Okuma süresi: 3 dakika

Yıldızlararası uzaydan Güneş Sistemi’ne girdiği tespit edilen ilk gök cismini temsil eden Oumuamua (ilk adı A/2017 U1), sunduğu bilgilerle gökbilimcileri fazlasıyla şaşırtmış durumda. Sigara şeklindeki esrarengiz gök cismi, kırmızıya çalan bir parlaklık yayıyor. Uzunluğu yaklaşık 400 metre olan göktaşının eni ise boyunun 10’da biri civarında. Ortaya çıkan en-boy oranı, bugüne dek Güneş Sistemi’nde tespit edilen tüm asteroid ve kuyrukluyıldız benzeri cisimlerden farklı. Göktaşının farklı şeklinde saklı olan detaylar, yıldız sistemlerinin nasıl oluştuğuna dair ipuçları verebilir.

Nature dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, Oumuamua bağlı olduğu yıldız sisteminden koptuktan sonra yüz milyonlarca yıl Samanyolu’nun içinde başıboş dolandı. En sonunda, geçtiğimiz ay Güneş ve Dünya’nın yanından geçti tekrar uzaklaşmaya başladı. İzlediği rota sebebiyle anında dikkat çeken göktaşı, Şili’de yer alan Çok Büyük Teleskop (VLT) dahil dünyanın dört bir yanındaki gözlemlevleri tarafından takibe alındı. VLT üzerindeki FORS cihazının dört ayrı filtre ile elde ettiği fotoğraflar diğer teleskopların görüntüleri ile birleştirildi. Sonuçlar, kendi eksenin her 7.3 saatte bir dönen göktaşının bilinen tüm kuyrukluyıldız ve asteroidlere oranla çok değişken bir parlaklığa sahip olduğunu gösterdi. Bugüne dek tespit edilen benzer gök cisimlerinin boyu kalınlığını en fazla 3 kat aşarken, Oumuamua için bu fark çok daha yüksek.

Yıldızlararası uzaydan gelen ilk gök cismi Dünya’nın yakınından geçti

Yıldızlararası yolculuğa devam

Hawaii Astronomi Enstitüsü’nden Karen Meech, göktaşının parlaklığındaki değişimin enine göre en az 10 kat daha uzun olmasından kaynaklandığını, kızılımsı rengin ise Güneş Sistemi dışındaki nesnelere benzerlik gösterdiğini söyledi. İlk analizler Oumuamua’nın metal yoğunluğu yüksek, buz veya sıvı su içermeyen bir kaya parçası olduğuna işaret etti. Göktaşının kızıl bir renge bürünmesinin sebebi ise yüz milyonlarca yıl boyunca maruz kaldığı kozmik ışın radyasyonu.

NASA’nın Hubble ve Spitzer uzay teleskopları tarafından toplanan veriler, Oumuamua’nın saatte 138 bin kilometre hızla (saniyede 38.3 km) ilerlediğini belirledi. Dünya’dan şu anki uzaklığı 200 milyon kilometre olarak ölçülen göktaşı, gezegenlerin Güneş etrafında dizildiği düzlemden 20 derece daha yukarıda ilerliyor. Mars yörüngesini 1 Kasım’da geçen Oumuamua, Mayıs 2018’de Jüpiter’i ziyaret edecek. Oumuamua, Ocak 2019’da Satürn’e uğrayacak ve sonrasında Güneş Sistemi’nden çıkarak Pegasus takımyıldızına yönelecek.

Hubble ilk ‘asteroid-kuyrukluyıldız hibritini’ keşfetti

Asteroid A/2017 U1’in Güneş Sistemi’nde izlediği rota. [Brooks Bays/SOEST Publication Services/UH Institute for Astronomy]
Oumuamua, parlaklığı yok olana kadar Dünya’dan gözlemlenecek. Göktaşı 19 Ekim tarihinde Dünya Yakını Nesne Gözlemleri (NEOO) programı kapsamında kullanılan Hawaii’deki Pan-STARRS1 teleskobu tarafından tespit edilmişti. Ön analizler, Oumuamua’nın kuzey takımyıldızlarından Çalgı’da (Lyra) yer alan Vega yıldızı yönünden geldiğine işaret etti. Ancak saatte 95 bin kilometre (saniyede 26.4 km) hızla ilerlese bile Oumuamua’nın Güneş Sistemi’ne yolculuğunun çok uzun sürdüğü anlaşıldı. 300,000 yıl önceki konumlarına bakıldığında, Vega asteroidin yakınında değildi.

Oumuamua ilk başta bir kuyrukluyıldız olarak kabul edilse de, 9 Eylül’de Güneş’in çekim gücü etkisiyle saatte 315 bin kilometre hızla (saniyede 87.3 km) yaptığı geçiş bu sınıfa ait özellikler içermediğini gösterdi. Uluslararası Astronomi Birliği, gök cismini ‘yıldızlararası asteroid’ olarak sınıflandırdı. Katalog adı ise 1I/2017 U1.

A/2017 U1 asteroidinin Kanarya Adaları’ndaki William Herschel teleskobu ile elde edilen görüntüsü. [Alan Fitzsimmons Queens University Belfast/Isaac Newton Group La Palma]