Ana sayfa Bilim Arkeoloji 100 milyon yıllık “kuyruğu olan” örümcek fosili bulundu

100 milyon yıllık “kuyruğu olan” örümcek fosili bulundu

C. yingi. [Kansas Üniversitesi]
Okuma süresi: 2 dakika

Myanmar’ın kuzeyindeki kehribar madenlerinde bulunan dört fosil, örümceği adırsa da bilim insanlarının kafası karışmış durumda. Nature sayfasında yayımlanan araştırmalardan bir tanesi, kuyruklu antik kabusları nesli tükenen ilkel örümcek grubu “uraraneids” olarak tanımlarken, bir diğer araştırmada eklembacaklıların modern örümceklerin çok eski akrabaları olduğu savunuldu.

Madenlerden çıkarılan fosiller, Çin’in Nanjing Jeoloji ve Paleontoloji Enstitüsü’ndeki iki ayrı araştırma grubunun eline geçti. Her iki grup, kendi araştırma makalelerini yayımlayana kadar benzer fosiller üzerinde çalıştıklarını fark etmedi. İlk bulguların ardından, kuyruklu örümcekler hızla uluslararası üne kavuştu. Bazı araştırmacılar kuyruğa sahip olmaları sebebiyle onları akrebe bile benzetti.

En son araştırmalardan birinde yer alan Kansas Üniversitesi’nden Paul Selden, minik yaratıkların sadece 5.5 milimetre uzunluğunda olduğunu, kuyruklarının da bu boyutun yarısını teşkil ettiğini belirtti. Ayrıca hepsi erkek. Bu da neden bir ağacın dalındaki reçineye saplanıp kaldıklarını daha iyi açıklıyor: Erkek örümcekler ortalıkta dolanmayı daha çok seviyor ve birçok antik fosil gibi ağaçların gövdesindeki reçineye yakalanma olasılıkları da yüksek oluyor.

Kanada’da 50 bacağı olan yarım milyar yaşında eklembacaklı bulundu

Kayıp halkayı bulmak gerekiyor

Kuyruklu eklembacaklılar modern örümcekler ile fiziksel özellikler de sergiliyor: Sekiz bacakları var, iplik borusu (spinneret) adı verilen iplik yaydıkları organları bulunuyor ve eşlerine sperm döşemelerini sağlayan göz damlasına benzer ikincil organlara sahipler. İlginç bir özellikleri, çevrelerinde olan biteni tespit etmelerine yaradığı düşünülen uzun-ince tırnaklara sahip olmaları. Bu tırnaklar, bugüne dek sadece en ilkel örümceklerden biri olan uraraneida takımında görülmüştü. İşte bu ilginç kombinasyonları, onlara “Chimerarachne yingi” adının verilmesini sağladı (Yunan mitolojisinde melez yaratıklara chimera deniyor).

Selden’e göre her ne kadar iki araştırmada iki farklı gruba konulsalar da, Chimerarachne yingi ile örümcek familyasındaki farklılıklar çok az. Yine soru işaretlerinin tamamen ortadan kalkması için yeni keşifler yapılması gerektiğini belirtiyor. Örneğin kuyruklu örümceklerin zehir üretebildiği anlaşılırsa, modern örümceklere bir adım daha yaklaşacaklar. Ancak bir türün kronolojik olarak iki ucu arasında yer almaları tam olarak nereye ait olduklarını anlamayı zorlaştırıyor. Seldden, kuyrukluları “klasik bir eksik bağlantı örneği” olarak yorumluyor. “Ne zaman bir eksik bağlantı bulursanız, bu iki yeni boşluk oluşturur.”

C. yingi. [Diying Huang]