Ana sayfa Özel Haber Analiz Korku Senaryosunun Masumu; Teknoloji

Korku Senaryosunun Masumu; Teknoloji

Teknolojinin insan hayatına getirdiği sayısız faydalar var. Ancak kişinin teknoloji kullanımı üzerinde kontrolünün kaybolması ve teknolojiyi ölçüsüz ve sınırsız kullanması çok ciddi zararlara sebep olabilir.

Okuma süresi: 8 dakika

2 ay sürecek, 10 kişilik bir yapay zeka çalışmasının 1956 yazında New Hampshire, Hannover’deki Dartmouth College’da yapılmasını öneriyoruz.

Çalışma, öğrenmenin her yönünün ya da zekanın herhangi bir özelliğinin prensipte o kadar kesin bir şekilde tanımlanabileceği ve onu simüle etmek için bir makinenin yapılabileceği varsayımına dayanarak devam etmektir. Makinelerin, dili nasıl kullanacaklarını, soyutlamaları ve kavramları nasıl oluşturacaklarını, şimdi insanlar için ayrılan sorunları çözebileceklerini ve kendilerini geliştirmeye çalışacaklar.

– Dartmouth AI Proje Önerisi; J. McCarthy ve arkadaşları; 31 Ağustos 1955.

Dartmouth Konferansı Kapanış Fotoğrafı

1956’da John McCarthy ve arkadaşlarının bu çağrısı üzerine zamanın önde gelen araştırmacıları karmaşıklık teorisi, dil simülasyonu, nöron ağları, duyusal girdilerden içeriğin soyutlanması, rastgelelik ilişkisinin yaratıcı düşünme ve öğrenen makineler gibi geniş kapsamlı gelişmiş araştırma konularını aydınlatmak üzere Dartmouth’da toplandı. New Hampshire’daki Dartmouth’a, insanlık için yeni bir konuyu tartışması için yeni bir terim koyması gerekiyordu: Yapay Zeka. Teknoloji serüvenimizin yeni adresiydi.

Bu konferans, henüz gerçekleşmemiş olan Yapay Zeka konusuyla ilgili en büyük toplantıydı ve o zamandan beri mühendislik, matematik, bilgisayar bilimi, psikoloji ve diğer birçok alanda araştırma ve geliştirmeyi etkileyen iddialı bir vizyonun temelini attı. 1956’nın başlarında, elektronik kapasitenin ve işlevselliğin yaklaşık olarak her on sekiz ayda bir iki katına çıktığını ve iyileştirme oranının yavaşlama belirtileri göstermediğini anlamaları bir tesadüf değildi. Konferans, teknolojinin bu üssel eğrisinin sonuçlarını göz önünde bulunduran ilk ciddi girişimlerden biriydi.

Çok sayıda katılımcı tartışmalardan uzaklaştı; elektronik hız, kapasite ve yazılım programlamasında devam eden ilerlemenin, bilgisayarların bir gün insanlar kadar zeki olacak kaynaklara sahip olacağı noktaya yol açacağına ikna oldu, tek gerçek soru ne zaman ve nasıl olacaktı. 

İnsanlar kadar zeki makinelerden, makineler kadar zeki insanlara doğru kayan eğri bugün YZ adı altında geliştirilen teknolojinin bir gün sofistike işlerde de ne kadar başarılı olacağını gözler önüne seriyordu.

Darthmouth konferansı yeni bitmişti ki karşımıza chatbot teknolojisinin ilk örneği geldi. Joseph Weizenbaum ELIZA teknolojisini geliştirdi, her hangi bir konu üzerinde ki İngilizce diyaloglarla ilgilenen ilgi çekici bir programdı. Weizenbaum, insanlar ve bilgisayarlar arasındaki iletişimin yüzeyselliğini göstermeye çalışırken bilgisayar programı gibi düşünen insanların sayısına çok şaşırmıştı.

Joseph Weizenbaum

Weizenbaum ELIZA’yı ortaya çıkarırken ilginç deneyimler yaşıyordu; ona göre teknolojinin merkezi olan Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) aslında o kadar  global komüniteye ait insanlarla dolu bir yer değildi. İçerisindeki bazı profesörler ELIZA’nın etik problemlerle kendilerini karşı karşıya getireceğini düşündüler. Bu düşüncelerini “Bilgisayar Gücü ve İnsan Aklı” şaheserinde anıları olarak ekleyen ünlü bilgisayar bilimci, teknoloji geliştirirken güvenlikle – özgürlük sarmalında debelenmesini birçok kez kaleme almıştı. ELIZA türünün ilk örneği bir Chatbottu ancak insanların duygularını manüpüle edecek kadar geniş bir skalada sorular yöneltebiliyordu. Teknoloji geliştirirken acaba nihai sonuca ulaşmak için her türlü veriyi, değer yargılarından bağımsız elde etmemiz doğru muydu? Asıl tehdit bu olabilirdi, ELIZA önünü alamadığımız bir yükseliş gösterirse ve insan makina arasında bağ makinelerin istekleriyle! datasetlerine dönüşürse o zaman ne yapacaktık?

Teknolojinin başımıza mahallenin belalı çocuğu gibi çıkması acaba mümkün müydü?

Güvenlik ve özgürlük kaygıları taşıyanların tarihin kanlı sahnelerinden hiç bir anıyı akıllarından çıkarmadıklarını ve en iyi mühendislerin en iyi doktorların imkanlarını kötücül olarak nasıl kullandıklarını unutmamışlardı. 

Manhattan Projesi

1900’lü yılların dünyasında hafızalarımıza kazınan mahallenin yeni kabadayısı olan teknolojinin mahalle maçı yapan çocuklara gösterdiği acımasızlık birer utanç olarak karşımızda duruyordu. Bir kaç tanesini özet geçersek eğer;

Robert Oppenheimer

Nükleer Füzyon,Robert Oppenheimer Los Alamos’ta ilk atom bombasını yapan ekibin başkanı idi ve yaptığı işin ne demek olduğunu ancak Hiroşima ve Nagasaki üzerinde patlayan uranyum ve plütonyum bombalarının sonuçlarını görünce anladı.

İcadından 10 yıl sonra, Amerikalı bilim adamı Edward Teller tarafından hidrojen bombasına dönüştürülen bu güç hâlâ dünyayı tehdit eden en önemli kitle imha silahıdır.

manhattan project ile ilgili görsel sonucu
Manhattan Projesi.

Ziklob B, Nobel Ödüllü Yahudi bilimadamı Fritz Haber tarafından siyanür ve hidrojen bileşimlerinden tarlalarda kullanılmak üzere bir tür böcek öldürücü olarak tasarlanmış katı halde bir madde idi. Yahudi Soykırımı’nın başaktörlerinden, ziraat eğitimi almış bir Hitler yanlısı bir subay olan Heinrich Himmler, hava ile temas ettiğinde zehirli bir gaza dönüştüğü anlayınca, Auschwitz-Birkenau gibi toplama kamplarında esirleri öldürmek için kullanılmasına karar vermişti.

Tarihin en büyük katliamlarından Yahudi Soykırımı’nda 1.2 milyon insanın öldürülmesinde kullanılan bu maddenin ilk kullanımı ise 1920′lerde Abd’nin Rio Grande sınırında yakalanan Meksikalı göçmenler üzerinde olmuştur.

Tabii ki iş kılıfına uydurulmuş ve Tifüs hastalığına karşı dezenfektan olarak kullanıldığı iddia edilmişti. Bu konuda 2005′te David Dorado Romo tarafindan yazılan “Ringside Seat to A Revolution: An Underground Cultural History of el Paso and Juarez, 1893-1923″ isimli kitapta ayrtıntılı kanıtlarıyla belgelenmiştir.

Sarin Gazı, Alman kimyager Dr. Gerhard Schrader tarafından 1938 yılında Almanya’da çok güçlü tarım ilacı yaratmak amacıyla geliştirilmiş sarin gazı dünyanın en etkili kimyasal silahlarından biridir. Siyanürden 500 kat daha zehir olan sarin gazının 0.5 miligramı yetişkin bir insanı saniyeler içinde öldürebilmektedir. Sinir sistemini tamamen çökerten bu gaz oda sıcaklığında sıvı halde bulunur. Bu haliyle etkili değildir ancak renksiz ve kokusuz olarak gaz halini aldığında çok sinsi bir ölüm makinasına dönüşmektedir. Kitle imha silahı olarak ilk defa Naziler kullanmıştır.

Yakın tarihte ise Saddam Hüseyin tarafından Halepçe’de yaşayan Kürtleri öldürmek için kullanılmıştır. Son olarak da Japonya’da bir metro istasyonunda kullanılmış ve 28 kişi ölmüş 200 kişiden fazla insan etkilenmiştir. Gerhard Schrader tarafından dünyadaki açlık sorununa bir çare olarak üretilen sarin gazı gibi özellikleri bulunan tabun gazını da bulmuş. Bu buluştan sonra “sinir ajanları babası” olarak adlandırılmış.

Agent Orange Vietnam Ormanlarına Dökülürken

Agent Orange, Amerikalı botanikçi ve biyokimyager Arthur Galston tarafından soya fasulyelerinin hızlı büyümelerini yavaşlatmak amacıyla geliştirdiği ziraî bir üründü. Agent Orange kod adını alan bu kimyasalın Amerika ordusu tarafından Vietnam Savaşı’nda kullanılması ise son derece trajik etkiler yaratmıştı. Vietnamlıların ormanlarda saklanmasını önlemek için ağaçları öldürmek için 2 milyon galona yakın Agent Orange uçaklarla Vietnam üzerine boşaltılmıştı. Yalnızca ormanları yok etmekle kalmayan bu kimyasal  savaş esnasında ve sonrasında doğan çocukların iskelet yapılarında onarılmaz hasarlar bırakmıştı. 

Agent Orange Kullanımı Sonrası Doğumlar

Bir çok açıdan kötüye kullanılan teknolojiyi sınıflandırabiliriz. Daha çok örnek bulabiliriz ama başka bir yönden kendimizi de çürütebiliriz; Örneğin, Pensilvanya Üniversitesinden J. Presper Eckert ve John W. Mauchly, Şubat 1946’da tarihin ilk tam elektronik genel amaçlı bilgisayarını tanıttılar. Binlerce borudan oluşan canavar görünümlü bu aygıtın adı ENIAC’tı. (Electronic Numerical Integrator and Computer); Birleşik Devletler Ordusu’nun namına geliştirilmişti ve balistik çizelgelerin okunması için kullanılacaktı. Tabi günümüzde her mutfak robotunun ENIAC’ın performansını kolayca geçtiğinden bahsetmeye gerek yok. 

J. Presper Eckert ve John Mauchly

Bilgisayar teknolojisinin askeri menfaatlere yönelik kullanımı bu teknolojinin sahip olduğu iki yüzü sadece ifşa etmekle kalmıyordu; çünkü daha sonraları dünya çapındaki veri ağlarının oluşumunda olduğu gibi başlangıçtan itibaren hedef buydu. İkinci Dünya Savaşı olmasaydı, 1940’lı yıllarda kesinlikle elektronik. bilgisayarlar da olmazdı. 1940’lı yıllardaki Birleşik Devletlerin gizli atom bombası programı olan Manhatten Projesi’nin doğrudan sonuçlarından birisi olarak görülebilir. Aynı şekilde ENIAC’ın yapımı, çalışırken ilk plütonyum bombasını bulan matematikçi  John von Neumann’ın fikirlerine dayanır. Zaman daralıyordu -herkes,  Nazilerle rekabet içerisindeyken, tüm silahların en korkuncuna sahip olunacağı yanılgısı içerisindeydi- bir patlayıcı maddenin iç patlamasının karmaşık  hesaplamalarını hızlandırması için Neumann’dan çareler bekleniyordu.

Electronic Numerical Integrator and Computer

İkinci Dünya Savaşı’nın akabindeki ilk yıllarda evlerde telefonun olması kesinlikle sıradan bir olay değildi; hele televizyon hiç alışılmış bir şey değildi.  Şirketler ve resmi makamlar metinlerini genellikle iletim hızı saniyede 6,67 işaret olan o Teleks cihazlarıyla aktarıyordu; dolayısıyla bu sayfadaki metni Teleksle alıcıya iletmek bile 5 dakika sürebilirdi. 1950’li yıllarda Almanya’dan ABD’ye telefon açmak isteyen bir kişi “postanedeki bayana” numarasını bağlatmak zorundaydı; ayrıca 1956’da kullanılmaya başlayan okyanus ötesi telefon kablosu da Avrupa’ya Kuzey Amerika arasında aynı anda 36 görüşmeden fazlasına müsade etmiyordu. Hızlı bir haberleşme alternatifi ise postaneden göndermek zorunda olunan telgraftı. 1957 yılında ilk uydular uzaya fırlatıldı. Fakat bunlar kamuoyunun telekomünikasyon hizmetine yönelik kullanılıncaya kadar birkaç yıl daha geçecekti. Ancak 1970’li yılların ortasında faks cihazları piyasaya sürülebildi.

Telekomünikasyonun taş devrine ait haberler işte böyleydi on yıllar öncesine kadar kimse her yerde ve her zaman biriyle iletişime geçebilmenin, dünyanın her yerinde metin ya da resim değiş tokuş yapabilmenin, bilgi ve filmlere erişebilmenin ayrıca günümüzde olduğu gibi milyonlarca insanın hayatını bu denli etkileyen daha bir çok şeyin artık mümkün olacağı düşüncesine sahip değildi. Bugün Teknolojinin geldiği noktadan artık herkes korkuyor bu korkunun sebebinin Platon, “kişi bilmediğinin düşmanıdır” diyerek açıklıyor. Fakat bugün teknolojinin üstelliği Platon’u haksız çıkarmaya yeter mi? Teknolojik kötülüğü devlet ve kurum bazlı açıklarken Mahallenin kötü abisinin sokağın ve evin kötü abisine dönüşme olasılığına hiç değinmedik.

McLuhan’nın galaksisindeki dünya Global bir Köy şeklinde ve bu köyü artık anbean sodamızı yudumlarken, yemek yerken, tuvalete girerken takip ediyoruz. Kurumlar terminatör yapıyorsa kimse teknolojiden başkasını suçlamıyor ama o terminatörü yapan başka bir terminatör değil mi? Nagasaki’ye atom bombası atılmasını emreden zihniyetten daha büyük Skyneti kimse görmedi. Vietnam ormanlarını yakan zihniyetten daha büyük terminatörü de kimse görmedi. İnsanın doğasındaki terminatörlük yalnızlık ve varoluş çabasının veya saf kötülüğün eseridir bu konuda yüzyıllardır araştırmalar sürmektedir.

Enola Gay pilotu Paul Tibbets: “bombayı atmasaydık, japonya teslim olmayacak, savaş sürecek, daha çok insan ölecekti; yaptığım ahlaken doğruydu” demesi nasıl bir tiranlığın eseridir.

Bildiklerimizden yola çıkarsak insan şiddete yatkındır. Ama şiddetin eğlenceye evrildiği ve küresel hal aldığı bir zaman dilimi asla olmamıştır. Yasaların çok ağır yaptırımlar uygulaması veya illegal yapıların tehlikelerinin artması, teknolojiyi kötüye kullanan bir kesimi yer altına çekmiştir. Underground kültür diye isimlendirilen bu kültür temelde geçici bir kaybolma veya geçici bir yokoluştur. Bu kaybolma isteği ve yokoluş aslında bir Simurg efsanesini barındırır, veya bir Zümrüdüanka… Çünkü eylemleri efsanevidir ve dünya tarihinde bu bireyler en kötü eylemleriyle dahi olsa yerini almıştır. 

Doğası gereği insan bazen toplum gibi davranır bazen de devlet gibi davranır, yok etme eğilimi bir mekanizmadır ve bugünkü mekanizmayı tetikleyen şey sosyolojinin ve psikolojinin konusudur.  20. yüzyılın bize öğrettiği en büyük teknolojik yenilik insanlık yararına geliştirdiğimiz teknolojinin bir arka kapı ,bir panik odası veya bir ağaç ev olarak karşımıza çıkmasıdır. Teknolojik her yeniliğin içerisinde olduğumuzdan çok olmak istediğimiz kimliklerin fotokopilerini bastırmamız devletlerin yırtıcılıklarından, toplumların kitlesel sanrılarından veya  açlık halinde bir kurt sürüsünün bir geyiğe saldırmasından aşağı kalır yanı yoktur. Bugün geliştirdiğimiz her telekomünikasyon hizmeti sırf “zevk” olsun diye hafif şişko bir çocuğun saldırısına maruz kalmıştı. Bu şişko çocuk internet aleminde Guardian, Punisher, Neo, Anonymous, Cypher vs. isimleriyle Roma arenalarındaki gladyatörlerden bir farkı yoktur. 

Gladyatörler, arena sahipleri veya Sezar kim olursa olsun dijital kimlikleriyle dünya tarihine imzalarını atmışlardır. Ellerinde buldukları teknolojinin zaafiyetlerini keşfedip, bu zaafiyetleri insan faktörüyle birleştirip beden ruh sağlığı bozulmuş bir dünya miras bıraktıkları için herkese teşekkür ediyorum. Darthmoth’da başlayan serüvenimiz şimdilik sona eriyor. 

Roketlerin Afgan çocukların üstüne değilde uzaya fırlatıldığı,

Zirai ilaçların masum Vietnam’lılara değilde haşaratlara kullanıldığı,

Nükleer Füzyonun siviller üzerinde denenmediği enerji olarak kullanıldığı bir dünya diliyorum. Sağlıcakla.

Okuma Önerileri:

Avrupa Afrika’yı Nasıl Geri Bıraktı
Yazar:Walter RodneyYayınevi DİPNOT YAYINLARI
Yapay Zeka-Geçmişi ve Geleceği
Yazar: Nils J. NilssonYayınevi : Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi

Kaynaklar:
http://www.computinghistory.org.uk/det/2576/J-Presper-Eckert-and-John-Mauchly/
https://www.matematiksel.org/teknolojide-murphy-felsefesi-gulumse-yarin-daha-kotu-olacak/
https://www.frmtr.com/garip-olaylar/4272524-kotuye-kullanilan-en-ilginc-buluslar.html
https://www.thoughtco.com/the-manhattan-project-timeline-4051979