ABD’nin Illinois eyaletindeki Fermi Ulusal Hızlandırıcı Laboratuvarı’nda görevli olan Dan Hooper, gelişmiş uzaylı medeniyetlerin hayatta kalabilmek için “Dyson küresi” kulllanmalarının zorunlu olduğunu savundu. Hooper’a göre, kısıtlı teknoloji kullanan Dünya dışı medeniyetler Evren genişlemeye devam ettiği sürece yıldız sistemlerinde izole olacak. Bu yüzden, alternatif enerji kaynağı olarak yıldızları kullanmaları gerekecek.

Dyson küreleri, ilk olarak bilim-kurgu yazarı Olaf Stapledon’un “Star Maker” adlı kitabında bahsedilen teorik yapıları temsil ediyor. Dyson küreleri Freeman Dyson tarafından resmen 1960 yılında sunulan makalede savunulmuş ve araştırmacının adını almıştı. Dyson’ın “Search for Artificial Stellar Sources of Infrared Radiation” adlı makalesinde bahsettiği terimin en çok akılda kalmasını sağlayan olay ise şüphesiz gizemli KIC 8462852 yıldızı ile ilgili araştırmalar olmuştu.

Dyson küreleri her biri solar panel görevi gören uyduların bir araya gelmesinden oluşuyor. Bir yıldızın etrafında inşa edilen küre nihayetinde onu sarıyor ve enerjisini soğuruyor.

Hooper’ın makalesine göre, gelişmiş medeniyetler Dyson küresi kullanarak yıldızları kendi sistemlerinin merkezine itebilir. Çekim kuvveti uyumluluğu sağlayarak kendi sistemlerine entegre edecekleri yıldız, böylece Evren’in sürekli genişlemesinden bağımsız kalarak sabit bir konum kazanabilir.

Space.com’a konuşan Hooper, güçlü bir hayal gücüne dayanan düşüncesini “havalı ve eğlenceli olduğunu için” öne çıkardığını belirtti. Hooper aynı zamanda ilgi çekici olması sayesinde makalesinin genç insanları bilime yöneltmek adına başarılı olacağını savundu.

Uzaylı medeniyetler hızlı radyo patlamaları ile yıldızlararası yolculuk yapıyor

Ne kadar olası?

SETI Enstitüsü’nde çalışan astronom Seth Shostak’a göre akıllı dış medeniyetlerin yıldız yakalaması olasılığı hiç de gerçek dışı değil. Karanlık maddeden dolayı Evren sürekli genişliyor ve bu süreç hız kazanarak devam ediyor. Shostak, “uzayın ne kadar hızlı genişleyeceği konusunda bir limit bulunmadığını” belirtti. Shostak, “nükleer enerji sayılmazsa Dünya’daki enerjinin tümünün Güneş kaynaklı olduğunu” da not düştü. Kısaca, bizden ne kadar akıllı olduklarından bağımsız olarak, dış uzaylı medeniyetlerin de kendi sistemleri içindeki enerjileri tükenecek.

Hooper’a göre Dyson küresi gibi bir teknolojinin gerçek olması yaklaşık bir 100 milyar yıl daha gerektiriyor (biraz fazla değil mi?). Böyle bir zaman diliminde kendi yıldız sisteminde kalmış olan medeniyetler fazlasıyla izole kalacak ve alternatif enerji kaynakları aramaya başlayacaklar.

Makalesinde, Hooper öne sürdüğü düşüncenin kesinlikle gerçekleşeceğini söylemiyor. Ancak iki varsayım ele alındığında fikri teorik olarak oldukça mümkün görünüyor. Birincisi, oldukça gelişmiş uzaylı bir dış medeniyet kullanılabilir enerjilere olan erişimini en yüksek seviyeye çıkarmaya çalışacak, ikincisi de karanlık maddenin Evren’in genişlemesi hakkında kabul ettiğimiz etkileri doğru çıkacak.

Uzayın derinliklerinde bir yerlerde bugün bile bir Dyson küresi inşa ediliyor olabilir. Nasıl bir medeniyetin ürünü olurdu bilinmez ama öyle bir manzarayı görebilmek inanılmaz olurdu.