Ana sayfa Teknoloji Hi-Tech Notre Dame Katedrali Büyük Veri Kullanılarak Tekrar İnşa Edilecek

Notre Dame Katedrali Büyük Veri Kullanılarak Tekrar İnşa Edilecek

[Priscilla Fraire/Unsplash]
Okuma süresi: 3 dakika

Binlerce antik meşe ağacı ile inşa edilen Notre Dame Katedrali, büyük kısmının yok olduğu yangının ardından milyarlarca veri noktası ile tekrar inşa edilebilir.

Avrupa’nın en görkemli tarihi yapıları arasında yer alan Notre Dame, 15 Nisan günü çıkan yangının ardından büyük hasara uğradı. 400 itfaiyecinin söndürebildiği yangının ardından çan kulelerinin güvende olduğu ve birçok sanat eserinin önceden güvenli bir yere kaldırıldığı için kurtarıldığı belirtildi. Yangından alınan en büyük hasar, kurşun hatlarla bezenmiş 750 ton meşe ağacı iskeletin çökmesi oldu.

Katedralin ahşap çatısını inşa etmek için kullanılan ağaçlar 1160 yılı civarında kesilmişti. Antik kayıtlara dayanan bilgilere göre, 800 veya 900’lü yıllarda ekilen yaklaşık 13,000 ağaç katedralin iskeletinde kullanılmıştı. Bu miktar yaklaşık 21 dönümlük orman arazisine denk geliyor. Ars Techica’ya konuşan Columbia Üniversitesi’nden tarihçi Stephen Murray, “Fransa’da binaların çok fazla ahşap tükettiği ve ormansızlaşmanın giderek arttığı dönemler mevcut” ifadesini kullandı.

Murray, Notre Dame Katedrali’nde kullanılan ve kurşundan yapılma çatıyı destekleyen ahşabın tamamen yandığını ve sonucunda çatının çöktüğünü belirtti. Murray’ın Fransız meslektaşları tarafından belirtilen yeni endişe ise açıkta kalan tonozların ayakta kalıp kalamayacağı. Yangına dayanıklı olsa da çatının çökmesi nedeniyle darbelere maruz kalan tonozların ne kadar dayanıklı olduğu da şu an soru işareti doğuruyor.

[Thomas Millot/Unsplash]

Notre Dame eskisi gibi olmayacak

Yangının ardından aralarında Apple’ın da olduğu firmalardan birçok milyarder iş adamına kadar Notre Dame’ın yeniden inşası için yüz milyonlarca euro bağış açıklandı. Ancak bu kadar eşsiz bir yapının orijinaline olabildiğince benzemesi için ne ölçekte bir çalışma yapılması gerektiği henüz belli değil.

Katedralin inşa edildiği 400 yıllık meşe ağaçlarının yerini doldurmak mümkün olmadığı gibi katedrale ince işçiliğini veren 12’nci yüzyılın sayısız taş ustası da yok. Restorasyon çalışmalarında teknoloji devreye girecek ve makinelerin işlediği materyaller el işçiliğinin yerini alacak. Murray ise yüzyıllar içinde kaybolan el işçiliğinin çok önceden fark edildiğine dikkat çekiyor: “19 ve 20’nci yüzyılın Gotik yapıları biraz ölü gibi duruyor çünkü kullanılan taşlar ustaların el işçiliğini taşımıyor.”

Tek büyük avantaj, Fransa’nın antik binaları tekrar canlandıran restorasyon sanayisinin çok güçlü olması.

[Maxime Naillon/Unsplash]

Büyük Veri’nin devreye girme vakti

Restorasyonu mümkün kılacak en önemli girdi materyal değil ancak Büyük Veri. Her ne kadar Notre Dame’ın orijinal mimari planları kaybolmuş olsa da inşasını takip eden yüzyıllarda inşa edilen yapılara ait birçok veri mevcut. 12’nci yüzyılda yazılı dokümanlar ağırlıklı olarak kullanılmazken, sonraki yüzyıllarda katedral ve binaların yapımlarında kullanılan materyallere ve taş ustalarına ödenen ücretlere kadar bilgi veren çok sayıda kaynak mevcut.

Murray, “katedral inşası için tutulan kayıtların genelde iş bittikten sonra elden çıkarıldığını çünkü ileride bir değer taşımayacaklarının düşünüldüğünü” ifade etti. Bu durum, Victor Hugo’nun 1800’lü yılların başında yazdığı “Notre Dame’ın Kamburu” kitabıyla değişti.

Parisliler göz ardı edilen ve restorasyona ihtiyacı olan katedralin kurtarılması için harekete geçince dönemin önde gelen mimarları Eugène Viollet-le-Duc ve Jean-Baptiste-Antoine Lassus kral tarafından görevlendirildi. Oldukça basit aletler kullanan mimarlar, katedralin orijinal mimarisine ve gerçekleştirdikleri kapsamlı restorasyon çalışmasına ait net çizimler hazırladı.

200 yıl sonra, Murray ve Vassar College tarihçisi Andrew Tallon lazer tarayıcılar kullanarak Notre Dame Katedralini baştan aşağıya taradı. Taramalarda tonozların üst kısımlarından spiral merdivenlere, dar geçitlere ve gizli odacıklara kadar hiçbir yeri es geçmediler. Tarayıcı nasıl çalışıyor derseniz: Lazer ışınları ateşlendikleri cihaz ile üzerine düştükleri nokta arasındaki mesafeyi ölçüyor. Duvarlar, zemin, tavan ve katedralin diğer kısımları üzerinde nokta nokta yapılan bu işlem, yapının birebir mimarisini dijital ortamda oluşturuyor.

Yaptıkları çalışma ile Notre Dame hakkında milyarlarca veri noktası oluşturan Murray ve Tallon, en fazla 5mm sapan doğrulukla Notre Dame’ı Büyük Veri ile güvence altına almış oldu. Tallon ardından veri noktalarını panoramik fotoğraflara aktararak katedralin detaylı 3D görüntülerini hazırldı.

Notre Dame’ın kulesi tekrar yükselecek

Avrupa’da sayısız imparatorluğun yıkılışına tanık olan Notre Dame, 800 yılı aşan geçmişinde birçok kez hasar gördü. Modelleri yeniden çıkarılan ve birçok kez restorasyondan geçen katedral, tekrar restore edilebilir. 14’üncü ve 15’inci Louis döneminde tasarımı belirgin şekilde değiştirilen Notre Dame’ın heykelleri Fransız Devrimi esnasında ciddi hasar görmüştü. Devrim esnasında katedral ateist ve deist olan iki ayrı külte teslim edilmişti. Her ikisi de, devrim süresince politik nüfuzunu güçlendirmek için elinden geleni deneyen ve nihayetinde giyotine yollanan Maximilian Robespierre’in küçük projelerinden biriydi. Napolyon, devrimin sona ermesi ve ayaklanmaların bastırılmasının ardından 1801’de katedrali tekrar Roman Katolik Kilisesi’ne teslim etti. Aradan 30 yıl geçtikten sonra muhteşem yine gözlerden uzak düştü ve bakıma muhtaç hale geldi.

Notre Dame’ın Kamburu eseriyle belli zamanlarda akla gelen katedrali ölümsüz bir ikona çeviren Victor Hugo, mimarlar Lassus ve Viollet-le-Duc’un 25 yıl süren restorasyon çalışmasını başlatan isim oldu. 15 Nisan’da yaşanan yangında herkesin ah çekerek izlediği an, kulenin yıkılışı olmuştu. O kuleyi inşa edenler Lassus ve Viollet-de-Duc olmuştu.

Murray, “Notre Dame Paris’i Fransa’nın başkenti olacak ve Fransa’yı bildiğimiz Fransa yapacak ileriye dönük, devrimsel bir yapıydı… Fransa’nın konsepti az-çok ortaya çıkmıştı, bu da mimarinin ulusal ve kültürel kimliğin vizyonunu öne çıkaran bir güçle donatıyordu. Bana kalırsa hissettiğimiz yoğun acının öte yanındaki en önemli unsur bu” ifadesini kullandı.