Okuma süresi: 4 dakika

Falcon Heavy roketinin ateşlendiği tarihi an, elde edilen başarı kadar Elon Musk’ın PR alanında ne kadar başarılı olduğunu dünyaya bir kez daha kanıtladı. Falcon Heavy gövdesini oluşturan roketlerin eşzamanlı yere iniş anından, Starman’in Dünya önünde süzülürken görüntülendiği fotoğraflar tahmin edebileceklerimizin çok ötesindeydi. Musk, sosyal medya alanındaki uzmanlığını SpaceX ve Tesla’nın her anı ile mükemmel bir şekilde bütünleştirerek her iki firmayı sırasıyla uzay-havacılık ve elektrikli araç alanında akıllarda bir numaraya taşıdı. Oysa bu firmalar kendi alanlarında önemli başarılar elde eden yegane markalar değil.

Musk’ın aklımızda kapladığı alan o kadar genişledi ki uzay roketi dendiğinde aklımıza ne Antares, ne Delta IV Heavy ne de Proton geliyor. Uzay kapsülü dendiğinde Soyuz veya Cygnus’un varlığını bilen çok az. Elektrikli araçları düşündüğümüzde Chevrolet Bolt, Toyota Prius veya BMW i3 aklımızın ucundan geçmiyor. Çünkü Musk bugüne dek gerçekleştirdiği sosyal medya çalışması ile birçoklarına uzak kalan konularda egemen güç konumuna gelmiş durumda. Öyle ki, yıllardır geliştirilen dev uzay roketi Space Launch System’in (SLS) test süreçlerine ait görüntüleri hatırlayan çok az.

Musk ile başlayan yorum uzar gider. Ancak günümüzde sosyal medya popülerliğinin elde edilen asıl başarıdan çok daha büyük bir ağırlığa sahip olduğunu kanıtlayan belki de en önemli örnek, Felix Baumgartner’in 2012’de gerçekleştirdiği serbest dalış.

Şiddetli rüzgar ile gelen YouTube rekoru

Felix Baumgartner dünyanın en başarılı profesyonel serbest dalışçısı. Baumgartner, 14 Ekim 2012’de Redbull sponsorluğunda yakın tarihte tanık olduğumuz en inanılmaz olaylardan birine imza attı. Amacı, 1960 yılında yerden 31 kilometre mesafeden yapılan atlayışı tarihe gömmekti.

Duyurusu aylar önce yapılan tarihi atlayış hakkındaki haberler ilk belirlenen tarih olan 8 Ekim’e günler kala doruğa çıktı. Felix’in stratosfere nasıl yükseleceğinden, giyeceği astronot giysisine kadar tüm detaylar defalarca medyada dönmeye başladı. Felix’in Haziran ve Temmuz aylarında sırasıyla 20 ve 28 bin metreden gerçekleştirdiği atlayışlar, rekor denemesi için zemini zaten hazırlamıştı. 8 Ekim’e gelindiğinde saatlerce atlayışın başlayacağı an beklendi ancak şiddetli rüzgar nedeniyle son dakikada ertelendi.

Felix, 14 Ekim Pazar günü atlayışını canlı yayın eşliğinde gerçekleştirdi. İçine gireceği kapsülü strastosfere taşıyacak balonun helyum ile doldurulduğu dakikalar bile saniye saniye aktarıldı. Milyonlar, Felix’in 39.045 metre yüksekliğe çıktığı 2 saat 21 dakika boyunca ekranlardan gözünü ayırmadı.

Nihayetinde Felix TSİ 21.15’te kapsülden kendini aşağıya bıraktı. Saatte 1.342.8 km hıza ulaşarak sonik patlama eşliğinde (ses hızını aştığı an) Dünya’ya indiği serbest dalış 4 dakika 20 saniye sürdü. Paraşütle yere indiği toplam süre 9 dakika 3 saniye olarak kayıtlara geçti. Dizleri üzerinde doğrularak iki yumruğunu havaya kaldırdığı ana kadar Felix’i YouTube’da 8 milyon insan izledi. Bu rakam halen YouTube’un canlı yayın rekorunu temsil ediyor.

Felix Baumgartner’in 10 dakikalık atlayış videosu

[Paragon Space Development Corporation]

Rekorlar kırılmak içindir değil mi?

Felix Baumgartner, Redbull sponsorluğunda çok büyük bir başarıya imza atarak insanın uzay-keşfinde bir adım daha ileriye gitmesini sağladı. Öte yandan, sosyal medyanın onun üzerine kilitlendiği günlerde bir başka isim aynı başarıyı elde etmek için gizli saklı çalışmalar yürütüyordu.

TED konuşmasında Apollo görevlerinin büyüsüyle büyüyen bir çocuk olduğunu belirten Alan Eustace, halen adı az bilinen bir Google yöneticisi. Kendisi, profesyonel bir serbest dalışçı olmasa da, Dünya’ya en uzun mesafeden atlamış olan insan. Bu başarıyı, Baumgartner’in atlayışından tam iki sene sonra gerçekleştirdi. Üç yıl boyunca gizli tutulan hazırlık süreci, PR faktörü olmadığı zaman bir rekorun ne kadar ‘rekor olduğuna’ dair soru işareti oluşturuyor. Çünkü küresel medyada günlük bir haber olarak çıkan rekor halen birçokları tarafından bilinmiyor.

Detaylarına gelirsek: Esutace’ın astronot giysisi, sadece ABD hükümetine üretim yapan ILC Dover firması tarafından üretildi. Eustace ile beraber 225 kg ağırlığa ulaşan giysinin ön kısmında bulunan ısıtma sistemi, sıcak suyu giysi boyunca dolaştırıyordu. İki oksijen tüpü, ana ve yedek paraüşütün bulunduğu giysi yerden 41.422 km yüksekliğe bir kapsül ile değil, doğrudan helyum dolu bir balon ile taşındı. Baumgartner gibi yaklaşık 1,400 kg ağırlığında bir kapsül kullanması halinde Eustace’ı stratosfere taşımak için 1,2 ile 1,4 milyon metreküplük bir balon gerekecekti.

Alan Eustace’ın rekor atlayışını anlattığı TED konuşması 

Eustace 2 saat 7 dakika içinde helyum balonu ile en yüksek mesafeye ulaşan insan oldu. Serbest dalışı 4 dakika 20 saniye sürdü. Yerden 3 km mesafede paraşütünü açtı. Baumgartner’e kıyasla son derece zor bir inişle tepe taklak ama sağ salim yere indi. Saatte 1322 km hıza ulaşarak ses bariyerini aşan Eustace, neden olduğu sonik patlamayı duymamış.

Eustace, 2011’de kafasına koyduğu ‘stratosferi keşfetme’ düşüncesini Paragon StratEx eikibi ile rekora ulaşan bir projeye dönüştürdü. Yapılan Ar-Ge, tıpkı Baumgartner’in atlayışında olduğu gibi geleceğin astronotları için inanılmaz büyük faydalar sunacak. Dünya’ya en uzun mesafeden atlayan kim diye sorduğunuzda ise bunu doğru bilen kişi çok az. 100 sene sonra bunun bir önemi olacak mı derseniz, büyük olasılıkla hayır. Peki önemli olan bir kişinin ismini hatırlamak mı yoksa bu insanların hikayesini anlamak mı?

Eustace’ın TED konuşmasında altını çizdiği ve çok iyi anlamamız gereken detay, bu başarıların mükemmel bir ekip çalışması ve planlamanın sonucunda ortaya çıkması. Tarihe geçmek, telefonun ucunda birilerine bir şeylerden bahsedip milyonlarca doları gözden çıkarmanın çok ötesine geçiyor. Elon Musk her ne kadar sosyal medyada başarının sembolü haline gelmiş olsa da bu rolü oynamasını sağlayan 6.000 kişilik SpaceX ordusuna sahip. Derin uzay görevlerinin temellerinin atılacağı önümüzdeki yıllarda uzay-havacılıkta rekabet fazlasıyla artacak ve çok daha fazla firmanın adını duymaya başlayacağız. Nihayetinde Güneş Sistemi’nin derinliklerine doğru atılacak her adım bir kişi sayesinde değil, amacına kenetlenmiş binlerce kişilik ekiplerin eseri olacak. Günümüzde bunun önemini anlamış ve uygulayan medeniyetler ile yapamayanlar arasındaki farkı görmek de çok kolay.