Okuma süresi: 3 dakika

Dünya’dan 39 ışık yılı mesafedeki ultra soğuk bir cüce yıldızın yörüngesinde toplanan yedi Dünya benzeri gezegenin keşfi, yakın dönemde astronomi alanındaki en heyecan verici gelişmelerden biri olmuştu. Hubble Uzay Teleskobu ile araştırmalar yapan uluslararası bir ekibin topladığı veriler, TRAPPIST-1’in bir gün insanlığın yeni adreslerinden biri olabileceği konusunda ümit verdi.

Hubble’ın üzerindeki Space Telescope Imaging Spectrograph (STIS) donanımını kullanan gökbilimciler, yedi gezegenden yayılan morötesi radyasyonu inceleyerek su varlığı ile bağlantısını hesaplamaya çalıştı. Araştırmanın sonuçlarına göre TRAPPIST-1 yıldızına en yakın iki gezegen son derece kurak. Geride kalan beş tanesi ise su bulundurma potansiyeline sahip. Bu gezegenlerden üçü, TRAPPIST-1’in yaşanabilir bölgesi içinde yer alıyor.

Bilim insanları, en son veriler de değerlendirildiğinde TRAPPIST-1’in yaşam barındırma potansiyelinin göz ardı edilemeyecek boyutta olduğunu düşünüyor. Yıldız sisteminin en dikkat çekici özelliği, yaşanabilir bölgesinin bugüne dek rastlanan dış sistemlere kıyasla daha geniş olması. Ayrıca, gezegenlerarası mikrobiyolojik kirlenmenin (panspermi) yüksek oranda olması, bu durumunda yine gezegenlerarası güçlü çekim kuvvetleri ile tetilenen gel-gitler ile desteklenmesi, TRAPPIST-1 sisteminin yaşam potansiyelini iyice güçlendiriyor.

Yukarıda belirttiğimiz olumlu faktörlere ters düşen tek durum, TRAPPIST-1’in neden olduğu kozmik fırtınaların gezegeleri için kaosa neden olması. Budapeşte Konkoly Gözlemevi tarafından Kepler Teleskobu verileri kullanılarak yapılan analizler, yıldızın saçtığı kozmik fırtınaların su barındırma ihtimali olan gezegenlerin atmosferlerini süpürdüğüne işaret etmişti. TRAPPIST-1’in parlaklığındaki değişimi 80 gün boyunca inceleyen araştırmacılar, tam 82 yıldız fırtınası gözlemledi. Eğer Mars’ın maruz kaldığını bildiğimiz durum TRAPPIST-1 gezegenleri için geçerli ise ümitlerimiz çok erkenden suya düşebilir.

Şaşırtıcı ve yaşanabilir yabancı dünyalar: TRAPPIST-1

20 Dünya kadar okyanus kaybettiler

Cenevre Gözlemevi’nden Vincent Bourrier’in başını çektiği en son araştırmada, Hubble’ın dış gezegenlerin atmosferinde hidrojen tespit etme yeteneği kullanıldı. Kendisi hafif bir element olduğu için serbest kaldığında yukarılara çıkma eğilimi gösteriyor ve bir gezegenin atmosferinden kolayca kaçabiliyor. Bir dış gezegenin atmosferinde tespit edilmesi, o gezegenin su buharına sahip olabileceği anlamına geliyor. Gökbilimciler, yıldızlardan saçılan morötesi ışınların atmosferle girdiği etkileşimi de inceleyerek, atmosferin gaz yoğunluğu ve dinamikleri hakkında bilgi elde edebiliyor. Bourrier şu açıklamayı yapıyor:

“Dünyamızın atmosferinde olduğu gibi morötesi ışınlar molekülleri parçalara ayırıyor. Morötesi yıldız ışınları da dış gezegenlerin atmosferlerindeki su buharını hidrojen ve oksijene parçalıyor olabilir.”

Bourrier ve ekibinin üç ay süren araştırmaları, TRAPPIST-1 sistemindeki gezegenlerin atmosfer kaybından fazlasıyla mağdur olduğuna işaret etti. Öyle ki, yıldıza en yakın iki gezegeni temsil eden TRAPPIST-1b ve TRAPPIST-1c yoğun morötesi bombardıman nedeniyle geride kalan 8 milyar yılda Dünya’nın sahip olduğu okyanusların 20 katı kadar su kaybetmiş olabilirler.

Diğer beş gezegen ise daha olumlu bir tablo sergiliyor. Veriler, bu gezegenlerin bugüne dek Dünya okyanuslarının 3 katı kadar su kaybettiğini gösteriyor. Sistemin yaşanabilir bölgesinde yer alan e,f,g gezegenlerinin konumları, yüzeylerinde su bulunma ihtimalini oldukça yüksek kılıyor.

“Proxima Centauri’de yaşanabilir bir gezegen var”
TRAPPIST-1 sistemi. [NASA/JPL/Catech]

Son noktayı JSWT koyabilir

TRAPPIST-1 sistemi çok yeni bir keşif olduğu gibi bilim insanlarının elindeki veriler de çok taze. Tabii ki bir o kadar da eksik. Henüz yıldız sistemindeki gezegenlerin kesin kütlesini ortaya koyacak veri bulunmuyor. Ağırlıklı olarak morötesi geçiş spektroskopisine dayalı gözlemler, dış gezegenlerdeki mevcut gazları tespit etmeye çalışmanın ötesinde bilgi vermiyor. Kısaca, TRAPPIST-1’de ne olup bittiğine dair soruları cevaplamak için bolca direkt gözlem gerekiyor.

Bourrier’e göre gelecek yıl ateşlenmesi planlanan James Webb Space Telescope, TRAPPIST-1 sistemindeki gezegenlerin yaşanabilirliği hakkında net bilgiler sunabilir. “JSWT ile dış gezegenlerde su olup olmadığına doğrudan bakabileceğimiz gibi TRAPPIST-1 gezegenlerindeki yaşam ihtimalini anlamak için teorik çalışmalar ve tamamlayıcı gözlemler de yapmalıyız.”

JSWT, Ay ve ardından Mars’a koloni kurmayı planladığımız, asteroidlere keşif uyduları göndereceğimiz ve Kuiper Kuşağı’nın derinliklerine ilerleyeceğimiz astronominin altın geleceğine açılan kapı olacak. Eğer TRAPPIST-1 beklentileri doğrularsa, Güneş Sistemi’nin dışında yaşayabileceğimiz bir yer daha bulmuş olacağız. Şu an ilk hedefimiz, Proxima Centauri b.