Ana sayfa Bilim Çevre “Avrupalılar o kadar fazla Amerikan yerlisi öldürdü ki iklim bile değişti”

“Avrupalılar o kadar fazla Amerikan yerlisi öldürdü ki iklim bile değişti”

Okuma süresi: 2 dakika

University College London (UCL) tarafından yapılan araştırmaya göre, Avrupalı yerleşimciler Amerika kıtasını takip eden 100 yıl içinde Orta, Güney ve Kuzey Amerika’da yaklaşık 100 milyon yerliyi öldürdü. Farklı uygarlıklar ve toplumlardan meydana gelen popülasyonların katledilmesi, bir zamanlar insanla dolu olan geniş arazilerin tarladan tekrar ormana dönüşmesini sağladı. Barbarlık ve yağmanın sürüklediği “ormanlaşma” süreci maalesef insanlığın yararına olmadı. Her ne kadar toplamda Fransa kadar bir alan CO2 üretiminden arındırılmış olsa da, Amerika’nın kaynakları sanayiye odaklanan Avrupa’nın güçlenmesi için kullanıldı ve iklim değişikliğini körükleyen sanayi devrimi tüm dünyaya hızla yayıldı.

Araştırmaya göre Kristof Kolomb’un Amerika’ya ayak bastığı 1492 yılından itibaren başlayan (ve kendisinin de yer aldığı) katliamlar karbon seviyelerini o kadar düşürdü ki Dünya’nın sıcaklığı 1610 yılında düştü.

Araştırmada yer alan UCL Coğrafya Profesörü Mark Maslin, “CO2 ve iklim bu noktaya kadar oldukça durağandı… 1610’da Dünya’daki sera gazlarının ilk kez belirgin şekilde düştüğünü gördük” ifadesini kullandı.

UCL araştırması öncesindeki çalışmalarda, 1600’lü yıllarda yaşanan ve “Küçük Buz Çağı” olarak adlandırılan sıcaklık düşüşünün doğal sebeplerden kaynaklandığı düşünülüyordu. Maslin ise arkeolojik ve tarihi veriler ile Antarktik buzundaki CO2 oranlarının incelenmesinin ardından yaşanan sıcaklık azalışının doğrudan Avrupalıların Amerika’ya varması ile bağlantılı olduğunu anladıklarını belirtti.

CNN’e açıklama yapan Maslin, “İlk kez tüm verileri bir araya getirdik ve Küçük Buz Çağı’nın bu kadar güçlü olmasının yoğun katliamlardan yaşandığını anladık” ifadesini kullandı.

Çalışma nasıl yapıldı?

Araştırmacılar, atmosferdeki sera gazlarını hapseden ve yüzyıllar önce ne kadar CO2 olduğuna işaret eden Antarktik buzlarını inceledi.

Çalışmada yer alan Alexandar Koch, “Buz çekirdekleri 1610 yılında CO2 oranlarında daha büyük azalma olduğunu gösterdi. Bu düşüş okyanuslarda değil, karada yaşanan değişimden kaynaklandı” dedi.

Koch, 17’nci yüzyılda atmosfer sıcaklığında derecenin sadece 10’da biri kadar yaşanan değişimin daha soğuk kışlara ve soğuk kışlara, aynı zamanda hasatın düşmesine neden olduğunu belirtti.

Sonuçlar ne oldu?

Yapılan araştırmanın iklim, coğrafya ve ekonominin ötesine geçtiğini belirten Koch, en büyük etkilerden birinin “Avrupa ekonomisinin kalkınması olduğunu” söyledi.

Yeni Dünya’dan taşınan doğal kaynaklar ve gıdalar Avrupa nüfusunun artmasını ve yayılmasını sağladı. Dahası, insanların büyük kısmı tarlada çalışmayı keserek sanayiye yöneldi.

Maslin, “Amerika kıtalarının insandan arındırılmasının yanlışlıkla Avrupalıların dünya egemenliğine kapı aralamış olabileceğini” iade etti. Son sözü ise şu şekilde:

“Sanayi Devrimi’nin zemini hazırlanmış oldu ve Avrupalılar dünya egemenliğine devam etme fırsatını yakaladılar.”

Ne demeli?

İklim değişikliği başlığı altında ele alındığında, insan sayısının azalması ile CO2 oranının azalması arasındaki ilişki bir istatistikten ibaret. Etik olarak bakıldığında ise tarihte yaşanan barbarlıklar asla katliamları haklı çıkaramaz. Geçmişte yapılan benzer araştırmalar, Moğol işgalleri ve Suriye iç savaşının da yaşandıkları bölgelerde sera gazı yayılımını ciddi ölçüde azalttığını ortaya koymuştu. Ancak bu “insanlar doğrudan iklim değişikliğe neden olan varlıklardır ve bu öldürülmeleri için mazerettir” anlamına gelmiyor. Sorun, insanlığı fosil yakıtlara muhtaç bırakan kapitalist sistem ve gerekli önlemleri almakta son derece yavaş kalan küresel politika. İhtiyacımız olan teknoloji ve eğitimin Dünya’nın ömrünü uzatması. Nihayetinde Dünya’nın sadece 50 yıl içinde yaşanmaz hale geleceğini düşünürsek barbarlık ve açgözlülüğün motive ettiği insanlar ile yok ettikleri insanların arasındaki farkı anlamak çok kolay.

İlginizi çekebilir: Kölelik Nasıl Başladı?