Okuma süresi: 3 dakika

Dokuzuncu Gezegene geçmişte birçok kez değinmiştik. Bugüne dek Kuiper Kuşağı’nın derinliklerinde yattığı düşünülen, Dünya’nın en az 2-3 misli karanlık bir gök cisminin bulunduğuna dair çok güçlü deliller elde edildi. Güneş Sistemi’nin saklı devini bulmak için sürdürülen gözlemler, henüz aradığımız sonucu vermese de Jüpiter’in yeni uydularını ortaya çıkarmamızı sağladı.

Jüpiter’in yörüngesindeki yeni keşifler, Güneş Sistemi’nin en büyük uydusu Ganymede gibi dev gök cisimleri değil. Tersine, bazıları sadece 1,5 km çapında olan mikro uyduları temsil ediyorlar.

Araştırmada yer alan California Üniversitesi’nden Doug Hemingway, “Büyüleyici… Bir hedefi aradığınız zaman karşınıza başka keşiflerin çıkabileceğine dair çok iyi bir örnek” ifadesini kullandı.

“Dokuzuncu Gezegenin varlığına dair yeni deliller elde edildi”

Fırsatı değerlendirmek buna denir

Jüpiter’in uzun yıllardır varlığı doğrulanmamış birçok uydusu olduğu biliniyordu. Ancak dev gezegenin etrafında gezinen, sönük ufak cisimleri görebilmek için görüş alanı geniş üçlü teleskoplar gerekiyor. Dahası, Jüpiter’den yansıyan yoğun ışık küçük uyduları görünmez kılıyor.

Carnegie Bilim Enstitüsü’nden Scott Sheppard ve meslektaşları, geçtiğimiz yıl Dokuzuncu Gezegeni bulma çabası içinde Şili’de yer alan Cerro Tololo Inter-Amerikan Gözlemevi’ndeki teleskobu yakınlarımızdaki yıldızlara çevirdi. Amaçları, yıldızların yörüngelerinde hareket eden ufak noktaları tespit edebilmekti.

Sheppard ve ekibi, gözlemledikleri alanın içinde olduğunu fark edince, fırsattan yararlanmaya karar verdi. Teleskoba birkaç yıl önce yerleştirilen ve geniş alanları çok daha kolay gözlemlemeyi sağlayan kamera bu aşamada devreye girdi. Jüpiter’in çevresini kaplayan alan sadece dört görüntüde bir araya getirildi.

İlk 10 uydunun varlığına ait izler Mart 2017’de elde edildi (diğer ikisinin izleri geçmişte bulunmuştu). Bir sonraki ay, uyduların varlığını gösteren sinyaller tekrar tespit edildi. Geriye, yörüngelerin doğrulanması kaldı. Süregelen gözlemler ile nihayet Mayıs ayında Jüpiter’in toplam uydu sayısı 79’a yükseldi.

NASA Jet İtki Laboratuvarı’ndan Bonnie Buratti, “Bu küçük dış uydular Güneş Sistemi’nde en çok rastladığımız uydu tipi… Yeni keşfedilen küçük uyduları koleksiyona katmak sıradan bir keşif gibi görülebilir ancak öyle değil” yorumunda bulundu.

Jüpiter’in süper hızlı oluşumu Güneş Sistemi’ni ikiye böldü

Jüpiter’in arka bahçesi

Yeni uyduların genişliği sadece bir ile beş kilometre arasında değişiyor. Jüpiter’e en yakın olan ikisi, gaz devi ile aynı yönde ilerliyor. Her ikisinin de Güneş Sistemi’nin erken zamanlarında parçalanan bir uydudan oluştuğu düşünülüyor.

Üç ayrı grubu oluşturan diğer dokuz uydu ise Jüpiter’e zıt yönde hareket ediyor. Her birinin, iç kısımda yer alan diğer ikisi gibi çok daha büyük uyduların enkazları olduğu tahmin ediliyor. Sheppard, mikro uyduları ortaya çıkaran etkenin bir kuyrukluyıldız veya asteroid çarpışması olabileceğini belirtti. Dahası, mikro uyduların bir zamanlar parçası olduğu gök cisimlerinin Jüpiter sisteminin dışından gelmiş olması ihtimali var.

Büyük gezegenlerin güçlü çekim kuvvetleriyle yörüngelerine uydu çektikleri biliniyor. En iyi örneklerden biri, Kuiper Kuşağı’ndan sürüklenerek Satürn’ün yörüngesine giren Phoebe. Bir diğeri, yine Kuiper Kuşağı’ndan koparak Neptün’ün yörüngesine giren “aksi uydu” Triton.

Juno’nun Jüpiter’in manyetik alanında kaydettiği sesler

Valetudo’nun yörünge hareketi esnasında çekilen fotoğrafları. [Carnegie Bilim Enstitüsü]

Tuhaf uydu: Valetudo

Çoklu keşiflerin içinde mutlaka kendini ayrı tutan bir tane olmalıdır değil mi? Jüpiter’in yeni uyduları arasında kendisini farklılaştıran uydu, Valetudo. Adını Roma sağlık tanrıçasından alan Valetudo, iç kısımdaki uydular gibi Jüpiter ile aynı yönde hareket ediyor (prograde). Aynı zamanda, Jüpiter’in aksine hareket eden (retrogade) üç grup uydu ile yörüngesi kesişiyor. Sheppard buradan yola çıkarak, diğer mikro uyduların geçmişte Valetudo ile yaşanan çarpışmalardan ortaya çıkmış olabileceğini düşünüyor.

Sheppard ve ekibi, Jüpiter’in yanı sıra Uranüs ve Neptün’e de göz attılar ancak buz devlerinin yörüngesinde yeni uydu bulamadılar. Sheppard, “Uranüs yörüngesinde uydu bulmak için en ideal gezegen… Çünkü isimleri Shakespeare karakterlerinden seçeceğimiz belli” dedi.

Uranüs’ün bugüne dek keşfedilen 27 uydusundan 25’i, Shakespeare’in hikayelerindeki karakterlerin isimlerini taşıyor.