Ana sayfa Bilim Astronomi Sadece galaksimizde Dünya benzeri 10 milyar gezegen olabilir

Sadece galaksimizde Dünya benzeri 10 milyar gezegen olabilir

Kepler Teleskobu tarafından keşfedilen bazı gezegelerin tasviri. [NASA/W. Stenzel]
Okuma süresi: 3 dakika

Gökbilimciler tarafından yapılan araştırma, Samanyolu’ndaki her Güneş benzeri dört yıldızın yörüngesinde bir Dünya benzeri gezegen yer alabileceğini ortaya koydu.

100,000 ışık yılı genişliğindeki Samanyolu Galaksisi, sahip olduğumuzun dışında en az 10 milyar “Dünya” daha içeriyor olabilir.

Penn State Üniversitesi tarafından yapılan ve The Astronomical Journal dergisinde yayımlanan araştırma, Samanyolu’ndaki yaşanabilir gezegenlerin sayısı hakkında fikir sunan en güncel çalışmayı temsil ediyor.

Business Insider’a yorum yapan astrofizik profesörü Eric Ford, “yaşanabilir gezegen arayışına gerekli yatırım yapıldığı takdirde, ileride nereye bakacaklarını daha iyi bileceklerini” ifade etti. Kepler’in ardından TESS teleskobu ile devam eden ötegezegen çalışmaları, 2020’li yıllarda Wide-Field Infrared Survey Telescope (Geniş Açılı Kızılötesi Tarama Teleskobu) gibi projeler ile büyük hız kazanabilir. Özellikle gezegenlerin atmosferlerini gözlemleme yeteneği ile James Webb Uzay Teleskobu (JWST) su buharı ve oksijen varlığı gibi önemli tespitler yapabilecek.

Ford ve ekibi, yaptıkları gökyüzü taramasında Dünya’nın dörtte üçü ile 1.5 katı büyüklüğünde ve yıldızının yörüngesinde 237 ile 500 gün arasında turlayan gezegenleri inceledi. Araştırmacılar bu süreyi, “Goldilocks zone (yaşanabilir bölge) sınırları içine oturan mesafeye göre hesapladı. Ford, yapılan analizlerin sayesinde gözlemlerin bir sonraki basamağını oluşturan “uzay gözlemevlerinin” tasarımı hakkında önemli bilgiler elde ettiklerini ifade etti.

5-10 milyar Dünya benzeri gezegen

Gökbilimciler yapılan çalışmada 2009 yılında ateşlenen ve görevinin sonuna dek 530,000 yıldız sistemi hakkında veri toplayan Kepler Teleskobu’nun arşivini kullandı.

2,600 ötegezegen (veya Güneş Sistemi dışında kalan dış gezegenler) keşfeden Kepler, Samanyolu’nda tahmin edilenden daha fazla gezegen olduğunu anlamamızı sağlamıştı. Ayrıca, ötegezenlerin çeşitliliği daha iyi anlaşılmış, ilk Dünya benzeri gezegenlerin tespiti yapılmıştı.

Yakıtının bitmesinin ardından geçtiğimiz yıl emekliye ayrılan Kepler’in bayrağını devralan TESS, bugüne kadar birçok önemli keşifte bulundu. Bunlar arasında Merkür benzeri atmosferi bulunmayan ilk ötegezegen de yer alıyor.

Nihayetinde, Kepler’in elde ettiği sonuçlar gece karanlığında belirgin olan yıldızların yüzde %20-%50’sinin yaşanabilir bölgelerinde Dünya benzeri bir gezegen bulundurabileceğine işaret ediyor.

Öte yandan, Kepler’in kullandığı “geçiş yöntemi” gezegenlerin kesin tespitinde yeterli değil. Yıldızlarının önünden geçerken oluşturdukları iz ile gezegenlerin tespitini sağlayan yöntem, büyük gök cisimlerinde başarı gösteriyor. Güneş’in üçte biri büyüklüğündeki küçük ve parlaklığı düşük yıldızların yörüngesinde yer alabilecek yaşanabilir gezegenler ise fazlasıyla göz ardı edilmiş olabilir.

Samanyolu’ndaki birçok yıldızın kırmızı cüce olduğunu düşündüğümüzde, halen keşfedilmeyi bekleyen birçok Dünya benzeri gezegen bulunduğunu söylemek doğru olur.

Bu yüzden araştırmacılar Kepler’in gezegen kataloğu ile ESA Gaia uzay aracının yıldız taramasından elde edilen verileri bir araya getirdi. Ardından, hazırlanan simülasyon ile taranmamış yıldızlar “tıpkı Kepler’in yapacağı gibi” tarandı. Böylece Kepler’in varsayımlı Evren’de kaç tane ve kaç çeşit ötegezegen keşfedebileceğine bakıldı.

Gaia ESA
ESA Gaia teleskobu. [ESA]

Ardından, sonuçlar gerçek Kepler verileri ile karşılaştırılarak Güneş benzeri yıldızların yaşanabilir bölgelerindeki Dünya benzeri gezegenlerin sayısı ile karşılaştırma yapıldı.

Ford, bu süreçte birçok önemli belirsizlik olduğunu not düştü. Bunlar arasında “hangi yıldızların Güneş benzeri olarak tanımlanacağından, yaşanabilir bölge menzilinin belirlenmesine ve hangi gezegenlerin Dünya benzeri olarak ifade edileceğine” kadar faktörler bulunduğunu belirtti.

Ford, tüm bu faktörler ele alındığında, “mantıklı tahminlerin Samanyolu’nda 5-10 milyar Dünya benzeri içerdiğine işaret ettiğini” söyledi.

Uzaylılara bir adım daha yaklaşıyoruz

Yaşanabilir ötegezegenleri tespit etme sürecinde yaşanacak gelişmelerin ardından, bu gezegenlerde gerçekten yaşam olup olmadığını anlamanın sırası gelecek.

Ford, Dünya büyüklüğündeki gezegenlerin atmosferlerinde tespit edilecek biyogöstergelerin (yaşam kaynaklı moleküller) öncelik taşıyacağını belirtti.

Bir gezegen yaşanabilir bölgede yer alıyor olsa bile, sıvı su bulunduracak sıcaklığa sahip olması için belli kalınlıkta atmosfer bulundurmak zorunda. Ötegezegenlerin atmosferleri, JWST gibi donanımlar ile yıldızlarının önünden geçerken ışınlarla girdikleri etkileşim incelenerek analiz edilebilecek.

Gökbilimciler, yaşanabilir olmaya aday ötegezegenlerin olabildiğinde yakın olması umuyor. Böylece gözlemleri için daha ucuz teleskoplar gerekecek. Mesafe arttıkça, gerekli bütçe de yukarı çıkacak.

Araştırmacılar ileride yapılacak Dünya benzeri gezegen görevleri için bir plan da sundu: Her 33 Güneş benzeri yıldızda bir ve her iki Güneş benzeri yıldızda bir Dünya benzeri gezegen aramak.

Ford, sadece tek bir gezegen arayarak olasılıkların belirdiği genişliği daha iyi anlayabileceklerini belirtti. Böylece, karar vericilerin en iyisi ve en kötüsüne hazırlıklı olarak güvenilir bilimsel strateji geliştirebileceklerini öneriyor.

Haliyle, uzay çok zor.

İlginizi çekebilir: