Ana sayfa Bilim Astronomi Apollo 11 görüntülerinin neden sahte olamayacağının açıklaması

Apollo 11 görüntülerinin neden sahte olamayacağının açıklaması

Okuma süresi: 3 dakika

İnsanlığın Ay’a ayak basmasının 50’nci yıldönümünde halen Apollo görevlerinin gerçek olmadığına inanan çok fazla insan var. Apollo 11 görüntülerinin sahte olamayacağı ise kesin.

Apollo 11 ve devamında gelen insanlı Ay görevlerine ait çok sayıda komplo teorisi mevcut. En başta geleni, hiçbirinin gerçek olmadığı. Hatta, Ay’a ilk kez ayak basıldığı görevin görüntülerinin, 20’nci yüzyılın en başarılı yönetmenlerinden Stanley Kubrick tarafından çekildiği.

Peki 1969’da sahte Ay görevine ait görüntüler çekmek için yeterli teknoloji bulunuyor muydu? Bu konuya açıklama getirmek isteyen Hertfordshire Üniversitesi’nden film yapımcısı Howard Berry, The Conversation sayfasında bir yazı kaleme aldı. Berry’nin kısa ifadesi, Apollo görevlerine ait görüntülerin 50 yıl öncenin teknolojisi ile bir stüdyoda çekilemeyeceği. Buradan yola çıkarak genel komplo teorilerine kısaca göz atalım:

‘Ay’a iniş görüntüleri TV stüdyosunda çekildi’

Hareketli görüntüleri yakalamak için iki farklı yöntem kullanılır. Birincisi filmdir: Görüntülerin seri halde üzerine işlendiği şerit halindeli fotoğraf materyali.

İkincisi ise videodur: Hareketli manyetik bant gibi görüntüleri farklı mateyallere kaydetmenin elektronik yöntemini temsil eder. Video sayesinde bir televizyon alıcısına da yayın yapabilirsiniz. Standart bir sinema filmi saniyede 24 kare kaydederken, televizyon üzerinden yayın bulunduğunuz yere göre saniyede 25 ile 30 kare arasında değişir.

Eğer Ay’a iniş görüntülerinin bir stüdyoda çekildiğini öne süreceksek, görüntülerin saniyede 30 kare olması gerektiğini kabul etmeliyiz. Bu sayı, Apollo görevlerinin gerçekleştiği günlerdeki televizyon standardıydı.

Öte yandan, Ay’a ilk kez ayak basıldığı Apollo 11 görevindeki görüntülerin, görev için özel olarak hazırlanan ve saniyede 10 kare çekebilen Slow Scan Television (SSTV) ile çekildiğini biliyoruz.

Görüntüler stüdyoda çekildi ardından düşük yerçekimi izlenimi vermek için yavaşlatıldı’

İnsanların yavaşlatılmış görüntüerini içeren videolar izlediğimiz zaman, yerçekiminin düşük olduğu ortamlarda oldukları izlenimine kapılırız.

Teknik olarak bir filmi yavaşlatmak ise standardın üzerinde film karesi gerektirir. Kısaca, saniyede standart sayıda kare çeken bir kameradan farklı bir tane kullanmak gereklidir. Böylece, normal yayın hızında verildiğinde, görüntüler daha uzun sürer.

Sinemada “overcrancking” olarak adlandırılan bu tekniği kullanamıyorsanız, normal bir kamera ile çekim yapıp görüntüleri yapay olarak yavaşlatabilirsiniz. Ancak görüntüleri kaydetmek için bir belleğe ihtiyacınız olacağı gibi yavaşlatma işlemi için ek görüntüler oluşturmanız gerekir.

1969 yılında manyetik disk kayıt cihazları 90 saniyelik tekrar oynatım için en fazla 30 saniyelik görüntü saklama kapasitesine sahipti. Apollo 11 görevine ait 143 dakikalık yavaş oynatım için 47 dakika boyunca canlı yayın kaydı yapmak gerekiyordu ki, bu teknik olarak imkansızdı.

Apollo Lunar Television Camera, as it was mounted on the side of the Apollo 11 Lunar Module
SSTV. [NASA]

‘NASA elinde bulunan gizli teknoloji ile görüntüleri çekmiş olabilir’

Diyelim ki öyle. Peki NASA’nın 1969 yılında geliştirdiği gizli kayıt cihazı mevcut olandan tam 3,000 kat daha mı hızlıydı? Bunu nasıl kanıtlayacaksınız?

‘Görüntüler çok sayıda film ile kaydedildi ve ardından TV’de gösterilmek için yavaşlatıldı’

Biraz daha mantıklı. Ancak Apollo 11 görevini filme kaydetmek için yüzlerce metre uzunluğunda bir film gerekirdi. Standart bir film makarası 35mm’ydi ve saniyede 24 kare çekiyordu. Kayıt süresi 11 dakikaydı ve uzunluğu 300 metreydi.

Eğer biz saniyede 12 karelik bir film düşünürsek (Apollo 11 görevinde kullanılan kameraya olabildiğinde yakın), 143 dakikalık bir görüntü çekmek için 6,5 film makarasına ihtiyacınız olacaktır.

Diyelim ki çektiniz. Ardından filmleri bir araya getirmeniz, birleştirip negatiflerini dönüştürmeniz, bu esnada toz, leke, saç ve çizik gibi detayları düzeltmeniz gerekiyor. Haliyle, stüdyoda hazırlanacak görüntüler insan faktörünü ele veren detayları ve hazırlanış süresi ile zaten kendini ele verirdi.

Bahsedilen detayların hiçbiri söz konusu olmadığı gibi saniyede 10 kare ile çekilen Apollo 11 görüntülerinin saniyede 30 kareye getirilmesi en az üç kat emek isteyecek bir iş olurdu.

‘ABD bayrağı rüzgarda dalgalanıyor ama Ay’da rüzgar yok. Film çölde çekildi ve rüzgar bir fan ile oluşturuldu’

Apollo 11 görüntülerinde bayrak dikildikten sonra sabitleniyor ve görüntülerin sonuna kadar o şekilde kalıyor. Eğer stüdyoda çekildiği öne sürülecekse, ne kadar şiddetli bir rüzgardan bahsediyoruz?

Çölde tabii ki rüzgar eser ancak Temmuz ayında (Apollo 11 görevinin düzenlendiği ay) çöl fazlasıyla sıcaktır ve sıcaklık dalgaları görüntülerde belli olur. Ay’a iniş görüntülerinde normalde belli olması gerekecek sıcaklık dalgaları söz konusu değil. Çölde çekilmiş olması mümkün değil, ayrıca bayrak da dalgalanmıyor.

‘Görüntülerdeki aydınlatmak mutlaka bir spot ışığı olmalı. Gölgeler çok tuhaf’

Evet, orada bir yerlerde, teknik olarak izah edersek 150 milyon kilometre ötede Güneş denilen bir gök cismi var. Görüntülerdeki aydınlığın kaynağı, bu dev alev topunun ta kendisi.

Gölgelere bakarsak… Eğer ışık kaynağı yakınlarda duran bir spot ışığı olsaydı gölgeler bir merkez noktada oluşurdu. Ancak kaynak uzakta olduğu için gölgeler tek bir noktadan yayılmak yerine birçok yerde paralel olarak beliriyor.

Güneş’in tek ışık kaynağı olmadığını da not düşmemiz lazım. Işık, yerden de yansır. Bu da paralel olmayan gölgelerin oluşmasına sebep olabilir. Aynı zamanda gölgede olan nesneleri görebilmemizi sağlar.

‘Hayır, Stanley Kubrick yaptı’

20’nci yüzyılın en başarılı bilim-kurgu filmlerinden 2001: Space Odyssey’i çeken Stanley Kubrick, çok iyi bilindiği gibi mükemmelliyetçi bir insandı. Hatta, The Shinig çekimlerinde bazı sahneleri 80 kez tekrarlatması ile Jack Nicholson’ı bile en çok zorlayan yönetmendi. Eğer kendisinden Ay’a iniş görevinin görüntülerini çekmesi istenseydi, bunun için Ay’a gitmeyi şart koşardı.

‘Jurassic Park’ta sivrisineklerden dinozorları hayata döndürdüler ama bunu gizli tutuyorlar’

Pes ediyorum.

İlginizi çekebilir: