Ana sayfa Bilim Astronomi Binlerce tardigrat İsrail uzay aracı ile Ay’a ulaştı

Binlerce tardigrat İsrail uzay aracı ile Ay’a ulaştı

[DijitalX]
Okuma süresi: 5 dakika

İsrail tarafından Ay’a gönderilen ilk özel uzay aracı Beresheet, Nisan ayında başarısız olan iniş girişiminde yere çakılarak taşıdığı tardigratları Ay’ın dört bir yanına saçtı.

11 Nisan gece yarısına yaklaşırken, İsrail Uzay Havacılık Sanayisi’nin Yehud’daki görev kontrol merkezinde herkes gözlerini iki ekran üzerine dikmişti. Sol ekranda Beresheet tarafından Dünya’ya gönderilen veriler, sağ ekranda ise Huzur Denizi adlı bölgeye inmeye hazırlanan uzay aracının motorlarına ait animasyon yer alıyordu. İnişe sadece saniyeler kalmıştı ki, sol ekranda beliren rakamlar durdu. Görev kontrol uzay aracı ile teması kaybetti ve kısa süre sonra Beresheet Ay yüzeyine çakıldı.

Dünya’nın bir diğer ucunda, Arch Mission Derneği’nin kurucusu Nova Spivack Los Angeles’taki bir konferans salonunda canlı yayını izliyordu. “Dünya’nın yedeklemesi” olarak tanımladıkları amaçları altında Beresheet görevinden beklentileri yüksekti. Beresheet, derneğin “ilk Ay kütüphanesini” taşıyordu. DVD büyüklüğündeki arşiv insanlığa ait 30 milyon sayfa bilgi, insan DNA örnekleri ve binlerde tardigrat taşıyordu. Su ayıları olarak da bilinen tardigratları birçoğoumuz “ölümsüz dünyalılar” olarak tanımlıyoruz.

İsrail, uzay araçlarının Ay yüzeyine çakıldığını duyurduktan sonra Spivack’ın aklından rahatsız edici bir soru geçmeye başladı: Evren’in bilinen en dayanıklı canlısı, kendisi yüzünden Ay’ın dört bir yanına mı dağılmıştı?

Spivack, Beresheet’in yaşadığı kazayı takip eden haftalarda danışmanlarını bir araya toplayıp Ay kütüphanesinin kazadan sağlam çıkıp çıkmadığı sorusunu inceledi. Beresheet’in izlediği rota ve arşivin bileşenleri gözden geçirildiğinde, ince nikel katmanlardan üretilen kütüphanenin kazadan tek parça halinde çıktığına neredeyse kesin gözüyle bakıldı. Hatta, DNA örnekleri ile tardigratlar taşımasına karar verilmesi, kütüphanenin kazadan hasarsız çıkmasını sağlamıştı.

Spivack, “Kazanın ardından 24 saat boyunca şok halindeydik. Risk faktörleri olduğunu biliyorduk ama çok yüksek olduklarını sanmıyorduk” dedi.

Beresheet snapped this selfie moments before communication with the spacecraft was lost. (SpaceIL/Israel Aerospace Industries)
Beresheet’in Ay yörüngesinde çektiği bir kare. [SpaceIL]

Genç yaşlarından itibaren birçok girişime imza atan Spivack, uzayın riskleri hakkında gerçekçi bir bakış açısına sahip. 1990’lı yılların sonunda ilk internet oluşumununu halka arz ettikten sonra eline geçen parayla Rus Hava Kuvvetleri ile uzayın sınırına çıkmıştı. Ardından ABD’de parabolik uçuşları ticarete açan Zero Gravity Corporation için melek yatırımcılık yaptı. 2015’te hayata geçirdiği Arch Mission Derneği ise farklı bir amaca hizmet ediyordu. İstediği en az milyarlarca yıl hayatta kalacak arşivlerde insanlığa ait bilgileri Güneş Sistemi’nin dört bir yanına ulaştırmaktı.

Arch Mission Derneği ilk arşivlerini Şubat 2018’de ateşlenen Falcon Heavy’nin taşıdğı Tesla Roadster ile uzaya gönderdi. Mars’a gitmesi planlanırken rotasından sapan Tesla Roadster, bugün Güneş etrafında 30 milyon yıl sürmesi beklenen yörüngesinde hareket ediyor. Taşıdığı arşiv, Southampton Üniversitesi tarafından 5D optik teknolojisi kullanılarak kuartz bir disk üzerine işlenen Isaav Asimov imzalı Foundation (Vakıf Serisi) eserini içeriyor.

Beresheet’in çarpışma enkazını gösteren kare. [Ay Yörünge Kaşifi / NASA]

İnsanlığın bilgisi nasıl arşivlendi?

Kuartz diskin ne kadar uzun ömürlü olacağı ise iyimser tahminlere karşın belli değil. Dijital teknolojiler ve kodlama standartları küçük alanlara yüksek miktarda veri sıkıştırmak için çok ideal olsa da, milyonlarca yıl ve ötesine geçen arşivler için en iyisi onları analog tutmak. Bu sefer, hiç ideal taşıma yükü olmayan geniş depolama birimleri gerekiyor.

Spivack, dünyada üretilen bilginin neredeyse tamamını taşıyacak küçük bir depolama birimi geliştirmesi için Bruce Ha’ya başvurdu. Ha, lazer teknolojisi kullanarak lazer üzerine yüksek çözünürlüklü nano-ölçekli bilgi işleme yöntemini geliştiren isim. İlk olarak cam üzerine görüntüyü işleyen Ha, ardından camın üstüne atom atom nikel yerleştiriyor ve onu kaplıyor. Böylece nikel üzerindeki görüntüler holografik bir şekilde beliriyor ve 1000x yakınlaştırma özelliğine sahip mikroskoplar ile görüntülenebiliyor.

Beresheet kondusu üzerindeki arşiv 25 nikel katman içeriyordu. Toplam kalınlıkları ise sadece birkaç mikrondu. İlk dört katman ders kitapları dahil 60,000 sayfa yüksek çözünürlüklü kitap sayfası içeriyor. Ayrıca, diğer 21 katmanı deşifre etmek için gerekli bilgiler yer alıyor. Deşifre edilmeleri halinde, bu katmanlar İngilizce Wikipedia’nın sahip olduğu bilginin neredeyse tümünü, binlerce klasik kitabı ve hatta David Copperfield’in sihirbazlık numaralarını içeriyor.

621 spacex tesla secret payload arch
[Arch Mission]

Spivack, DNA numunelerini aslında Beresheet ile değil ama bir diğer görev ile Ay’a taşımayı planlamıştı. Ancak İsrail’e Ay arşivini göndermesine birkaç hafta kala DNA numunelerini eklemeye karar verdi. Ha ve Spivack’ın ekibinden bir mühendis her bir nikel katmanının arasına ince epoksi reçinesi ekledi. Söz konusu madde, antik canlıları içinde saklayan reçinenin sentetik versiyonu olarak kabul edilebilir. Ardından reçinenin içine insan saç folikülleri, Spivack’ın kan örneği ve kendi deyişiyle genetik çeşitlilik sergileyen 24 insanın DNA’sı yerleştirildi. Dahası, Hindistan’daki Bodhi ağacı gibi kutsal yerlerden alınan numuneler ile kurutulmuş tardigratlar reçineye yerleştirildi. Birkaç bin kurutulmuş tardigrat da, Ay arşivini örten bandın üzerine saçıldı.

Spivack, Ay’a gönderilen tardigratların ileride bir gün hayata dönebileceğini düşünüyor. Tardigratlar, biyolojik faaliyetlerinin tamamen durduğu ve hücrelerindeki suyun hücrelerini cama dönüştüren bir protein ile değiştiği sıradışı canlılar. Bilim insanları bugüne dek yapılan deneylerde 10 yıldan uzun süre susuz kalmış tardigratları canlandırmayı başardı. Ay yüzeyinde milyonlarca, belki daha uzun süre hayatta kalması planlanan Ay arşivi sayesinde, tardigratlar hakkında da sıradışı bir deney yapılabilir.

Spivack, arşive son anda DNA örnekleri eklemenin ise büyük bir risk olduğunu çünkü bu işlemin nikel yapılara zarar verebileceğini belirtti. Sonradan fark edilen detay, DNA numunelerini eklemek için kullanılan reçinenin Ay arşivinin dayanıklılığını ciddi ölçüce artırmış olmasıydı. Ay arşivi çarpışmadan muhtemelen tek parça olarak çıktığı gibi ortaya çıkan sıcaklıktan da etkilenmedi. Nikel katmanları radyasyondan korumak için hazırlanan kaplamalar, erimelerini de engelledi. Spivack, “İronik olarak Ay arşivi kazadan sağlam çıkan tek taşıma yükü” ifadesini kullandı.

En iyi senaryo, Beresheet’in alçalma/düşme esnasında Ay arşivini fırlattığı ve nikel-cam depolama biriminin Ay kumları üzerinde duruyor olması. Spivack, Ay arşivi parçalara ayrılmış olsa bile ilk dört katmandaki analog bilgilerin büyük kısmının deşifre edilebileceğini belirtti. DNA numuneleri ve “kaçak” tardigratların durumu bilinmese de, Spivack “Ay’ın tardigrat istilasına uğrama gibi bir risk bulunmadığını” belirtti. Gelecekte bulunmaları halinde tardigratların Dünya’ya getirilmesi veya bir şekilde yeterince su olan bir ortama konması gerekiyor. Ay’da bolca su olacağı günlere kadar dayanabilecekleri ise şüpheli. Belki de, kurutulmuş tardigrat kolonisi kendi başının çaresine bakmanın yolunu bulabilir?

Yeni arşivler sentetik DNA ile gönderilecek

Spivack ve Arch Mission Derneği’nin en şanslı olduğu nokta, Ay’a DNA ve binlerce kurutulmuş tardigrat saçmanın tamamen yasal olması. Ancak söz konusu Mars olsaydı, durum farklı olabilirdi.

NASA Gezegen Koruma Ofisi, yaşam kapasitesi insanlık için önem barındıran gök cisimlerine özel sterilizasyon süreçleri hazırlamış durumda. Ay, bir gün Dünya’ya benzemeyecek olsa da Mars için bu durum farklı. Ayrıca, Apollo görevlerinde çoktan Ay’a birçok DNA bırakılmış durumda. 1969-1972 arasında düzenlenen altı insanlı görevin ardından, Ay’da insan dışkısı dolusu yaklaşık 100 torba bulunuyor.

Spivack, sonbaharda bir sonraki Ay görevi için gönüllülerden toplayacağı DNA’ların yanı sıra, nesli tükenme tehdidi altındaki hayvanların da DNA’larını Ay’a göndermek istiyor. Bu aşamada, bilgiler DNA üzerine depolanacak. Geçmişten bugüne büyük atılımlar yapılan DNA depolama, çok kolay kopyalanabilmesi ve çok küçük bir şişe içine Terabytlar dolusu veri işlenebilmesi sayesinde oldukça etkin bir yöntem. İngilizce Wikipedia’yı sentetik DNA üzerine işleyecek Arch Mission Derneği, ileri teknoloji taşıma yükünü 2021’de Astrobotic ile Ay’a gönderecek. Astrobotic, Beresheet’i geliştiren SpaceIL gibi süresi dolan Google Lunar X Prize’da yer alan bir diğer firmaydı.

Spivack, “Gezegenin fiziksel yedeklemesi olarak işimiz, mirasımızı koruduğumuzdan emin olmak. Bu hem bilgimizi hem de biyolojimizi kapsıyor… En kötü senaryo için bir planımız olmalı”.

Dünyanın tümünü yedekleme fikri Silikon Vadisi’nde çoktan var olan son derece fütüristik bir hayal. Küresel ısınma, nükleer savaş ve öldürücü asteroit tehdidi altında yaşarken bu teknolojiye başvurmak hiç de mantıksız değil.

Kapak fotoğrafı:

Tardigrat – Lorena Rebecchi and Roberto Guidetti, University of Modena and Regio Emilia

Dolunay – Wikipedia

İlginizi çekebilir: