Ana sayfa Bilim Arkeoloji Mısır’ın Atlantis’i Heracleion’da sualtı tapınağı ve hazine dolu batıklar keşfedildi

Mısır’ın Atlantis’i Heracleion’da sualtı tapınağı ve hazine dolu batıklar keşfedildi

Heraclion'da geçmişteki keşif dalışlarında bulunan antik bir eser. [Flickr/Christoph Gerigk/Franck Goddio/Hilti Foundation]
Okuma süresi: 3 dakika

Dalgıçlar Mısır’ın Atlantis’i olarak adlandırılan kayıp şehir Heracleion’daki en önemli keşiflerinden birine imza atarak bir sualtı tapınağı keşfetti.

Bir zamanlar antik dünyanın en yoğun limanlarından biri olan Heracleion, bugün Akdeniz’in 45 metre derinliğinde yatıyor. Dalgıçlar, yaklaşık 20 sene önce keşfedilen antik kentte yeni ve büyüleyici bir keşfe imza atarak bir sualtı tapınağının kalıntılarını buldu.

Mısırlı ve Avrupalı dalgıçların gerçekleştirdiği keşif dalışlarında sualtı tapınağına ait birçok kalıntının yanı sıra madeni para ve mücevher ile dolu birçok batık bulundu.

Heracleion’un keşif sürecindeki ilk dalışlarda yer alan Franck Goddio ve ekibi, “Amun Garp” adı verilen tapınağa ait sutünların yanı sıra, küçük bir Yunan tapınağına ait kalıntıları da ortaya çıkardı. Yıllar sonra keşfedilen kalıntılar ve hazineler, Heracleion’un deniz tabanındaki tortu ve kumların altında sakladığı gizem hakkında sadece bir ipucu veriyor.

[Christoph Gerigk/Franck Goddio/Hilti Foundation]
Heracleion’da geçmişte yapılan dalışlarda bulunan bir eşya. [Flickr]

Kral İkinci Batlamyus dönemine ait sikkeler bulundu

20 yılın ardından gelen keşifler, deniz tabanındaki kalın tortunun altında yatanları görmeyi sağlayan gelişmiş tarama cihazları sayesinde mümkün oldu. Uydu konumlaması, gelişmiş sonar taramaları, yankı cihazları ve nükleer manyetik rezonans manyetometreler kullanılarak, Heracleion’un saklı kalan kalıntılarına ait yeni bulgular elde edildi.

Elde edilen bulgular ile yapılan keşif dalışlarında, tapınak kalıntılarıyla beraner birçok batığın içinde Kral İkinci Batlamyus (M.Ö 283-246) döneminden kalan bronz sikkeler, çanak ve çömlekler, mücevherler ve depolama eşyaları bulundu.

Heracleion’da geçmişteki yapılan keşif dalışlarında bulunan dev bir heykel. [Flickr]

Bizans döneminden kalan sikkelerin de bulunduğu batıklar, Heracleion’un en azından M.Ö dördüncü yüzyıla kadar aktif olduğuna işaret etti. Dalışlarda, geçmişte bir parçası bulunan ritüel amaçlı bir teknenin diğer kısmı bulundu.

Heracleion yakınlarında yer alan Canopus adlı bir diğer sualtı şehrinde yapılan dalışlarda ise Batlamyus ve Bizans döneminden kalan sikkeler, küpeler ve yüzükler bulundu.

Thonis adıyla da bilinen Heracleion’un, M.Ö sekizinci yüzyılda Nil Nehri’nin kenarında kurulduğu düşünülüyor. İsmi, efsaneye göre bir zamanlar kenti ziyaret eden Herkül’den geliyor.

Goddio, web sayfasından (en son keşif dalışına ait fotoğraflara buradan göz atabilirsiniz) yaptığı açıklamada “antik kentten çıkarılan eserlerin bir zamanlar sahip olduğu güzellik ve görkeme işaret ettiğini, aynı zamanda tapınaklarının muhteşemliğini sergilediğini” söyledi. Heracleion’un tarihi deliller ile dolu olduğunu belirten Goddio, “Dev heykeller, motifler ve mimari eserler, mücevherler, sikkeler, dini nesneler ve seramikler. Zamanın durduğu bir medeniyet” ifadesini kullandı.

Heracleion’ın antik zamanlardaki görünümüne ait çizim. [Flickr]

Heracleion’un nasıl sular altında kaldığı kesin olarak bilinmese de en büyük ihtimal yükselen deniz seviyesi ve sismik faaliyetler olarak gösteriliyor. Goddio, en son keşiflerle beraber 1,000 sene önce sular altına gömüldüğü tahmin edilen şehrin “yüzde 5’inin ortaya çıkarıldığını” belirtti.

İlginizi çekebilir: