Gazetecilik, internet ve popüler kültür üçgeninde son günlerde yaşanan Elon Musk kaynaklı tartışmalar, internet haberciliği için uzun yıllar analiz edilecek bir ders niteliği taşıyor. Musk’ın ilk olarak Tesla hakkında çıkan haberler üzerine gösterdiği haklı-haksız tepkisiyle başlayan kavga, The Daily Beast’in editörlerinden Erin Biba’nın kaleme aldığı makale ile yeni bir boyuta taşındı.

Haber kaynağı, gazeteci ve okuyucu arasında bugüne dek üstünkörü işlenen değerlerin ilk kez her üç taraf arasında dürüstçe değerlendirilmesini sağlayan olaylar dizini, sağduyu ve anlayışın güçlenmesini sağladı diyebilirim.

Kazanan kim derseniz, sinirli bir editör edasıyla Musk’a karşı cinsiyetçilik ve çevrimiçi taciz kartlarını oynamayı deneyen Erin Biba, The Daily Beast’in ağır bir tokat yemesine neden oldu. Bunun sebebi de ne derseniz, çok net: Biba’nın Musk’a karşı gatekeeper (kapı bekçisi) rolünü oynamaya çalışırken popüler kültürün etkisinde kalarak çok dikkatsizce eleştiri yapması.

Ne olup bitiyor?

Bir önceki haber-analizde ele aldığımız gibi Musk, Tesla’nın Q1 raporunun ardından çıkan haberler üzerine sinirlerine hakim olamamış ve bir telekonferansta kendisine yöneltilen iki soruyu “ahmakça ve sıkıcı” olduğu için cevaplamamıştı. Ardından sabrının iyice tükendiği medyaya karşı “güvenilirlik” kartını öne sürerek haberleri ve kaynaklarının değerlendirileceği kamuya açık bir platform sunacağını açıklamıştı.

Buraya kadarki olaylar zincirine kısaca bakalım: Hırsına yenik düşen bir işadamının izlediği kötü stateji Tesla’nın en son çeyrekte 700 milyon dolardan fazla zarar etmesine neden oluyor. Medya ve analistler son derece doğal bir şekilde Tesla hakkında eleştiriler yapıyor ve Musk’a sorular yöneltiyor. Sinirlenen Musk, kabaca takındığı tavrı bir anda akıllıca bir manevra ile örtüyor ve mevzuyu Trump seçiminden bu yana tavan yapan “basının güvenirliğine” çeviriyor. Haksızken haklı konumuna çıktığı gibi kamuyoundan deli gibi destek alarak basının halk tarafından değerlendirileceği bir sayfa kurmaya karar veriyor.

Bu noktada gelişmeler dengeli görünüyordu ve Musk’ın kuracağı sayfanın internet haberciliğine nasıl faydaları olacağını, nasıl hazırlanması gerektiğini düşünerek “unutulan” kaliteli habercilik hakkında konuşmaya başlamıştık. Ardından, olaylar yeniden rota değiştirdi.

Nanoteknoloji ve haberciliğin geleceği

Haberciliğin kalitesi üzerinden dönmeye başlayan tartışma, bu aşamada bir bilim kadınının Elon Musk’a yaptığı eleştiri ile birdenbire yeni bir boyuta ulaştı. Moleküler biyolog ve nanoteknoloji uzmanı Upulie Divisekera, 24 Mayıs günü Musk’ın web sayfası projesini duyduktan sonra “Kusura bakmayın ama bu çok acınası” yorumunda bulundu. Musk’ın verdiği cevap ise “Biyografinde ‘nano’ var. Bu boş lafın %100 eşanlamlısı” oldu.

Bu günden itibaren yaşanan Twitter atışmalarının akabinde, Musk’la iyi geçinmeyen yazarlardan Erin Biba, The Daily Beast’te bir yazı kaleme aldı. Geride kalan günlerin ardından şarjörünün dolduğunu düşünüyordu ancak çok yanlış silahlarla misillemeye geçti: Cinsiyet ayrımcılığı ve çevrimiçi taciz. Kurban rolüne büründüğü stratejisi ise çok daha kötüydü.

Biba, yazısına “MuskBros” adı verilen, Twitter’da giderek büyüyen bir kitleden bahsederek başladı. Agresif ve kadınları hor gören beyaz erkeklerin oluşturduğu kitle, Musk gibi bir dahi, yarı-tanrı, süper idol, yüzyılın ikonu vs. gibi bir kişiden güç alan ve ezikliklerini bu şekilde bastıran işsiz-güçsüz takımıydı. Ne zaman Musk bir tartışmaya girse, ilahlarını eleştirenlere internet üzerindeki her türlü iletişim yoluyla sözlü saldırıda bulunmayı marifet kabul eden fanatikler görevi görüyorlardı. Musk’ın habercilik hakkındaki eleştirilere başladığı günden bu yana da tekrar hazır kıtalar gibi ortaya çıkmış ve erkek değil ama kadın gazetecilere saldırıya geçmişlerdi. Eğer bu kadın gazeteciler Yahudi ise saldırının şiddeti artıyordu.

Biba, verdiği birçok örnekte yukarıda yaptığım özetin doğru olduğunu gösterdi. Birçoğu profil fotoğrafında gerçek yüzünü saklayan sosyal medya ve e-posta kullanıcısı Biba dahil birçok kadın yazara ağır hareketlerde bulundu. Bunlar arasında Foreign Policy yöneticilerinden Sharon Weinberger ve ProPublica’dan Jessica Huseman da vardı. Ancak eleştiri sahibi bir erkek olduğunda sinirli beyaz erkekler hem cinslerinin yaptığını görmezden geliyordu. Bunun da en iyi örneği Engadget için otomotiv makaleleri yazan Roberto Baldwin’di. Musk’ın “aptal ve sinirli olduğunu, yatışması gerektiğini” söyleyen Baldwin neredeyse hiç tepki görmedi. Kendisine sebebi sorulduğunda, “Uzun boyluyum, beyazım ve bir penisim var” diyerek durumu özetledi.

Musk’ı eleştiren kadın yazarların MuskBros adlı fanatiklerin hedefi olduğunu söyleyen Biba, siyahi ve LGBT yazarların çok daha kötü saldırılarla karşılaşmasının kaçınılmaz olduğunu savundu.

Gamergate unutulmamalı

Biba’nın altını çizdiği MuskBros konusunun hiç hava cıva olmadığını belirtmek gerek. MuskBros ile tanımlanan agresif beyaz erkeklerin temsil ettiği serseri bir Twitter azınlığı var ve kendilerini “Gamergate” tartışmasında fazlasıyla öne çıkarmışlardı.

Oyun geliştirici Zoe Quinn’in eski erkek arkadaşı tarafından 2014’te yazılan bir blog yazısının ardından, Quinn bu geri kafalıların inanılmaz aşağılama ve saldırılarına maruz kalmış, adresini bile gizleyerek yaşadığı baskı karşısında bunalıma girmişti. Quinn’e yaptıkları saldırı ile cesaret kazanan gerici güruh, bir diğer oyun geliştirici Brianna Wu ve feminist Anita Sarkeesian’ı da hedeflerine almıştı.

Musk’ın giderek nüfuz kazanan bir isim haline gelmesiyle, onunla direkt etkileşime giren kitleler arasına bu sinirli beyaz erkek grupları da katıldı. Ancak Biba, oldukça önemli olan ve duyarlılık gerektiren bir konuyu işlerken birçok hata yaptı.

Musk’ın Instagram’da paylaştığı bir selfie.

Cesaret ilk önce strateji gerektirir değil mi?

Biba, kadınlara saldırmayı marifet sandığı belirtilen beyaz erkekleri MuskBros adı altında belli karakteristik özelliklerle bir araya topladı. Sayıları belli olmayan, kaç tanesi bot hesap olduğu bile bilinmeyen sinirli erkekler ile Musk arasında doğrudan bağ kurdu. En kötüsü, Musk’ın sanki bu grubun farkında olduğu ve onlara cesaret verdiği izlenimi sunmasıydı.

Biba açısından en büyük hata, saldırının başlangıç noktasının yanlış olması ve arka planının da silinmesiydi. 25 Mayıs’ta attığı tweet’te “süper güçlü milyarder Elon Musk, ülkede (ABD) en çok saldırı altında olan iki sanayiye saldırdı: Gazetecilik ve bilim. Her ikisi de demokrasi için esas. Önemli kurumlarımızı eleştirmeliyiz ancak varlıklarını güçlü cahillik ile tehdit etmemeliyiz.”

Bu tweet’te Biba’nın ne kadar düşüncesizce bir eleştiri yaptığını söylemek hiç de kolay değil. İnsanlığı Dünya’dan çıkarmak için belki de en büyük gayreti gösteren bir teknoloji milyarderi neden bilime saldırdın? Gazetecilik ise Musk’ın “güvenilirliğini kaybettiği eleştirisi ile” karşısına aldığı bir alan, saldırdığı değil. Haberleri ve haber kaynaklarını kamunun değerlendirmesine açacak bir web sayfası kurmak, bugüne kadar hiç kimsenin lafını bile etmediği bir yenilik. Ancak Biba cidden bir saldırıdan bahsetmek istediyse, MuskBros’a işaret etmiş olabilir.

Musk’ın cevabı kısa ve net: “Bilime hiçbir zaman saldırmadım. (Ancak) Kesinlikle seninki gibi yanlış yönlendiren gazeteciliğe saldırdım.” Musk üstü kapalı eleştiriyi işe yaramaz hale getirirken, kendisini haklı olduğunu kamuyoyu anketi ile doğruladığı (web sayfası önerisini Twitter’da ankete açmıştı) projesi ile üste çıkardı.

Biba, The Daily Beast makalesinde tweet’indeki anlamları bir kenara koyduklarında dediklerin sanki fazla ciddiye alınmaması gerektiğini ima etti (Gerçekten bilime saldırdı mı? Bir tweet gazetecilik demek mi?). Musk’ın makalelerini okumamış olmasının önemli olmadığını da söyleyen Biba, orta ölçekli ve az sayıda takipçisi olan bir bilim yazarı olduğunu, ancak aldığı cevabın ardından “kahramanlarını korumak isteyen MuskBros saldırısına uğradığını” söyledi.

Fanatiklerin davranışları kabul edilemez ama malzeme olmadan da saldıramazlar. Biba altta kalacağı çok net olan bir tweet attıktan sonra kurban rolüne girerek kesinlikle puan toplayamadı. Kendisi gibi Musk takipçileri tarafından hedef alınan kadın gazetecilere yaptığı çağrı tweet’ini de sildi (yukarıdaki tweet’in ikinci karesi). Öncesinde, hesabını geçici olarak kilitlemişti. Kısaca, ne yaptığını iyi planlamadığı ve sonuçlarıyla nasıl baş edeceğini bilmediği ortadaydı.

İkinci isabet

The Daily Beast cesaret dolu bir tartışma ortaya koydu evet. Ancak gazetecilik çerçevesinden bunu başarılı yaptığını söyleyemem. Genel yayın yönetmeni Noah Shachtman, attığı tweet ile yazarının arkasında durdu ancak bu sefer Musk’ın art arda gelen tweet’leri karşısında tutunamayan o oldu.

Shachtman 29 Mayıs’ta attığı tweet’te Erin Biba’nın çok cesur bir iş yaptığını ve Musk’ı eleştirmeye kalkan kadın gazetecilerin başına ne geldiğini gözler önüne serdiğini söyledi. Musk’ın cevabı: “Sizler haksız bir şekilde bilime karşı olduğumu söyleyen bir gazeteciyi destekleyerek inanılmaz ikiyüzlü bir hareket yaptınız, ardından takipçilerimin çoğunu temsil etmeyen tweet’leri seçerek öne çıkardınız, böylece onlar hakkında da haksız iddialarda bulundunuz.”

Doğruluğunu kabul ettiğim bu tweet’in ardından kadın-erkek fark etmeksizin birçok meslekten insanlar Musk’ın haklı olduğunu gösteren paylaşımlarda bulundu. Bir tanesi, Erin Biba’nın tartışmalar başladıktan sonra Musk hakkındaki birçok tweet’ini silmesiydi. Falcon Heavy roketinin ateşlendiği 6 Şubat günü gönderdiği tweet’ler mantıklı bir eleştiri olmaktan çok Biba’nın Musk’a fazlasıyla taktığına işaret ediyor:

“Gördüklerimiz Musk’ın egosunun uzay otomobili olarak dışa vurulmasıydı. İnanılmaz sıkıcı bir tercihti. Eğer O orada olamıyorsa kendisine en yakın şeyi seçti.” Bunun ardından gelen bir yanıta yazdığı tweet ise çok düşündürücü: “Bak söylemek istediğim Elon biraz önce uzaya dev penisini gönderdi ve sağa sola sallıyor, ama çok uzağa gidiyor olabilir (gülen suratlar)”

Sen bunlara aldırma Starman…

23 Mayıs’ta Musk’ın bir tweet’ine “Sen neredeyse en berbat şeysin” anlamında bir cevap vermiş.

Biba’nın silinen tweet’lerinin fark edilmesini sağlayan isimlerden birinin Yahudi kadın gazeteci Erielle Davidson olduğuna dikkat çekelim.

The New York Times’ın yazarlarından Bret Stephens’ın fazlasıyla klişe “Silikon Vadisi’nin Donald’ı: Elon Musk” başlıklı yazısına da bir Twitter kullanıcısı çok güzel bir cevap verdi:

“Yani Elon Musk gazetecilerle bir kavga başlatıyor, onların yeterince dürüst olmadığından ve önyargılarından bahsediyor. Onlar da dürüst olamadan ve önyargılarla cevap veriyor.

Kapı bekçileri bu görevi kalitesiz gazeteciliği körükleyenlere karşı bugüne kadar yapamamışken, sürekli gündemde olan bir iş adamı magazinden uzak kalan, eleştirisel bakışı güçlendiren bir tavır sergilediğinde rahatsız oluyor. Cevabı yapıştıran zeki bir sosyal medya ikonuna karşı, ortalama IQ’lu magazin figürlerine konulan tavırların işe yaramayacağını anlamıyor. Hele hele, Trump ile Musk’ı birbirine benzetiyor…

Sağduyu ve anlayış her şeyden önemli

Yaşanan tartışmada en önemli adımı yine Musk attı ve “herhangi bir forumda her türlü siddet veya taciz içeren ifadeye karşı olduğunu ve bunları (yine de) yapacak kişilerin asla kendi ismini kullanmaması gerektiğini” söyledi. Biba kendisine teşekkür etti.

Gelinen noktada Biba birçok tweet’ini sildi ve normal paylaşımlara döndü. Musk ve Shachtman arasındaki atışma sona erdi.

Biba’nın bir kadın gazeteci olarak inernetteki fazlasıyla agresif, ayrımcı kitlelerden çekindiğini görmek anlaması zor bir durum değil. Özellikle Gamergate’in ardından yaşananlar ve devamındakiler birçok kadını fazlasıyla endişeye sürüklüyor olabilir. Buna sosyal medyada önlemek için her zaman elimizden geleni yapmalıyız. Ancak Biba’nın eleştirilerindeki yanlış ifadeler, seçtiği yanlış strateji ve belki de gizli öfkesinden kaynaklanan eleştirisi ne gazetecilik ne de bilim adına bir fayda gösterdi. Sildiği tweet’lerden bir tanesinde, Musk’ın uzaya bir otomobil ve maket göndermek yerine neden bir bilim projesini desteklemediğini de sormuş. Musk yaptıkları ile uzay keşfine hiç olmadığı kadar farklı bir açıdan bakmamızı sağladı. Projeler bir kenara dursun, 5000 kişilik SpaceX ordusu ve Tesla ile lise projelerini desteklemenin çok ötesinde işler yapıyor ve bilim&teknoloji alanlarındaki projeleri de destekliyor.

Yukarıdaki ifadeleri Musk hayranı olan birisi yazmadı. Onu objektif olarak değerlendiren ve hatalarını, eksiklerini de her zaman ifade eden birisiyim. Ancak bu yorumlarda bulunmak istemememin sebebi ne Biba ne de Musk’ın haklı olduğu tartışmasını yapmak. Demokrasi, kültür ve bilim adına çok kritik bir önem taşıyan gazetecilik benzeri nadir görülen bir tartışma ile öne çıktı ve bunu analiz etmek de bizlere düşüyor.

Gösterilen sağduyu ve anlayışın ne kadar olumlu olduğunu gördüğümüz gibi bilim ve gazeteciliğin de daha ileriye gitmesini umalım.

Musk ile Divisekera arasındaki tartışma ne oldu derseniz, o da düşük ateşte piştikten sonra ocaktan alındı. Bazı bilim insanlarının da katıldığı tartışmada nanoteknoloji ve üst versiyonları karşılaştırıldı vs. Divisekera bir bilim kadınına yakışır biçimde “sadece bir eleştiride bulunduğunu” belirterek konuyu uzatmadı, şova çevirmedi. 29 Mayıs’ta Musk takipçilerinin bazılarının tepkisinden rahatsızlığını dile getirdi ancak Musk cevap vermeyince konu uzamadı. Musk da kimseyle tartışmaya girmedi. Buna da bilimin asilliği demek lazım sanırım.