Ana sayfa Bilim Geleceğin distopyasında saklanan tuzak: DNA Ayrımcılığı!

Geleceğin distopyasında saklanan tuzak: DNA Ayrımcılığı!

Okuma süresi: 3 dakika

Çağımızın distoptik eserlerinin (kitap, film vb.) ortak bir noktası vardır. Meraklısına cevap vermek oldukça kolaydır; KAOS. En bilinen eserler arasında “Cesur Yeni Dünya, 1984, Hayvan Çiftliği, Açlık Oyunları” gibi örneklerde bolca kaosu görmek mümkün. Bugün siz milenyum çağı insanı olarak bir distopya yazmak isteseydiniz, temel konunuz ne olurdu? Muhtemelen yapay zeka destekli, teknolojinin esir ettiği bir toplumu yazardınız. Son dönemin oldukça popülerleştirilmiş konusu olması dolayısıyla.

Görsel1.

Ancak önümüzde gerçekleşmesi muhtemel bazı farklı senaryolar da mevcut. 1990-2003 yılları arasında dünyanın en kapsamlı ve büyük çalışmalarından biri yapıldı; “İnsan Genom Projesi”. Bu projenin sonucunda bugün insanın genomik haritasını oldukça ince ölçekte bilebiliyor ve buna istinaden Kanser, Alzheimer, Parkinson gibi büyük hastalıkların genetik tedavilerini  (ilaç geliştirme) sağlayabiliyoruz.

Tabii bilimin insan sağlığı ve yararı için gelişmesi oldukça hoş. Bu deneyin sonuçlanmasıyla birlikte DNA analizleri, bireye yönelik genomik tespitler yaygınlaştı ve kolaylaştı. DNA veri bankaları oluşturuldu. Akabinde özel yapılanma olarak kurulan DNA veri bankaları artık müşterilerinin genetik bilgilerini çeşitli amaçlar (Tedavi) için saklamakta. Tabii buraya verdiğiniz genetik bilginiz başvurduğunuz şirketin “anlaşma” içeriğince korunacaktır.

Görsel2.

Bu gelişmelerin ışığında etik kaygılarımız oluştu. Bireylerin genetik bilgileri sayesinde birçok önemli veriye ulaşabiliriz. Örneğin “yüzde kaç oranında kansere yakalanma riski var?”, “genetik bir bozukluk veya mutasyon taşıyor mu?”, “ırk?”, “ortalama kaç yıl yaşayabilir?” gibi kişilik haklarının özelinde olan bilgilere bu testleri gerçekleştiren kişiler ulaşabilmekte. Etik olmayan noktası ise ABD’de birçok sigorta şirketi bireyin genetik test yaptırmanızı istemekte. Dolayısıyla buradan çıkan bir hastalık veya sorun raporu ile hiçbir sigorta şirketi bu bireye bir güvence sağlamamakta, yani tam anlamıyla fişlenmekte. Aynı şekilde genetik bir hasara sahip olan çeşitli bireyler devlet ve kamuda çalışamayabilir.

Daha kötüsü ise gelecekte, bu gibi durumları direkt olarak hükümetin halka uygulaması gibi bir durumla karşı karşıya kalınabilir. Geçmişte benzerlerini yaşadık  gelecekte de yaşayabiliriz (Nazi lideri Adolf Hitlerin ari ırk tutkusu). Bu sebeple nasıl ki paralarımızı biriktirdiğimiz banka hesaplarımızı özel güvenlikli bankalarca koruyor ve yasal olarak da haklarımızı gözetiyorsak. Aynı şekilde tüm insanlık olarak kötü niyetli kişi ve kurumlara karşı bir önlem almalıyız. Nitekim çeşitli bildiriler yayınlanmakta ve kanun haline de getirilmekte. “UNESCO İnsan Genetik Verileri Uluslararası Bildirgesi” bu konuda önemli bir yere sahip. Tabi işi hükümetlerin ele alması şüphesiz daha tatmin edici sonuçlar doğuracaktır.

“Herkesi kontrol altında tutamıyoruz, o zaman…”

Keşfi ve gelişimi yeni yeni gerçekleşen bir teknolojiye değinmeden geçmek olmaz; CRISPR (Detaylı bilgi için tıklayınız/ Ayrıca yazı bitiminde verilen linklerden daha fazlasını öğrenebilirsiniz). Gündeme çokça gelen bu konunun ciddiyetinin kısa bir cümleyle açıklamak gerekirse; “CRISPR sayesinde yakın bir gelecekte üstün insan ırkı mümkün olabilecek”. Yakın bir geçmişte Çinli bir bilim insanı CRISPR bebeklerini duyurdu. Bu bebeklerin özelliği ise şu uygulanan yöntem sayesinde bebekler hayatları boyunca “AIDS” olmayacaklar. Yapılan işlem ise kısaca embriyo çağındaki bebeklerin (insan genom projesinden elde edilen insan genomik verileri sayesinde) DNA’larının ilgili bölgelerinde yapılan hassas değişiklikler sayesinde her iki bebekte HIV virüsüne karşı yenik düşmeyecek bir yapıya sahip olacaktı. Bu çalışmayı gerçekleştiren bilim insanı kısa süre önce yakalanıp hapse atıldı bebeklerinse akıbeti bilinmiyor.

Dolayısıyla buradan çıkacak net bir sonuç var. Herkesi kontrol altında tutamıyoruz ve bazı şeyler devrim niteliğinde değişime uğrayarak yenilikçi bir fikirle ortaya çıkıyor. Yani günün birinde bebeklere CRISPR sisteminin uygulanması yasal bir hale getirildiğinde, kesinlikle işin bir maddi boyutu olacaktır. Maddi boyutun akabinde ise sınıf oluşumu ve ırk farklılığı gözlenecektir. Bunlar ise şüphesiz yeni toplumsal kaoslara yol açacaktır. Bu bahsedilen gelişmelerin tamamı son 20 yıl içerisinde yaşanmış olanlar, insanlık bazı kilit taşı buluşları sayesinde her geçen gün daha fazla sıçrayarak ilerlemekte.

Önemli olansa insan yaşamının kalitesi ve soyun devamlılığı. Eğer bu yazı hoşunuza gittiyse, az çok benzer şeyleri düşünüyorsanız önerebileceğim ve bu konuları daha net anlatan bir dizi var; Black Mirror. Bu dizinin özelliği tüm bölümleri birbirlerinden bağımsız yani hangi bölümü, hangi sıra ile izlediğinizin bir önemi yok. O yüzden direkt bu yazıyı kapatıp “Black Mirror Men Against Fire” bölümünü izlemenizi tavsiye ediyorum. O bölüm yetmez ise “Nosedive” bölümünü de izleyebilirsiniz ancak izlemeden önce şu yazımıza bir göz atmanızı öneririz “Bir 21. Yüzyıl Distopyası: Çin Halkı ve Kredi Sistemi“.

-Science is Everything-

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR;

CRISPR Popülerite Uğruna Halka Sunulabilecek Bir Teknoloji Değil!

Virüslerin Canına Okuyan Yeni Sistem: CRISPR-gold

Bir CRISPR Mucizesi: CAR-T Hücre Tedavisi

Çin sosyal kredi sistemi, 23 milyon vatandaşının seyahat etmesini yasakladı