Ana sayfa Özel Haber Analiz Belgesel Tanrıçası, Hocam, Agnès Varda’nın Öldüğünü Duymak

Belgesel Tanrıçası, Hocam, Agnès Varda’nın Öldüğünü Duymak

Okuma süresi: 3 dakika

Kendisi hiç sinema okuluna gitmeyen ama herkesin gitme hakkına sahip olmasını uman hocam, Agnes Varda’ya en içten teşekkürlerimle…

Agnes Varda’nın şehrinde, onun okuluna gitmek, onun gibi düşünmeye başlamak için gerekli. Örneğin Agnes Varda’ya göre “bir imajı resmedebilmek için onu kendi gerçekliğinden çıkarmak gerekmektedir.” Kendi realitesinden dışarı çıkan bir durum başka bir realiteye daha rahat büründürülebilir. Böylece boyut yeni bir anlam kazanır. İşte bu hayalciliğe Agnes Varda’nin yeni realizmi diyebiliriz.

Örnek olarak Agnes Varda’nin gerçek amcası (kendisi Yunan) hakkında yaptığı “Uncle Yanco” belgeselini izlerseniz ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Agnes Varda

Agnes Varda kimdir?

Tarih 30 Mayis 1928. Brüksel’in Ixelles semtinde bir kız çocuğu dünyaya geldi. Agnes Varda aslında ne olmak istediğini bilmeden hayata atıldı. Kamerayı keşfettikten sonra ise “Evet ben belgesel yapmak için doğdum” dedi ve realist belgeselcilik alanında bir tanrıça haline geldi. Haline geldi diyorum, çünkü o sadece üretmeye devam etti.

Varda, gerçekten keşfedilmek için 60’lı yaşlarını bekledi. Orijinal dışa vurumculuğu özellikle 1965-1985 yılları arasına denk gelmektedir. (İlk ödülünü “Vagabond” ile 1985’te kazandı)

Sinemada erkeklerin Yeni Dalga (New Wave, Fransızca: La Nouvelle Vague) dedikleri, geleneksel film tekniklerinden kurtuluş ordusuna katılan Varda, erkek hegemonyasını kendine saygı duydurarak yenen tek kadındır. Tarihte Yeni Dalga akımında yer alıp altın harflerle adını yazdırmayı başaran bu ender kadın, 90 yıllık yaşamına fotoğrafçılık, sergi enstalasyonculuğu, sanat yorumculuğu, yazarlık ve öğretmenliği sığdırmıştır.

Varda ile tanışmam

Kendisine olan merakım, onun adıyla anılan Brüksel’deki fotoğraf ve sinema okuluna gitmemle başladı.

Son derece mütevazi kişiliğini sergilediği 2017’deki konferanslarından birinde “Ben filmlerimde her şeyi açıkça göstermek yerine, insanlarda daha fazla görme isteği uyandırmayı sağlarım” demişti. Bu cümlesinden sonra kendi dönemine ait ne varsa tek tek eserlerini inceleme fırsatı buldum.


İnsanları açık bir tabiat manzarasına benzeten Agnes Varda: hayatta en çok ihtiyacımız olan üç şeyin kamera, bilgisayar ve bir kedi olduğunu söyleyerek bizleri güldürmüştü.

Erkeklerin feminizmi doğru anlaması gerekli

Elsa

Erkeklerin kadın feminizmini yanlış algıladığına dair çevremizde birçok eser görüyoruz.

Varda’nin birçok yapıtında, kadın sinematik bir başyapıt olarak kullanılmıştır. Kadınların özgürce hatta çıplakça, utanmadan kendilerini ifade etmesine olanak sağlayan Varda, yanlış algılamalara da değinmiştir. Kadın temalı kesinlikle izlenmesi gereken film ve belgeselleri sıralayalım:

The Teddy Bear Project: Auschwitz gibi kötü bir anıyla çocukluktaki oyuncak ayının nasıl aynı ortamda barınabildiğini anlatan baş kahraman kesinlikle izlenmesi gereken bir kadındır.

Reponse de Femmes: Soru cevaplarla kadın kimliğini inceler. Çok çeşitliliği yansıtan kadın tercihlerine farklı açılardan yaklaşmayı başarmış bir belgeseldir.

Elsa: Aşka yaklaşmaya çalışan bir adamın tutkusunu anlatır. Kadınların ne kadar can yakabileceğinden bahseden bu aşk hikayesi aynı zamanda kadın olmanın da hikayesidir.

Le Creve-Coeur: Bir pantomim havasında siyah-beyaz olan kısa bir filmdir. Kadın ve erkek ilişkilerindeki klişelere değinir.

Vagabond: Mona isimli güzel bir kadının trajik hayatını anlatır. Gerçekle hayali olanı düşünmemizi sağlar.

La Pointe Courte, Cleo de 5 a 7, The Gleaners & I, direkt kadın konusunu direk olarak işlemese de izlenmesi gereken diğer yapıtıdır.

Kamerasını kalem gibi kullanan Varda’nın az bilinen yönleri

  • Tam 44 yıldır aktif olarak çalışan Ciné-Tamaris isimli bir video prodüksiyon şirketi vardır.
  • Jacquot de Nantes – 1991 isimli filmi, ölümünden sonra eski eşi ünlü Fransız yönetmen Jacques Demy için yapmıştır. Sonradan Demy’nin eşcinsel olduğunu öğrenmiş ve onu AIDS’ten kaybetmiştir. Aktör Mathieu Demy bu eşinden olan kendi çocuklarıdır. Kızları Rosalie Varda ise Varda’nın bir önceki eşinden olan çocuğudur.
  • Bir röportajında “Şimdi yaşlandım diye mi bana ödül veriyorsunuz” diye sunucuya sataşmıştır.
  • Yolande Moreau gibi Belçika ve Fransa açısından bugün oldukça tanınan aktrisi keşfeden Agnes Varda’dır.

Ölmedin, yeniden doğdun

Son olarak Agnes Varda’nin gerçek insanlara bakış açısını özetleyelim:

“Sıradan insanlara ben gerçek insanlar diyorum, çünkü onlar içlerinde bilinmeyen hazinelerle dolular. Azar azar onların hikayelerini çekip çıkarıp paylaşımlarını keşfetmeye bayılıyorum.”