şampuan ve sabun kullanın. Derinizi kaşımayın ve ovmayın. Kesinlikle saç losyonu veya kremi gibi bir madde kullanmayın. Yaparsanız, radyoaktif maddeyi saçınıza yapıştırırsınız. En son olarak burun deliklerinizi temizleyin, göz kapaklarınızı ve kulaklarınızı silin.

Kıyamet senaryosundaki hayatınıza hazırlık yapmak için sadece şişe su içmeye ve konserve gıda tüketmeye dikkat edin. Eğer şansınız varsa, sizi radyoaktif zombiler değil ama bir kurtarma ekibi bulacaktır.